8/10
·208 syf.··
2026 87. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 17:28
Bu romanlarda deniz sadece deniz değildir. Açlığın, yoksulluğun, inancın, öfkenin ve hayatta kalma inadının içinde dalgalandığı başka bir şeye dönüşür. Ahmet Büke’nin Deli İbram Divanı kitabını okurken bende en çok bu his kaldı. Ege’nin kıyısında geçen, balıkçıların, yunusların, yoksulluğun ve delilik diye kenara itilen insanların dünyasını anlatan bu roman, kısa olmasına rağmen oldukça dolu bir metin. Ahmet Büke’nin öykücülüğünden gelen güçlü bir anlatı damarı var. Bunu romanda da hissettiriyor. Dil yer yer masalsı, yer yer sert, yer yer de eski bir deniz hikâyesi dinliyormuşsunuz gibi akıyor. Denizcilik terimleri, Ege havası, yunus avı, balıkçılar, dalyanlar, yoksulluk, açlık ve doğayla kurulan o mecburi ilişki romanın atmosferini iyice güçlendiriyor. Okurken zaman zaman Halikarnas Balıkçısı’nı hatırlatan bir hava sezdim; ama Büke’nin dili daha politik, daha sınıfsal ve daha içten bir yerden ilerliyor. Romanın en güçlü taraflarından biri bence “delilik” kavramına yaklaşımı. Deli İbram sadece aklını yitirmiş biri gibi okunmamalı. Bazen toplumun deli dediği kişi, aslında herkesin sustuğu yerde itiraz eden kişidir. Yerleşik düzene, haksızlığa, açlığa, devletin ve güçlülerin dayattığı kurallara karşı kendi bildiği yerden direnen bir karakter var karşımızda. Bu yüzden romandaki delilik bana bir eksiklikten çok, başka türlü bakabilme hâli gibi geldi. Yunus avı meselesi de kitabın vicdan tarafını taşıyor. Halkın kutsal gördüğü, neredeyse masalsı bir anlam yüklediği yunusların devlet teşvikiyle avlanması romanda sadece tarihsel bir bilgi olarak durmuyor; insanın doğayla, inançla ve geçim derdiyle kurduğu çelişkili ilişkiyi de gösteriyor. Açlık bazen insanı kutsal bildiği şeye bile el uzatmak zorunda bırakıyor. Büke’nin romanı en çok burada güçleniyor bence: Kimseyi
1000Kitap
Deli İbram DivanıAhmet Büke · Can Yayınları · 20212,854 okunma
Puan vermedi·376 syf.·
2026 35. kitabı
Osmancık, bir insanın kendini aşarak nasıl büyük bir ideale dönüşebileceğini anlatan etkileyici bir roman. Sayfalar ilerledikçe yalnızca bir devletin kuruluşuna değil, bir karakterin olgunlaşmasına da tanıklık ediyoruz. Kitabı bitirdiğimde geriye en çok şu düşünce kaldı: Büyük işler, önce insanın kendini fethetmesiyle başlar.
OsmancıkTarık Buğra · Ötüken Neşriyat · 202318,8bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Kaplan'ın Sırtında – II.Abdülhamid'i Anlamak
Puan vermedi·324 syf.··
2026 24. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 11:41
Zülfü Livaneli Kaplanın Sırtında kitabını okuyup birdim. II. Abdülhamid bizim tarihimizde hep ya "çok kötü" ya da "ulu hakan" diye ikiye bölünür ya, bu kitap o kuplaşmadan sıyrılıp gerçekten o koltukta oturan "insan"ı anlamaya çalışıyor. Abdülhamid, imparatorluğun en dağılmış, en zayıf döneminde tahta geçmiş. Kabul edelim ki; askeri ve teknolojik olarak dünya çoktan bizi geride bırakmış. Kitapta da çok güzel anlatıldığı gibi, o dönemde bir savaşa girmek, imparatorluğun sonunu daha hızlı getirecek bir intihar gibiymiş. Abdülhamid de bunu çok iyi bildiği için, elindeki kısıtlı imkanlarla, zekasını ve diplomasiyi kullanarak o süreci uzatmanın, imparatorluğu ayakta tutmanın yollarını aramış. Tabii ki yaptığı hatalar, baskıcı tutumları, o dönemin şartları altında tartışılabilecek çok fazla kararı var. Ama "vatan haini" diyerek kestirip atmak, bence o günkü zorlukları, o büyük çaresizliği görmezden gelmek olur. Kendi şahsi servetini bile devletin bekası için ortaya koyabilecek kadar devlete bağlı birinden bahsediyoruz. Kaplanın Sırtında kitabı Adülhamid'i ne yerin dibine sokuyor ne de göklere çıkarıyor. Sadece o "kaplanın sırtında" yolculuk eden, ağır bir sorumluluğun altında ezilen ama akıllıca politikalarla imparatorluğu otuz üç yıl boyunca bir arada tutmaya çalışan bir adamın anlatıyor. #306671697 Tarihe siyah–beyaz bakmak yerine, dönemin şartlarını göz önüne alarak biraz daha objektif bakmak isteyenler için güzel bir kitaptı.
