Kitabı kampta tanıştığım bir arkadaşımın önerisiyle tanıdım. İlk başta bir platon alıntısı bizi karşılıyor. Bu karşılama derin bir felsefenin habercisi gibi…Kitabın başları yazım hatalarıyla dolu, bunun
sebebi kitabın natüralist havasını korumak. Çünkü karakterimizin dilinden öğreniyoruz her şeyi ve baş kahraman ilk başta zihinsel geriliği olan bir birey, bu sebebten ötürü iyi bir dilbilgisi beklememeliyiz.
Karakter bir deneye katılarak zihinsel olarak diğerlerinin seviyesine ulaşmak istiyor. Arkadaşları olsa da küçüklük travmasını aşamıyor, annesinin ve kız kardeşinin ona karşı tavırları oldukça sert, özel durumundan dolayı.
Annesi ve kız kardeşi tarafından sevilmediğini hissediyor ki haklılık payı var.
Annesinden sevgi görmek istiyor, bu sebepten dolayı zekası yükseldikten sonra annesinin yanına gidiyor annesi ve kız kardeşine üstün zekalı olduğunu söylüyor bunu yapmasının sebebi onu sevmelerinin tek yolunun bu olduğunu düşünmesi, karakterimiz babası ile de görüşüyor fakat babasına açıklamıyor çünkü babasının onu sevdiğini biliyor.
Deneyden sonra üstün bir zekaya ulaşınca her şeyin farkına varıyor; arkadaşlarının onunla dalga geçtiğini, sevildiğini sanarken sevilmediğini öğreniyor, bir türlü yeni düzene uyum sağlayamıyor ( insanın olduğu sınıftan daha farklı bir seviyeye bir anda geldiğinde afallaması emeklemeden yürümeyi öğrenenlere bir mesaj gibi ) çevresinin ona karşı tavrı değişiyor kıskançlıklar ortaya çıkıyor, sevilmiyor (yine).
Platonun mağara alegorisine gönderme dikkat çekici; bu alegoriye göre mahkumlar gerçekliği yalnızca bu gölgeler ve sesler ile biliyor fakat bunlar gerçek dünyanın temsilleri değildir. (Charlie’nin o dünyaya, o sınıfa ait olmamasını kendini oraya ait hissetmemesini düşündürüyor bu kısım )
Çok ayrı bir tat bıraktı. Kitabın sonunda