10/10
·400 syf.··
2026 16. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 23:17
Violeta "Isabel Allende" Violeta,Şilili yazar Isabel Allende'nin 2022 yılında yayımlanan son romanı.Benim de yazarla büyük bir keyifle tanışmış olduğum ilk kitabı. Kurgusal otobiyografi olan bu kitap mektup biçiminde bir anlatım özelliğine sahip. Yazarın anlatım biçimini Gabriel Garcia Marquez'e çok benzeten hatta ona öykündüğü yönünde haksızca eleştirenlerin sayısı da çok.Allende'nin anlatımı Marquez ile kıyaslanamayacak kadar özgün bence. Marquez'in sembolleri daha çok kullandığını söyleyebilirim örneğin. Bu türden bir kıyaslamaya girmek bence bu iki yazara da büyük haksızlık yapmak olur. Allende'nin anlatımında mizahı ustaca kullanışı da büyük bir fark yaratıyor aralarında. Yaşamı boyunca çok çarpıcı olaylara tanıklık etmiş bir yazar olarak ;tarihi anlatmadaki işlek, akıcı, samimi, doğal, içten aktarımı ve sembolleri kullanmadaki ustalığıyla size hiç yorulmadan keyifli bir yolculuk deneyimleme imkanı sunuyor. Yazarın kendi hayatında tanıklık ettiği siyasi çalkantıların izlerine kaleminde rastlamamak imkansız. Isabel Allende, Şilili sosyalist bir siyasetçi olan Salvador Allende'nin yeğeni. Salvador Allende, Latin Amerika'da seçimle göreve gelen ilk Marksist devlet başkanıdır. Kendisinin göreve getirdiği General Augusto Pinochet'nin askeri darbesi ile yönetimden indirilmiştir. Isabel Allende 2007 yılında K Edebiyat Dergisi' ne verdiği röportajda ABD destekli bu askeri darbe için şunları söylemiştir: "Mapacho nehrinde yüzen cesetleri, askerlerin yaktıkları kitap yığınlarından yükselen ateşi, tutuklularla dolu kamyonları, başkanlık sarayının bombalanmasını korku dolu birçok görüntüyü unutmayacağım. Hala askerlerin yürüdüğü kabuslarla uyanıyorum." Yazarın deneyimlediği bu acımasız manzaraya dair pek çok iz var, sarsılarak okuyacağınız Violeta'da. Violeta, 1920
Edebiyat
VioletaIsabel Allende · Can Yayınları · 2023359 okunma
Aylardan Kasım Günlerden Perşembe
7/10
·176 syf.··
2026 27. kitabı
2026 - 31. Kitap Kitabın Adı: Aylardan Kasım Günlerden Perşembe Yazarı : Ayşe Kulin Yayınevi : Everest Yayınları Türü : Tarihi Roman Basım Yılı: 2025 Sayfa Sayısı: 175 Sayfa Düşünceler : Ayşe Kulin sevdiğim yazarlardan birisidir. Aynı zamanda oldukça üretkendir. 42 kitabı milyonlarca satmış hemen her kitapseverin kütüphanesine ve dolayısıyla kalbine girme başarısı göstermiştir. Trabzon Kitap Fuarı'nda eşimle kendisine rastlamış gece geç saatlere kadar kitap imzalamasına hayretle ve hayranlıkla şahit olmuştuk. Bizde kitap imzalatmadık çünkü yeterince yorulmuştu. Yazarın 11 kitabını okudum bugüne kadar. Hemen hepsini de sevdim. Akıcı anlatımı ,sayfaları birbiri ardına çevirme hissiyatı uyandıran bir yazım tarzı var. Zaten bu kitaba da dün başladım ve bugün bitirdim. İşlerimin arasında dahi zevkle okudum. Yazarın en son kitabı olan bu roman istek üzerine yazılmış. Bu mânâda yazarın tek eseridir diye düşünüyorum. Atatürk 'ün ağzından Atatürk 'ü anlatan bir roman bu. Tarihsel gerçeklere sadık kalınarak yazılmış .Yazarken 22 farklı kaynaktan yararlanılmış. Atatürk 'ün iç dünyasına yansıtılmaya çalışılmış eserde. Belirli bir kronolojik sıra takip edilmemiş. Geçmişle vefat ettiği gün arasında gidip gelinmiş eserde. Çocukluk dönemi ile kadınlarla ilişkileri üzerinde biraz fazlaca durulmuş. İnsani yönü öne çıkarılmış. Fikrimizi önderinin de bir ölümlü olduğu gerçeği vurgulanmış. Zaten kendisi de bunu meşhur " Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır " sözüyle söylemekte asıl önemli olanın kurduğu devlet ve fikirleri olduğunu bize anlatmakta idi. Yazıkki emanetine pek sahip çıktığımız söylenemez. Neyse Atatürk 'ü biraz farklı açıdan ,Onun diliyle dinlemek isterseniz güzel bir seçim olur bu eser sizin için. Lakin biraz daha uzun olabilir daha fazla teferruata
Aylardan Kasım Günlerden PerşembeAyşe Kulin · Everest Yayınları · 20254,476 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kitap Tarih Kitabı Değildir
