Merhaba herkes!
Nasılsınız, nasıl gidiyor? Edebi camianın hayli karışık olduğu bir dönemde Hasan Ali Toptaş incelemesi ile geldim. Evet, Hahaha. Gerçekten ters biriyim…
2 gündür ciddi taciz ithamlarıyla anılan yazar bugün yaptığı açıklamada özrü kabahatinden büyük atasözünü
gerçekten canlı kanlı gösterdi bize. Şaşırdın mı derseniz gerçekten hayır. Sonuçta hepimiz insanız ve yapabileceğimiz hiçbir şeyin sınırı yok. Haliye çok şaşırdım hiç beklemezdim gibi şok ifadeler beni daha çok şaşırtıyor. Hasan Ali’yi ne kadar tanıyabiliriz ki ona kefil olalım? Ben bugün kendime bile olmam, insan değişiyor. FARE YİYOR İNSANLAR DOGFEST DÜZENLİYOR. YARASA YİYOR YARASA. Haliyle de gerçekten beni artık hiçbir şey şaşırtmıyor ve yapmaz ya filan diyemiyorum. Maalesef…
İncelemeye de gelirsek eğer, ben Hasan Ali kitaplarıyla yeni tanıştım. 3 romanını okudum şimdiye kadar ve sanıyorum sondan başa doğru bir okuma yapmışım. Neyse ki edebiyatçı ya da edebi eser eleştirmeni değilim. Thanx god.
Okuduğum 3 romanda da aslında benzer mekan ve olayı geçtiği ortam seçilmiş; köy hayatı ve Denizli (ki yazarın doğduğu büyüdüğü yer olması sebebiyle bildiği bir yeri seçmiş ve risk almamış diye düşünmekten de kendimi alamamıştım.). Toplumsal gerçekliği göstermesi adına iyi güzel de biraz da kentli insanın kentteki ıstırabına değinseydin be ağabeycim demedim değil. Tabii belki başka kitaplarında değinmiştir bilemem.
Ben dün sabah taciz olayları patlamadan röportaj kesitine denk gelmiştim. İliştireceğim bu paragrafın sonuna linki ve düşüncesi bana biraz abartı gelmişti açıkçası. Tartışmaya sonuna kadar açık elbette ama değişimi de baz almak önemli diyorum. Öykünme hali bana artık aşırı yavan geliyor. Nostaljiden de sanırım bu sebeple haz etmiyorum. Şartlar bu işte, uyum sağla, değiştiremeyeceğin şeyler