Puan vermedi·192 syf.··
Beğendi
·
2022 126. kitabı
Zeytindağı, Falih Rıfkı Atay’ın 1932’de yayımlanan önemli anı kitabıdır. Yazarın I. Dünya Savaşı sırasında yedek subay olarak Cemal Paşa’nın karargâhında (Kudüs yakınlarındaki Zeytindağı’nda) yaşadıklarını, gözlemlerini ve izlenimlerini aktardığı bir eserdir. Kitap, Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemini (özellikle Suriye-Filistin-Hicaz cephesini) ve Cumhuriyet’in ilk yıllarına geçişi kapsar. Falih Rıfkı Atay, savaşın patlak vermesiyle orduya alınır ve Cemal Paşa’nın yanına tayin edilir. Eser, bu dönemde karargâhta yaşanan olayları, cephedeki askeri ve idari durumu, Araplarla ilişkileri, Alman müttefiklerle yaşanan gerilimleri ve imparatorluğun çöküşünü gerçekçi bir dille anlatır. Ana temalar: İmparatorluğun çöküşü, yönetim hataları, “bizim olan ama bize yabancılaşmış” topraklar (Filistin, Suriye, Hicaz), İttihat ve Terakki’nin siyaseti, Cemal Paşa’nın kişiliği ve yenilikçi tutumu ile Enver Paşa’nın Turancılık ve Alman yanlısı yaklaşımının eleştirisi. Kitap, bir imparatorluğun nasıl kaybedildiğini (askerî yenilgiler, lojistik sorunlar, yerel halkla kopukluk) ve yeni bir devletin (Türkiye Cumhuriyeti) doğuş gerekçelerini ibret vesikası olarak sunar. Zeytindağı ismi, Cemal Paşa’nın karargâhının bulunduğu Kudüs’e hâkim stratejik tepeden gelir. Yazar, buradan hem coğrafyayı hem de tarihi olayları gözlemler. Edebi ve Tarihî Değer Falih Rıfkı Atay’ın duru, sade ve güçlü Türkçesi eserin en büyük gücüdür. Dönemine göre modern ve akıcı bir üslubu vardır; ironi, çarpıcı imgeler ve realist betimlemeler kullanır. Yakup Kadri Karaosmanoğlu gibi isimler kitabı övmüş, “Cumhuriyet devri edebiyatının en büyük hâdiselerinden biri” olarak nitelendirmiştir. Tarihî açıdan değerli bir birincil kaynaktır. Yazar, Cemal Paşa’ya saygısızlık yaptığı iddialarına karşı “tarihin hakkını
ZeytindağıFalih Rıfkı Atay · Pozitif Yayınları · 201114,8bin okunma
İlan Pappe - İsrail
Puan vermedi
Pappe, İsrail ile ilgili eleştirel çalışmalarda önemli bir isim. İsrail’in 1948’deki kuruluşundan itibaren, hükümetleri, ekonomisi, savaşları, dönüm noktalarını iyi özetleyen bir eser. Kısaca resmî tarih anlatısından ayrıksı bir İsrail tarihi.. Bilhassa Mizrahi (Arap devletlerinden göçen) tabir edilen yahudilerin devletin merkezinden uzak tutularak yüksek mevkilere gelmelerinin önlenmesi, Doğu Avrupa kökenli Aşkenazların eğitim sistemindeki başat rolü, bugün de önemli bir konu olan (ABD-İran savaşı) nükleer silah üretimindeki İsrail’in rolü vs. gibi İsrail’in dış siyasette farklı yollarla perdelediği bir çok konuya değiniyor. Tarihi yazanın önemini pekiştiren bir kitap olmuş. Satr u satr eyledi ta‘yîn kudret ile ma‘rifet, Kim yazar târîhi, kimden kalır âsâr-ı rivâyet.