Puan vermedi·510 syf.··
2026 2. kitabı
Bu yüzden kitapta tarihi olaylardan çok, hoşuma giden alıntıları paylaştım. Kitapta hurafeleri, iftiraları baz alarak kurgulanmış tarihi bi içerik olmayan romandır. O dönemde 100 bin haşhaşinin yaşadığı iddia ediliyor. Bu rakam oldukça uydurma bir rakamdır. Zira rakamların sayısı gerçek olsa Selçuklu'da bütün devlet kademelerini kontrol edebilme ve hatta yok edebilme gücüne sahip olabilirlerdi. Kitapta gerçek nerede bitiyor , kurgu nerede başlıyor pek ayırt edilemiyor. Gelelim Hasan Sabbah yani Nam-ı diğer Yüce Seyduna'ya; Hasan sabbah'ın ataları Yemen'den gelme bir aileye mensup ama bu aile zamanında göç edip İran'daki Kum şehrine geliyor. Hasan Sabah İran'da Kum şehrinde dünyaya geliyor. Hasan Sabbah'ın babası da Şii inancında önde gelen alimlerden birisidir. Oğlunun da bu şekilde yetişmesini ve bu konuda da hoca olmasını istiyor. Bu nedenle oğlu Hasan Sabbah'ı Rey şehrine gönderiyor. Hasan Sabbah dönemin büyük zatlarından Nişaburin'in yanına gidip ondan eğitim alıyor. Hasan sabbah'ın babası oğlunu neden oraya gönderdi ? 12 Şii inancında olduğu ve oğlunun orada büyük bir eğitim almasını istediği için. Ama burada başka bir etken işin içine giriyor. Zaten o dönemde İsmail'iler Şiilik'ten ayrılıyor. Babası İsmail'leri sevmiyor, Hasan Sabbah İsmail'lere karşı antipati duyuyor.İsmaili zatları ile tanışıyor. Tanıştıkları zatlar İsmail'iligi Hasan Sabbah'a anlatıyor. Bir süre sonra Hasan Sabbah'ta İsmail'iligi mantıklı buluyor ve İsmail'i kanadında bir Dai( Fedai) olmaya karar veriyor. Hasan Sabbah'ı İsmail'ilige geçiren zat Fatimi İsmail'isidir. Hasan sabbah'ın ne kadar zeki ve bu propagandayı iyi yöneteceğini bildiği için Dai olmasına izin veriyor. Hasan Sabbah Fatimi merkezinde eğitim aldıktan sonra görevini yerine getiriyor ve insanlara Fatimiligi, İsmail'iliği
Fedailerin Kalesi AlamutVladimir Bartol · Koridor Yayıncılık · 201250bin okunma
Tüm İnsanlık Adına Yazılmış Tam Bir Baş Yapıt
10/10
·479 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 15:47
GİRİŞ "Hayat nedir ? Acılar Vadisi. Dünya nedir ? Hissiz insan kalabalığı." 19.yüzyıl Rus edebiyatının en önemli yazarlarından birisi olan Nikolay Gogol, Rusya'nın kokuşmuş bürokrasi sistemini, toplumun gerçek yüzlerini ve devlet yönetiminin eksik yönlerini eleştirel bir bakış açısı ile eserlerinde yer vermektedir. Sadece Rusya'da değil, tüm dünyada edebi saygınlığa sahip olan Gogol, eserlerinde sınıfsal açıdan burjuva insanları yerine sıradan insanlara yer vermiş, böylece her bir okur kitaptaki karakterler ile empati kurarak, kendi günlük hayatı ile özleşleştirmiştir. Nikolay Gogol, 1809 yılında Ukrayna'nın Soroçinski köyünde dünyaya geldi. Bazı eserlerinin esin kaynaklığını yapan ve yaşadığı coğrafya olan Kazaklar sebebiyle hayatının önemli bir bölümünü burada yaşayarak geçirmiştir. Babası amatör olarak tiyatro oyunları yazıyordu ve Gogol'ün tiyatroya olan ilk deneyimleri babasını izlerken olmuştur. Hayatının ileri safhasında kazak kültürü ve çocuklukta yaşadığı birçok olay vesilesiyle birçok eser yazmış, dünya edebiyatına damgasını vurmuştur. Dünyaca ünlü bazı eserleri şunlardır; Palto, Burun, Portre, Bir Delinin Anı Defteri, Taras Bulba, Müfettiş. Gogol, hayatının belirli önemli bir zamanında Rusya'nın Petersburg şehrinde geçirmiştir. Burada çeşitli devlet kurumlarında görev yapmış ve en yakın dostu olan yazar Aleksandr Puşkin ile bu şehirde tanışıp beraber edebiyat sohbetleri gerçekleştirmiştir. Eserlerinin bazılarına esin kaynaklığı yapan bu şehir, özellikle yakın dostu Alexandr Puşkin'in Gogol için Ölü Canlar'ı yazma fikri vermesi onun hayatının dönüm noktalarından biri olmuştur. Gogol eserlerinde hiciv trajik grotesk ve fantastik öyküler ve tiyatro yapıları kaleme almıştır. Gogol'ün eserlerinde en çok kullanıldığı yazım türü olan "Grotesk" dediğimiz edebi
Edebiyat
Ölü CanlarNikolay Gogol · İş Bankası Kültür Yayınları · 202429,4bin okunma
Hümanizm / Ütopya / Sosyalizm...
