Narsisist, yaşam yolculuğunu, hepimiz gibi bir insanın gönülden kucaklamasında bulunabilecek sessiz ve güvenli bir sığınağın özlemini duyarken, küstah ve rahatsız edici derecede kendini beğenen bir egoyla övünerek sürdürebilir. Narsisisti; ihtiyaç ve duygularınıza çok az saygı gösteren ya da hiç göstermeyen, bencil haklılık duygusu ve çekilmezliği ile ilginizi elde etmek isteyen biri olarak deneyimleseniz de gerçek şu ki; kendisinin farkına varamadığı, kavrayamadığı veya kabullenemediği bir ihtiyacın -çok daha derin ve temel bir bağ kurabilmenin- hasretini çekmektedir. Ve olasılıkla duygusal olarak yakın bir bağ kurma fikrini zayıflık göstergesi olarak görür ve acınası bulur. Farkına varmadığı, kabul edilemez olarak gördüğü bu özleminin sonucunda, ihtiyaçlarını doğru yönlendiremez, bu nedenle de ilginizi ancak etkileyici fakat bir o kadar da sinir bozucu davranışlarıyla çekebilir.
Beni tanıyanlar bilir, insanları bu şekilde davranmaya neyin ittiği konusunda büyük bir merakım ve bunu anlamak için tükenmez bir isteğim vardır. Kendi duygularımı çözümlememin gereği de bunun dışında değil elbette. Kendi kişiliğimi anlamak için epey vakit geçirdikçe, bu kararlılığın önemini ve ortaya çıkabilecek her türlü kendini keşif ve farkındalığın değerini anlamaya başladım.
Sözcüklere, şiire ve Shakespeare'e olan merakım onlu yaşlarıma dayanıyor. Monologlar, soneler ezberleyip okumak, şiir yazmak ve sözlük okuyup-kabul ediyorum, kulağa biraz garip geliyor-ilginç sözcükleri incelemek için saatler harcardım. Kendini ifade etmenin ve iletişim kurmanın yolları sayısız ve heyecan verici görünüyordu.
Sözcüklerden daha güçlü tanrı vergisi ve daha hızlı bir araç olamazdı.
"Bu dünyadaki tüm kötülüklerin sebebi insandır. Bizler kendi kendimizin virüsüyüz."
Tüm üyeler ellerini kaldırıp hep bir ağızdan, "Virüs," diye bağırıyor. Gastón Schafe sözlerine devam ediyor: "Biz haşeratın en kötüsüyüz, gezegenimizi mahvediyor, türdeşlerimizin açlıktan õlmesine sebep oluyoruz."