Sıfır Noktasındaki Kadın, bir kadının hayat hikâyesi üzerinden, toplumun kadınlara çizdiği sınırları ve bu sınırların nasıl bir çıkmaza dönüştüğünü anlatıyor.
Firdevs’in çocukluğundan başlayarak yaşadığı istismar, yoksulluk ve çaresizlik, onu adım adım bugünkü hâline getiriyor. Hayatı boyunca sürekli kullanılan, bastırılan ve değersizleştirilen bir kadının, sonunda kendi sesini bulma hikâyesi bu.
Erkek egemen bir düzenin içinde, bir kadının var olabilmek için ne kadar ağır bedeller ödediğini çok açık ve sert bir şekilde gösteriyor. Bu kitap sadece acıyı anlatmıyor; aynı zamanda bir farkındalık ve başkaldırı hikâyesi.
Firdevs’in geldiği “sıfır noktası”, aslında onun en güçlü olduğu yer. Çünkü artık kaybedecek hiçbir şeyi kalmadığında, ilk kez gerçekten kendisi olabiliyor. Bu da kitabı sadece üzücü değil, aynı zamanda çarpıcı ve düşündürücü kılıyor.
Sıfır Noktasındaki Kadın; insanı sarsan, rahatsız eden ama tam da bu yüzden unutulmayan kitaplardan biri.