En doğru şekilde " Nasıl yaşarım?" sorusuyla kendime işkence çektirdiğim -hayata bağlı her insan gibi- ve cevap olarak, " İlerlemeye uygun olarak yaşayı" verdiğim zamanlar henüz sadece, kayığı rüzgar ve dalgalarca sürüklenirken kendisi için hayati ve tek soru olan "Dümeni ne tarafa kırmalı?" sorusuna, "Biz bir yerlere sürükleniyoruz," cevabını veren adama benzediğini bilmiyordum.
Bütün ruhumla iyi bir insan olmayı arzuluyordum. Ama iyi bir insan olmanın peşinde koşmak için çok genç, tutkulu ve yapayalnızdım. Bu samimi arzumu, her dile getirişimde aşağılanma ve alay ile karşılaştım. Ne zaman adi ihtiraslara teslim oldum, o zaman insanlar beni övdüler ve teşvik ettiler. Hırs, iktidar düşkünlüğü, açgözlük, şehvet, kibir, öfke ve intikam bunların hepsi saygı gören şeylerdi.