Platon devlet
Puan vermedi
Kitap devlet tasarımından çok insanın adalet arayışını anlatıyor. Kimin yöneteceği, neyin doğru olduğu ve toplumun hangi temel üzerine kurulacağı gibi meseleleri tartışıyor. Bazı fikirleri bugün uygulanabilir görünmese de yöneticinin yalnızca güç sahibi değil, bilgi ve karakter sahibi biri olması gerektiğini savunuyor. Ona göre bir toplumu ayakta tutan şey kanunlardan önce erdemdir. Bu yüzden eğitimden yönetime, bireyden topluma kadar her meseleyi ahlaki bir zeminde ele alıyor. Kitap boyunca verilen cevaplardan çok sorulan sorular öne çıkıyor. Adalet gerçekten nedir, çoğunluğun istediği her şey doğru mudur, bilgeliğin olmadığı yerde iyi bir yönetim mümkün müdür? Aradan iki binden fazla yıl geçmiş olmasına rağmen hala okunuyor olması da biraz bu temel soruların güncelliğini korumasından kaynaklanıyor
DevletPlaton (Eflatun) · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201932,9bin okunma
İncelemem
Puan vermedi·288 syf.··
2026 8. kitabı
Erhan Afyoncu’nun Osmanlı tarihi üzerine kaleme aldığı bu eser, ağır akademik dilin dışına çıkarak herkesin anlayabileceği bir üslupla yazılmış kıymetli bir çalışmadır. Kitap, Osmanlı Devleti’nin kuruluşundan yıkılışına kadar geçen süreci kısa fakat yoğun bilgilerle anlatırken okuyucuyu sıkmayan bir akıcılık taşımaktadır. Özellikle tarih okumaya yeni başlayan insanlar için sağlam bir giriş vazifesi görmektedir. Eserde dikkatimi çeken en önemli husus, yazarın olayları sadece kronolojik olarak anlatmaması, aynı zamanda dönemin ruhunu da hissettirmeye çalışmasıdır. Osmanlı padişahlarının siyasî zekâları, devlet teşkilatı, savaşlar ve iç meseleler sade bir anlatımla işlenmiştir. Bu durum kitabı hem öğretici hem de sürükleyici hâle getirmiştir. Erhan Afyoncu’nun dili, tarihçilerin kullandığı karmaşık ifadelerden uzak olsa da ilmî ciddiyetini kaybetmemektedir. Kaynaklara dayalı anlatımı sayesinde okuyucu, kulaktan dolma bilgiler yerine daha sağlam bir tarih anlayışına yaklaşmaktadır. Ayrıca yazarın bazı yanlış bilinen tarihî meseleleri açıklaması da kitabın değerini artırmaktadır. Bana göre bu kitap, Osmanlı tarihine merak duyan herkesin okuması gereken temel eserlerden biridir. Çünkü tarih, sadece geçmişi öğrenmek değil, milletlerin nasıl yükseldiğini ve nasıl zayıfladığını anlamaktır. Bu eser de okuyucuya tam olarak bunu vermeye çalışmaktadır. Kısa olmasına rağmen içinde ciddi bir tarih birikimi taşıyan faydalı bir çalışmadır.