8/10
·249 syf.··
2026 21. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 19:22
Sevgili okurlar, sevgili yazarlar, sevgili Ütopyalılar, sevgili Romalılar... Sosyalizm açısından bir devrim niteliğinde olan eserin yazarı Thomas More, yaşadığı dönemde (1478 - 1535) gördüğü, tecrübe ettiği halkın, kilisenin ve krallıkların yaşanmışlıklarından yola çıkarak hümanist kimliğinin de etkisiyle kusursuz bir devlet tasarladı ve bu devletin adını 'Ütopya' bıraktı. Thomas More, her ne kadar koyu ve muhafazakar bir Katolik Hristiyan olmasına rağmen büyük bir tezat oluşturacak şekilde eserinde hümanizm, reform ve rönesans hareketlerinin izleri görülmektedir. Bu çelişkinin altında yatan sebepleri öğrenmek için yazarın hayatı ile birlikte günümüze kadar ulaşmış mektuplarını da incelemek gerekiyor. Ütopya kitabının adı, bir ad olmaktan çıkıp bir edebi eser türünün genel adı olması ve diğer eserlere ihlam kaynağı olması nedeniyle de okunmayı sonuna kadar hak ediyor. Gerçi ütopik tarzda kaleme alınan eser sayısı, distopik tarzda kaleme alınmış ve tehlikeli, kaotik toplumlar ile geleceği anlatan eserlere kıyasla çok daha azdır. Bunun sosyolojik nedenlerini merak edenler, bu husustaki inceleme ve araştırma kitaplarını inceleyebilirler. İyi okumalar diliyorum.
UtopiaThomas More · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202024,7bin okunma
Puan vermedi·542 syf.··
2026 68. kitabı
·
35 saatte okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 10:52
Guadeloupelu yazar Maryse Condé, sömürgecilik, kölelik, kimlik, diaspora ve kültürel aidiyet temalarını işlediği eserleriyle Karayip edebiyatının en önemli isimlerinden biridir. Segu, dört ciltlik büyük bir tarihsel roman serisinin ilk kitabıdır. Türkçede ilk cilt Segu Toprak Surları adıyla yayımlanmıştır. Roman, 18. yüzyılın sonları ile 19. yüzyılın başlarında, günümüz Mali sınırları içinde yer alan Bambara Krallığı’nın başkenti Segu’da yaşayan Bambara soylusu Dousika Traoré ve onun ailesinin üç kuşak boyunca erkek üyelerinin yaşamlarını anlatır. Erkeklerin hayatları anlatılırken eşlere, annelere ve zaman zaman kız çocuklarına da yer verilse de romanın odağında erkeklerin bu dönemdeki yaşantıları ve hayata, dine, köleliğe, farklı inançlara ve kadınlara bakışları yer alır. Bu yaşamlar aracılığıyla bölgenin dini, kültürü, doğası, insan yaşamı ve tarihiyle birlikte dönemin kölelik sistemi, siyasi yapısı ve toplumsal dönüşümleri hakkında da bilgi ediniriz. Romanın ilk kısmında Dousika Traoré ile tanışırken aynı zamanda çocuklarının seçimleriyle ilgili ipuçları da almaya başlarız. Çok tanrılı bir dine inanan Dousika Traoré’nin ilk oğlu Tiékoro’nun İslamiyet’e ilgisi, Siga’nın Tiékoro’ya karşı içinde büyüttüğü öfke, Naba’nın Tiékoro ile ilişkisi ve kardeşinin gidişinden sonra değişen hayatı ile Malobali’nin doğumu gibi olaylar sayesinde kardeşlerin aile içindeki yerlerini ve birbirleriyle olan ilişkilerini öğreniriz. Çocukların her biri farklı hayat yolculuklarına çıkar. Tiékoro, İslamiyeti öğrenmek için Siga ile birlikte bir yolculuğa çıkar. Bir süre sonra yolları ayrılır ve Tiékoro eğitim alacağı yerde yaşamını sürdürür. Onun geçmiş yaşamı ile yeni kabul ettiği ve öğrenmeye çalıştığı din arasındaki ikilemlerine, farklı bir etnik kökene sahip olması nedeniyle bulunduğu
Segu Toprak SurlarMaryse Condé · Bilgi Yayınevi · 202440 okunma