Dijle

Dijle
@dijlefarqin21
Li ser şopa heqîqetê 𓃵
anesthesia
1999
72 okur puanı
Eylül 2023 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Puan vermedi·408 syf.··
2024 16. kitabı
Güneş tanrısı Helios'un çirkinliği ve zayıflığı yüzünden annesi tarafından dahi sevilmeyen kızı, ölümsüzlük verdiği ölümlü tarafından terk edilen Aiaia' cadısı Kirke'nin öyküsü.. Kitapta, Tanrıların, Tanrıçaların, titanların, cadıların yaratıkların hüküm sürdüğü bir evrende geçiyor. Kirke güneş tanrısı Helios'un cadı çocuklarından biri. Sevilmeyen dışlanan görmezden gelinen çocuk olsa bile o da bir cadı. Hem de sevgiyi tattığı ilk adamı , bir ölümlüyü tanrı yapacak kadar güçlü bir cadı. Yapmış olduğu büyü yüzünden Tanrı Zeus tarafından cezalandırılan Kirke, ıssız bir adada sonsuza kadar kalmaya mahkum ediliyor. Kendini ve güçlerini keşfetmeyi Kirke'yi Tanrılara, korkunç yaratıklara kafa tutacak güce eriştiriyor.Tarih Kirke'yi sevmediği insanları domuza çeviren, aşk için yapamayacağı kötülük olmayan biri olarak tanıtsa da ben Kirke'yi sevdikleri için Tanrılara kafa tutan, yardıma ihtiyacı olana yardım eden, oğlu için yapmadığı fedakarlık kalmayan bir anne olarak anacağım..
Ben, KirkeMadeline Miller · İthaki Yayınları · 202444,2bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·394 syf.··
2024 14. kitabı
Deyim yerindeyse acısını körüklemenin verdiği üzüntüden zevk alıyordu. bu zevk bana da yabancı değildi.Kaderin baskısı altında ezilen daha niceleri uğradıkları haksızlığın üstüne üstüne gitmekten acı bir zevk duyarlar. Kitapta sadece maddi yönden ezilenleri işlemiyor aslında Dostoyevski.Sevgi, aşk, gurur, hak ve adalet "Kısaca kaderin baskısı altında ezilenden" bahsediyor..
EzilenlerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202223,8bin okunma
Puan vermedi·48 syf.··
2024 11. kitabı
Avusturya-Macaristan doğumlu Yahudi roman ve oyun yazarı Stefan Zweig’ in yazmış olduğu bir öykü kitabıdır.Kısa fakat üzerinizde etki bırakacak bir eser kendisi.Bir çöküşün, Madame de Prie’ nin , Kral’ ın hedefinden ve ardından Normandiya’ya sürülmesi ile başlıyor. Paris’teki iktidarın sahibinden sonra, yapayalnız bir sarayda yaşamaya başlamak ne zor gelir, bunalım yolculuğunu sona erdirmeyi planlayan bir hikaye. Aslında Madam The Prie’ nin ne kadar boş bir hayatını yaşadığını kibirini ve kendini beğenmişligide okuyoruz. Zweig kesinlikle bir insan sarafı..duyguları pisikolojik durumu iyi analiz ediyor.Bir kadın karakteri konusunda nasıl başarılı olur anlamak zor.Bir çöküşün hikayesi ve bir insanın daima bir insana ihtiyacı olduğunu hisedebileceğiniz bir kitap.Böyle bir yalnızlığın bir insana neler yapabileceğini yavaş yavaş öldürdüğünü satırlarda okurken yaşıyoruz.
Bir Çöküşün ÖyküsüStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202591,8bin okunma
Puan vermedi·264 syf.··
2024 10. kitabı
Koku, Patrıck Süskind kaleminden.. Okuyup okuyabileceğiniz en tuhaf en sıradışı ama bir o kadar da derin bir konuya sahip. Patrıck Süskind, 1985 yılında yayınlanan bu kitabı ile tanınmış.Bu eserden sonra yayımlanan yaklaşık yirmi adete yakın eseri mevcut.Kitap Fransa’nın 18.yüzyılında geçiyor, JeanBaqtiste Grenouille kendisini istemeyen sevgisiz bir anne tarafından dünyaya geliyor.Doğuştan tüm kokuları tanıyabiliyor, tüm kokuların ham maddesine kadar algılayabiliyor, formül olmadan duyumsadığı tüm kokuların birebir aynısını üretebiliyor.Ama tüm bu koku duyarlılığına karşın kendi bedenine has kokusu olmadan dünyaya geliyor.İnsanların kokuları onun başını döndürüyor, aldığı her kokuda kendi tenine ait bir esans yaratabilmek için çözüm yolları aramaya başlıyor ve bu yolda malasef Jean Baqtiste için cinayet işlemekten geçiyor olacak.Ne var ki kendine ait dünyanın en güzel kokusunu da ortaya çıkarsa kendi kendisinin kokusunu algılayamıyor ve yarattığı her koku bir süre sonra bedeninden uçup gidiyor..
KokuPatrick Süskind · Can Yayınları · 201927,3bin okunma
Puan vermedi·104 syf.··
2024 6. kitabı
1518 yılında, Strasbourg’da geçen ilginç bir vakadan bahsedeceğim dans vebası! Strasbourg şehrinin insanları, ıstırap ve sefalet ile birlikte büyük bir yoksulluğun pençesine düşük açlıkla savaşıyorlar.Boğazlarından bir lokma ekmek bir yudum su geçmiyor.Bu açlıgın boyutu öyle bir hala geliyor ki bir aile açlıktan kendi kızlarını yiyor.Komşuları gibi evladını yememek için kendisi ile çok savaş veren başka bir anne bebegini götürüp nehire atmak zorunda kalıyor.Çünkü eger atmasaydı komşuları gibi o da bebegini yemek zorunda kalacaktı.Enneline bebegini nehire atıp kocasının yanına geldikten sonra bu travmayı atlatabilmek için yavaş ve ritmik hareketlerle aniden dans etmeye başlıyor ve sokağa çıktığında onunla temas eden her insan yaşanan bu acıların verdiği azaptan biraz olsun kurtulabilmek için engellenemez bir dansın salgınını ortaya çıkarıyorlar.Dans salgınına tutulan ve ardından ölen insanları mezarlıklara bile yerleştirmiyorlar.Devlet başkanları ve din adamları oturdukları yerden bolluk ve bereket içinde bu olayları kendi vicdanlarını rahatlatacak şekilde yorumlamayı başarıyor.Çözüm olarak akılda kalıcı ve elle tutulur hiçbir faliyette bulunmuyorlar.Bu eserin başı da sonu da akıldan çıkmayacak türde..
Dansa DavetJean Teule · Sel Yayıncılık · 202011,1bin okunma