Herkes İçin Kısa Osmanlı TarihiErhan Afyoncu · Yeditepe Yayınevi · 2024570 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·224 syf.·
2026 34. kitabı
Jean-Michel Valantin'in bu kitabı gerçekten tam anlamıyla bir odaklanma ve deşifre etme eseri. Sinemayı sadece bir eğlence veya sanat dalı olarak değil, doğrudan Amerikan jeostratejisinin ve milli güvenlik devletinin ana aktörlerinden biri olarak ele alması, olaylara bakış açısını tamamen değiştiriyor. Yazarın kitapta ortaya koyduğu en net gerçek, Pentagon ile film stüdyoları arasındaki o kusursuz senkronizasyon. Hollywood'un ürettiği yapımların, dönemsel olarak Washington'ın ihtiyaç duyduğu "tehdit" algısını nasıl inşa ettiğini çok iyi örnekliyor. Soğuk Savaş yıllarından uzay istilası filmlerine, oradan Körfez Savaşı ve terörle mücadele konseptine kadar, askeri operasyonların ve savunma bütçelerinin kitleler nezdinde meşrulaştırılması sürecini adeta bir dişli çark sistemi gibi gözler önüne seriyor. Kitabın içindekiler kronolojisine baktığımızda zaten Soğuk Savaş'tan 11 Eylül eksenine kadar Pentagon'un her dönem ihtiyaç duyduğu yeni tehdit algısının (Sovyetler, Saddam, siber tehditler veya uzaylılar) Hollywood eliyle nasıl taze tutulduğunu adım adım göreceğimiz anlaşılıyor. Girişte bahsettiği 2003 Irak işgalindeki kadın asker Jessica Lynch hikayesi sinema ile askeri stratejinin nasıl tek bir vücut haline geldiğinin kusursuz bir kanıtı. Tek bir kurşun bile atılmadan biten bir operasyonun, daha saatler geçmeden Hollywood yapımcıları tarafından "Er Ryan'ı Kurtarmak" tarzı bir medya destanına dönüştürülmeye çalışılması aslında her şeyi özetliyor. Yazarın burada tespit ettiği en çarpıcı şey, bu durumun toplumda artık büyük bir şaşkınlık bile yaratmaması. Çünkü kitleler, Amerikan strateji mekanizması ile sinemanın bu sürekli diyaloğunu kanıksamış durumda. Yazarın Fransız sinemasıyla yaptığı kıyaslama da Amerikan sisteminin benzersizliğini anlamak açısından çok değerli.
1000Kitap
Küresel Stratejinin Üç AktörüJean-Michel Valantin · Babıali Kültür Yayınları · 20067 okunma
10/10
··
Beğendi
SES (Öykü) Sabahattin Ali Sabahattin Ali’nin düş, düşünce ve gözlem dünyasına dönük yolculuğunuza, yazarın değerli beş öyküsünü bir arada sunan ve adını ilk öyküsünden alan Ses ile devam ediyoruz. Kitaptaki öyküler: * Ses * Köpek * Sıcak Su * Mehtaplı Bir Gece * Köstence Güzellik Kraliçesi Ses hikâyesinde anlatıcı, Anadolu’nun ücra bir yerinde memur olarak çalışmaktadır. Medeniyetin birçok imkânından mahrum bu yerde, tesadüfen bir köylünün söylediği ve bugün hepimizin bildiği, İbrahim Tatlıses yorumuyla da ünlenen Leylim Ley türküsünü dinler. Bu olağanüstü ses karşısında adeta büyülenirler ve el birliğiyle bu köylüyü Ankara’daki konservatuvara kabul ettirmeye çalışırlar. Kıt imkânlarla konservatuvar görevlilerinin karşısına çıkarılan bu genç adam, kendisini burada son derece yabancı hisseder. Büyük bir yeteneğe sahip olmasına rağmen, bulunduğu ortamın ruhuna uyum sağlayamaz; sesini istediği gibi kullanamaz ve yapılan sınavın önemini de tam anlamıyla kavrayamaz. Sonuçta elenir. Ertesi gün anlatıcı onu görmek için otel odasına gittiğinde, sazını yol parası yapmak için sattığını ve çekip gittiğini öğrenir. Bu hikâye, halk ile aydın arasındaki büyük uçurumu anlatması bakımından son derece değerlidir. Aslında çok nadir bulunan bu ses, sahibinin yetiştiği kültürel bağlamdan koparılarak teknik araçların ve yabancı insanların bulunduğu bir salona taşındığında yabancılaşır. Hikâyedeki “Orada bir türlü sesimi bulamadım.” sözü de bunu açıkça ifade eder. Yetenek vardır; ancak onu besleyen ortam kaybolmuştur. Köpek hikâyesinde ise bir mühendis ile bir çoban arasında gelişen diyaloglar üzerinden aydın–halk çatışması ele alınır. Sıcak Su öyküsünde birbirini seven iki insanın fedakârlıkları, devleti temsil eden iki jandarma tarafından değersizleştirilir. Hikâyede devlet