Kaplanın SırtındaZülfü Livaneli · İnkılâp Kitabevi · 202215,6bin okunma
Puan vermedi·80 syf.·
2026 1. kitabı
Francis Bacon’ın "Yeni Atlantis" (New Atlantis) eseri, hem felsefe tarihi hem de bilim kurgu/ütopya edebiyatı için tam bir dönüm noktasıdır. Kitabın adı zaten doğrudan Platon’a (Eflatun) bir naziredir. Platon, Timaios ve Kritias diyaloglarında Atlantis adında, lüks ve kibir yüzünden tanrılar tarafından cezalandırılıp sulara gömülen muazzam bir uygarlıktan bahseder. ​Bacon bu esere "Yeni Atlantis" diyerek Platon’a şu mesajı gönderir: ​"Senin Atlantis’in gücünü, zenginliğini ve bilgisini kibre, savaşa ve sömürgeciliğe alet ettiği için helak oldu. Benim 'Yeni Atlantis'im ise bilgiyi Allah korkusuyla ve insanlığın hizmetinde kullandığı için ayakta kalacak." *** Roman, Peru’dan yola çıkan bir geminin Pasifik Okyanusu’nda kaybolmasıyla başlar. Azıkları tükenen, hastalıktan kırılan ve ölümün eşiğine gelen mürettebat, kendilerini haritalarda hiç görünmeyen gizemli bir adanın açıklarında bulur. ​Gemicilerin ulaştığı adanın adı Bensalem’dir. Bu isim rastgele seçilmemiş, İbranice iki kelimenin birleşiminden oluşturulmuştur: ​Ben: "Oğul" anlamına gelir. ​Salem (Şalem/Selam): "Barış" veya "Kudüs" (Yeruşalim) anlamına gelir. ​Yani Bensalem, kelime anlamıyla "Barışın Oğlu" veya "Yeni Kudüs" demektir. *** Gemiciler adaya yanaşmak istediklerinde, diğer klasik ütopyaların aksine vahşi bir dirençle karşılaşmazlar. Aksine, son derece organize, temiz, dindar ve yardımsever bir halkla karşılaşırlar. Kendilerine hemen ilaç, yiyecek ve kalacak yer (Yabancılar Evi) sağlanır. ​Bacon burada okuyucuya ilk mesajını verir: İdeal bir toplum, yabancıya korkuyla değil, kurumsallaşmış bir merhamet ve düzenle yaklaşır. *** Adanın kalbinde olan bilim merkezine Süleyman Evi (Solomon's House) denir. Kitapta adanın eski krallarından Solamona’nın bu merkezi kurduğu ve buraya İsrail Kralı Hz.
Yeni AtlantisFrancis Bacon · Maya Kitap · 20243,405 okunma
Fetö
9/10
·506 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
·
66 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 19:10
Nedim Şener i tebrik etmek lazım 500 sayfa yazmış kolay değil kafadan atmamış Hepsinin bir dayanağı var belgeli dipnotlu Eğer feto terör örgütünü tanımak istiyorsanız mutlaka bu kitabı okumalısınız böyle bir derdiniz varsa Şeytan devlet gibi davranmış 50 yıllık 60 yıllık plan yapmış bugün liseye giden öğrencilerin komutan olduğu zamanı düşünmüş hakim olduğu zamanı düşünmüş savcı olduğu zamanı düşünmüş Bir gün devlet başkanı olabileceklerini hayal etmiş ve onların avucu içinde istediği gibi hareket etmelerini sağlamış Bir televizyon programında Nedim Şener in feto terör örgütü devlete sızmadı devletin kendisiydi dedi Bu kitabı baştan sona okuduğunda anlıyorsun ki bu boş bir söz değil altı dolu bir cümle Yazarı tebrik ediyorum Gerçekten çok iyi bir iş çıkarmış Mutlaka okuyun
Mahrem İçinde MahremNedim Şener · Destek Yayınları · 20247 okunma
Bir şans verin derim ✿
10/10
·105 syf.··
2026 72. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 20:35
Mezopotamya dendiğinde aklınıza ne geliyor? Dürüst olmam gerekirse benimkine savaşlar, krallar ve tozlu tabletler geliyor. Sayce'nin bu kitabı odağı tamamen "insana", yani sokağın, pazarın ve evlerin içine çevirmiş. Kitap halkın yaşamından eğitime, evlilikten tefeciliğe, kölelikten dinsel inanışlara kadar birbirini kusursuz tamamlayan 8 farklı başlık altında toplanmış. Babil, Mezopotamya'nın kültür ve bilim başkenti, astronomi ve matematik alanında çok gelişmişler. Elbette Asurlular da bu kültürü büyük oranda benimsemiş ve Asurbanipal Kütüphanesi gibi muazzam arşivler kurmuşlar ancak bunu daha çok devletin ve gücün hizmetine sunmuşlar. Bugünün Doğu toplumlarında görülen kadınların toplumsal yaşamdan dışlanması anlayışı kesinlikle Babil'de geçerli değilmiş. Hele bir çeyiz ve evlilik hukuku var ki akıllara zarar, bugünün modern medeni hukukuna taş çıkartacak cinsten bir vizyon!
1000Kitap
Asur ve Babil'de Günlük HayatArchibald Henry Sayce · Kanon Kitap · 20258 okunma