Sevgili kardeşim, ne zaman bir sal yapacağız kendimize
ve yelken açacağız gökyüzünden aşağıya?
Yakında bu yük çok ağır gelecek, sevgili kardeşim,
ve batacağız uçurumlara.
Sevgili kardeşim, çiziyoruz kâğıdın üstüne,
nice ülkelerle rayların resmini.
Dikkat et siyah çizgilere,
havaya uçuyorsun, görmeyip mayınları.
Sevgili kardeşim, işte o zaman ben istiyorumki,
bir kazığa bağlanayım çığlıklarla.
Ama sen, at sırtında terk ediyorsun ölüler vadisini
ve kaçıyoruz seninle birlikte.
Uyanığız, ister çingene kampında olsun, ister çöl çadırında
kumlar saçlarımızın arasından süzülüyor,
ne senin yaşın, ne benimkisi, ne de dünyanınki
yıllarla ölçülen.
Sakın aldanma kurnaz kargalara, yapışkan örümceklere
ve çalılara takılıp kalmış tüylere,
yiyip içmeye de kalkma efsane ülkelerinde,
çünkü köpükler, yalnızca görünüştedir tencere ve testiler.
Yalnızca altın köprüde kızıl yakut için geçerli
parolayı hâlâ bilendir ancak kazanan.
Söylemek zorundayım ki, son kar eriyeli,
o parola da yitip gitti bahçede.