SesSabahattin Ali · Edebiyatist Yayınevi · 20227,8bin okunma
8/10
·384 syf.··
2026 39. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2026 13:01
Ender'in Oyunu; yalın ve akıcı anlatımı, sürükleyici kurgusu, şaşırtıcı ve etkileyici sonu, çocuk karakterler üzerinden ilerlerken yetişkin dünyasına ait meseleleri, konuşmaları ve yükleri işleyen hikayesiyle beğendiğim ve keyifle okuduğum bir kitap oldu. Bir çocuğun yaşadığı yalnızlık, izolasyon, zorbalık ve değersizlik duygularını; bilim kurgu öğeleriyle harmanlanan bir büyüme hikâyesi içinde işlemesi ve temposunu hiç düşürmeyen anlatımı, dikkatimi çeken güçlü unsurlarındandı. İnsanlık tarafından “Böcekler” olarak adlandırılan dünya dışı varlıklar, İnsan ordularına saldırmış; bu istilanın ardından devletler arasında kırılgan ve zorunlu bir ittifak kurulmuştur. Devlet, Savaş Okulu olarak yapılandırılan bir üs aracılığıyla çocukları eğitmekte ve onları böceklere karşı verilecek savaş için hazırlamaktadır. Nüfus kısıtlaması nedeniyle aileler iki çocukla sınırlandırılırken, istisnai durumlarda üçüncü çocuğa izin verilmektedir. Wiggin ailesi de bu istisnalardan biridir. İlk iki çocuklarının kişilik özelliklerini uygun bulmayan sistem, üçüncü çocuk olarak dünyaya gelen Ender Wiggin’i savaş okulu için umut vadeden adaylardan biri olarak görmektedir. Üç yaşından itibaren devlet gözetiminde olan Ender, böceklere karşı savaşacak orduya komuta etmeye uygun olup olmadığı açısından sürekli sınanmaktadır. Altı yaşında Savaş Okulu’na kabul edilen Ender; yüksek zekâsı, güçlü karakteri ve farklı bakış açısıyla ağır testlere, rekabetlere ve mücadelelere maruz kalır. Yerçekimsiz ortamda yapılan savaş eğitimleri, bilgisayar oyunları aracılığıyla ölçülen psikolojik dayanıklılık ve giderek ağırlaşan sorumluluklar arasında Ender, yaşadığı her şeyin yaklaşan büyük görevin yalnızca bir hazırlığı olduğunu fark eder. İnsanlık büyük bir tehdit altındadır ve umut, tek bir çocuğun omuzlarına
Ender'in OyunuOrson Scott Card · Pegasus Yayınları · 2025420 okunma
9/10
·192 syf.·
2026 125. kitabı
Bütün Fikrin Gerekliliği Salih Mirzabeyoğlu Bütün Fikrin Gerekliliği, İçtimai sistem, devlet, iktidar, ferd, ahlâk, ruh, zaman ve iman gibi meseleleri birbirinden kopuk şekilde değil, bir bütün hâlinde ele alıyor. Modern dünyanın dayattığı parçacı zihin yapısına karşı “mutlak fikir gerekli!” haykırışını merkeze yerleştiriyor. Kitabın en güçlü tarafı ise meseleleri yalnızca maddî sebepler üzerinden okumaması. İslâm âleminin yaşadığı buhranları sadece siyaset, ekonomi veya güç dengeleriyle açıklamıyor, bütün bunları doğuran zihnî ve ruhî sebeplere inmeye çalışıyor. Ferdin iç dünyasından toplumsal düzene, ahlâktan harekete kadar her şeyi bir mânâ bütünlüğü içerisinde değerlendirmesi eseri farklı bir yere taşıyor. Üstad Necip Fazıl’ın kitap için düştüğü “Mücerret fikir istidadı tam!” notu gerçekten çok yerinde olmuş. Çünkü eser, soyut gibi görünen fikri, sistem, hareket ve toplum meseleleri etrafında müşahhaslaştırmaya çalışıyor. Her rejimin önceki sistemlerin eksiklerini düzeltirken kendi kör noktalarını ürettiği bir dünyada, “bütün fikir” ihtiyacını güçlü şekilde hissettiriyor. Madde-ruh ilişkisini, ferd-toplum dengesini, ahlâk meselesini ve fikrin dayanması gereken muhkem zemini derinliğine ele alan, üzerinde uzun uzun düşünülmesi gereken bir eserdi.
Düşünce
Bütün Fikrin GerekliliğiSalih Mirzabeyoğlu · İbda Yayınları · 2023119 okunma