Ebruu

8/10
·392 syf.··
2026 23. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 14:18
Jane Austen’ın ilk romanı olan Akıl ve Tutku ile kendimi bir kez daha 19. yüzyıl İngiltere’sinin içinde buldum. Yine Austen’ın alışık olduğum üslubunu taşıyan, büyük olaylardan çok karakterlerin ilişkileri ve diyalogları üzerine kurulu bir romandı. İlk yarısı sakin ilerlese de ikinci yarıda olaylar biraz daha hareketleniyor. Elinor’un aklı ve ölçülülüğü ile Marianne’in duyguları ve tutkuları arasındaki denge hikayenin merkezinde yer alıyor. Bana iyi gelen, sakinliğiyle keyif veren bir okuma oldu. Kitap boyunca kendimi Elinor’a Marianne’den daha yakın hissederken buldum. Yine de Marianne’in duygularını daha açık yaşaması ve kendini daha kolay ifade edebilmesi de yer yer hak vermeme neden oldu. Belki de bu yüzden, kitabı bitirdiğimde aklımda kalan şey akıl ile duygunun birbirine üstünlüğünden çok, ikisi arasındaki denge oldu. Kitabın ardından 1995 yapımı film uyarlamasını da izledim. Elbette bazı farklılıklar vardı ancak dönemin atmosferini ve karakterleri yansıtma konusunda oldukça başarılı buldum. Okurken hissettiğim ambiyansı filmde de görmek güzeldi. Kitabı okuyanlara filmini de mutlaka izlemelerini tavsiye ederim.
Akıl ve TutkuJane Austen · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20249,4bin okunma
Reklam
9/10
·226 syf.··
2026 22. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 19:12
Siyah Lale, Hollanda tarihinden gerçek kişileri ve olayları kurgu bir hikayeyle bir araya getiren, benim için oldukça farklı bir klasikti. Dönemin önemli devlet adamlarından Johan ve Cornelis de Witt kardeşlerin, Orange Hanedanı ile yaşanan siyasi çekişmelerin ve Hollanda tarihinde “Felaket Yılı” olarak bilinen 1672 yılının hikayeye arka plan oluşturması ilgimi çeken noktalardan biriydi. Tamamen klasikliğine güvenerek başladığım ve detaylarını hiç araştırmadığım bu kitabın adının daha çok sembolik bir anlam taşıdığını düşünmüştüm. Bu yüzden olayların gerçekten siyah lale yetiştirme çabası etrafında şekillenmesi benim için hoş bir sürpriz oldu. Haarlem’den Amsterdam’a uzanan bu hikaye sayesinde Hollanda’nın şehirlerine, lale kültürüne ve tarihine dair küçük bir pencere aralandı. Bir gün görmek istediğim bu ülkeye karşı merakımı daha da artırdı. Kısa hacmi ve akıcı anlatımıyla keyifle okuduğum bir klasik oldu.
Siyah LaleAlexandre Dumas · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202319bin okunma
8/10
·240 syf.··
2026 21. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 14:36
Deli Kurt, Osmanlı’da Yıldırım Bayezid’in ardından yaşanan Fetret Devri ve şehzadeler arasındaki mücadeleler etrafında şekillenen tarihi bir roman. Hikaye, İsa Çelebi’nin oğlu Murat’ın etrafında şekilleniyor. Bu aynı zamanda Atsız’dan okuduğum ilk kitaptı. Roman boyunca daha önce bildiğim ama zamanla unuttuğum bazı tarihi olayları yeniden hatırlamış oldum. Edebiyatla tarihin buluştuğu kitapları ayrı seviyorum. Kitabın tarihi tarafını severek okudum. Ancak hikayeye eklenen fantastik unsurları çok sevdiğimi söyleyemem. Ben daha çok gerçekçi çizgide ilerleyen kitapları okumaktan keyif alıyorum. Buna rağmen kitap son sayfaya kadar merak duygusunu korudu. Oldukça akıcıydı ve keyifle okudum. Tarihle iç içe romanları sevenlere tavsiye ederim.
Deli KurtHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202219,7bin okunma
8/10
·293 syf.··
2026 20. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 00:00
Hamnet bende okurken değil, bittikten sonra yer eden kitaplardan biri oldu. Kitabın ilk yarısında bir türlü içine giremedim. Hem anlatım tarzı hem de olayların mışlı bir dille aktarılması bana biraz uzak geldi. Bir de gerçek kişileri merkeze alıp kesin olarak bilemeyeceğimiz detayları keskin bir kurguya dönüştüren hikayeleri çok sevemiyorum. Bu yüzden kitabın içine girmem beklediğimden uzun sürdü. Ama kitabın ikinci yarısında işler değişti. Hamnet’in ölümü ve sonrasında ailenin yaşadığı yas süreci anlatılmaya başladığında kitap beni daha çok çekti. Özellikle aynı acının herkes tarafından farklı yaşanışını okumak etkileyiciydi. Yine de evlat kaybını merkeze alan kitapları bir süre okumak istemiyorum. Okurken bazı bölümler beni beklediğimden daha fazla zorladı. Genel olarak kitabı beğendim ama son dönemde gördüğü yoğun ilginin beklentimi fazlasıyla yükselttiğini düşünüyorum. Bu yüzden okuma deneyimim, hakkında okuduklarımdan biraz daha farklı oldu. Ben ikinci yarısını severek okudum ve kitap bittikten sonra bende bıraktığı etkiyi fark ettim. Filmi izledikten sonra ise bu etki daha da büyüdü. Filmi bitirdiğimde ilk düşündüğüm şey oyunculukların ne kadar güçlü olduğuydu. Özellikle Agnes’in yaşadığı acı öyle etkileyici yansıtılmış ki birkaç sahnede kendimi tutamadım. Kitapta ölüm sonrası süreç ve yas daha detaylı anlatılırken film bazı bölümleri daha hızlı geçmiş. Ama buna karşılık özellikle finaldeki sahneleme çok etkileyiciydi. Kitabın ilk yarısında bir türlü içine girememiştim, hatta biraz mesafeli kalmıştım. Fakat filmi de izledikten sonra bu hikayenin bende bıraktığı etki daha da güçlendi. “Olmak ya da olmamak… İşte bütün mesele bu.”
HamnetMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20249,6bin okunma
9/10
·232 syf.··
2026 19. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2026 00:00
İlk bakışta oldukça sıradan görünen bir hayat… Ama sayfalar ilerledikçe, bazen bir insanın hayatını büyük olaylardan çok verdiği ya da veremediği kararların şekillendirdiğini gördüm. Stoner’ın hikayesi yanlış seçimleri, kaçırılan fırsatları ve hayatın akışına yeterince müdahale edemeyişini anlatırken bana da bir ömrü uzaktan izliyormuşum hissi verdi. Gösterişli değil, sarsıcı değil ama uzun süre akılda kalacak kitaplardan biri oldu benim için.
StonerJohn Williams · Yapı Kredi Yayınları · 20201,293 okunma
Reklam