İsrail: Tartışmalı Bir Ülkenin KodlarıIlan Pappé · Timaş Yayınları · 20267 okunma
Reklam
9/10
·269 syf.·
Beğendi
·
2026 45. kitabı
Heyet V , serinin önceki kitaplarında olduğu gibi devlet, istihbarat, özel kuvvetler ve “derin devlet” kavramları etrafında ilerleyen bir kurgu-araştırma karışımı eser olarak sunuluyor. Kitabın alt başlığı “Devletin Künyesiz Evlatları”dır ve özellikle bordo bereliler, istihbarat görevlileri ve devlet adına görünmeden çalışan unsurlar üzerine yoğunlaşır. Kitapta anlatım yine “usta”, “dayı”, “fakülteli” gibi karakterlerin sohbetleri üzerinden ilerler. Bu karakterler okuyucuya devlet mekanizmasının görünmeyen taraflarını, operasyonları ve geçmişten günümüze uzanan gizli mücadeleleri aktarırlar. Anlatılan olaylar çoğu zaman resmi tarihin veya kamuoyunun bildiği versiyonların ötesinde yorumlanır. Yazarın temel tezi, devletlerin görünen yönlerinin dışında çok daha derin ve uzun vadeli planlar yapan bir aklın bulunduğudur. Eserin ilk bölümlerinde özel kuvvetlerin oluşumu, eğitim süreçleri ve operasyon mantığı ele alınır. Halk arasında bordo bereliler olarak bilinen askerlerin yalnızca savaşan birlikler olmadığı, gerektiğinde psikolojik harp, istihbarat ve gizli görevlerde de rol oynadıkları anlatılır. Kitap, farklı ülkelerin özel kuvvetlerinden de örnekler vererek Türk özel kuvvetlerinin tarihsel gelişimini açıklamaya çalışır. İlerleyen bölümlerde istihbarat dünyasına geçilir. Burada devletlerin yalnızca ordularla değil, bilgi toplama ve yönlendirme faaliyetleriyle de savaştıkları fikri işlenir. MİT, CIA, çeşitli gizli servisler ve uluslararası güç odakları üzerinden örnekler verilir. Casusluk faaliyetleri, çift taraflı ajanlar ve devletlerin perde arkasında yürüttüğü operasyonlar kitabın önemli temalarından biridir. Kitabın dikkat çeken kısımlarından biri de “Siyah Sancak” ve çeşitli gizli semboller üzerine yapılan yorumlardır. Yazar, tarih boyunca bazı sembollerin
Edebiyat
Heyet VHalil Yaşar Kollu · Lopus Yayınları · 2023180 okunma
10/10
·456 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 27 Nisan 2026 23:44
Roman, 6-7 Eylül Olayları’nı bireysel hayatlar üzerinden anlatırken, arka planda çok daha sert bir gerçeği hissettiriyor: Kitlelerin nasıl yönlendirilebildiği, öfkenin nasıl organize edilebildiği ve devletin bu süreçteki rolüne dair sorgulamalar… Açık açık slogan atmıyor ama satır aralarında “bu kadar büyük bir yıkım kendiliğinden olabilir mi?” sorusunu sürekli düşündürüyor. Suzan’ın hikâyesiyle birlikte okur şunu görüyor: Bir gecede komşuluklar, dostluklar, yılların emeği yok olabiliyor. En sarsıcı tarafı ise bunun yalnızca bireysel nefret değil; göz yumulmuş, hatta yer yer teşvik edilmiş bir kaos hissi vermesi. Bu da kitaba o “gerçekçi” ve ağır duyguyu katıyor. Kısacası kitap, sadece hüzün anlatmıyor; aynı zamanda geçmişin karanlık sayfalarına bakarken insanı rahatsız eden bir sorumluluk duygusu bırakıyor. Bitirdiğinde insan, yalnızca üzülmüyor; aynı zamanda sorguluyor.
En Hüzünlü EylülOsman Balcıgil · Destek Yayınları · 20243,714 okunma
Devletleri düşman değil,kendi ihtişamına âşık yöneticiler yıkar.
