"O halde, sen aşk için bir şeyler yap. Baksana, herkes aşksızlıktan ağır ağır ölüyor. Dünyalık biriktirmek telaşındaki adam, dinini öfkeden bir mızrak halinde başkalarının kalbine saplamak isteyen adam, evinde kocasıyla saatlerce TV karşısında bir çift laf etmeden oturan kadın ve sokaklarda özgürce koşamadığı için meramını televizyon lehçesiyle anlatan
çocuk: Hepsi ağır ağır ölüyor."
"Thomas Mann "Tek başınalık içimizde özgün olana geçit verir, aşina olmadığımız güzelliğe ve şiire..." demişti. Büyük eserler büyük ve çilesi çekilmiş tek başınalıklardan doğar. Hayır, yalnızlık değil, tek başınalık. Bile isteye uzak kalabilmek insanlardan."
"...Derken o geliyor: Doğan günün bulutları gibi hafif,pembe, uçucu... ruhunun sahte temizliği, gözlerine vurmuş. 'Tatlım,' diyor, ışıl ışıl, tertemiz bir sesle, 'inan, sana karşı hiç suçum yok!' Biliyorum, yalan! Ama gel de inanma! Aklım kesinlikle yalan derken, yüreğim tam tersini fısıldıyor..."