9/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 25 Nisan 2026 18:05
Çok şey yazmak istedim ama artık yeter dedim.. “İbn Haldun’un hükümdarları lüks içinde devlet çürütürdü; bugünküler fark yaratıp bunu kameralar önünde yapıyor.” “Vergi arttıkça halk fakirleşiyor, saraylar büyüdükçe asabiyet küçülüyor; İbn Haldun buna teori demişti, günümüz bunu yönetim modeli yaptı.” İbn-i Haldun, devleti yalnızca siyasi bir kurum değil, toplumsal dayanışma, ekonomi ve güç ilişkileri üzerinden açıklayan ilk düşünürlerden biridir. Onun devlet anlayışı, modern siyaset sosyolojisinin öncüllerinden biri kabul edilir. İbn Haldun’a göre devletin motoru hukuk değil önce “asabiyet”tir. Eserde bir çok yerde “Asabiyet” terimi geçince bu terime değinmeden geçmek olmaz. Asabiyet denince akla; Kitap içeriğinde, toplumsal dayanışma bağı, devletin kuruluş gücü ve göçebe/topluluk enerjisinin devlet kurucu rolü başta gelmektedir. Sonuç olarak; İbn Haldun’un devlet anlayışı, yalnızca tarihsel bir teori değil, günümüz siyasal krizlerini anlamada da işlevsel bir düşünce çerçevesi sunar. Eser, devletin yalnızca kurumlarla değil toplumsal dayanışma, ekonomi ve ahlaki yapı ile ayakta kaldığını göstermesi bakımından bugün de güncelliğini korumaktadır. İncelememin aslında son cümlesi; İbn Haldun; “Devleti yalnızca siyasi otorite olarak değil, toplumsal dayanışmanın yükselişi ve çözülüşü üzerinden açıklayarak modern devlet sosyolojisinin temelini atmıştır. “ diyerek bitirmenin doğru olacağı kanaatindeyim. Herkese iyi okumalar. Sağlıcakla kalın.
1000k
Devletİbn-i Haldun · İlke Yayıncılık · 2017368 okunma
İnsan düşündü mü, anlamaya başlıyor…
10/10
·540 syf.·
2026 18. kitabı
10/10 >> “Güç nedir, suç nedir, iyi–kötü nerede başlar?” >> “İnsan gerçekten sadece şartların ürünü mü? Yoksa her şeye rağmen seçebileceği bir “iyi kalma” ihtimali var mı?” :/ Kitapta en çok içime oturan şey, insanların açlıktan çok değersizleşmesi oldu. >>>Kısa Özet: Büyük Buhran döneminde, ekonomik kriz ve kuraklık nedeniyle topraklarını kaybeden Joad ailesi, umutla Kaliforniya’ya göç eder. Ancak “vaat edilmiş topraklar” sandıkları yerde yoksulluk, sömürü ve hayal kırıklığıyla karşılaşırlar. Bu yolculuk, sadece bir ailenin değil; insan onurunun, dayanışmanın ve hayatta kalma mücadelesinin hikâyesidir. 1. Dönemsel ve Tarihsel Bağlam: Kitap, 1930’ların Büyük Buhran ve Dust Bowl felaketi sırasında geçer. Tarımsal çöküş, işsizlik, açlık ve kitlesel göçler, Amerikalı çiftçilerin hayatlarını derinden etkiler. Steinbeck, bu dönemi sadece arka plan olarak kullanmaz; toplumsal ve ekonomik krizlerin insan üzerindeki etkilerini doğrudan anlatır. 2. Toplumsal ve Politik Eleştiri: Steinbeck, dönemin politikalarını ve sosyal yapısını eleştirir: • Zengin toprak sahiplerinin ve bankaların çiftçiyi sömürmesi, adaletsizliği ve sınıf uçurumunu gözler önüne serer. • Hükûmet politikalarının yetersizliği, halkın çaresizliğini artırır. • Kitap, bireyin güçsüzlüğünü değil, dayanışmanın ve kolektif direncin önemini vurgular. 3. Edebi Yorum: • Karakterler gerçekçi ve çok katmanlıdır: Tom Joad, bireysel adalet arayışı ile toplumsal sorumluluğu dengeler. • Annenin fedakarlığı ve aileyi ayakta tutma çabası, insanın direnç gücünü sembolize eder. • Steinbeck’in dili sadedir ama aynı zamanda güçlü imgeler ve simgelerle doludur; toprak, göç ve açlık metaforlarla derinleştirilir. 4. Felsefi Perspektif: • Kitap, güç ve zayıflık, birey ve toplum, etik sorumluluk ve dayanışma temalarını
Gazap ÜzümleriJohn Steinbeck · İletişim Yayınevi · 202145,7bin okunma
Reklam
Reklam