6/10
·488 syf.··
2026 13. kitabı
Mahi – Okuma Deneyimim ve Düşüncelerim Öncelikle kitabın kapağından başlamak istiyorum. İlk kapağı gerçekten beğendim. Dikkat çekici ve kitabın atmosferine uygun duruyor. Ancak ikinci kapağı aynı şekilde beğendiğimi söyleyemem. Bana biraz fazla karmaşık geldi ve bir kitap kapağından çok poster tasarımını andırdı. Kitabı açtığımızda bizi günümüz başlıklı bir bölüm karşılıyor. Açıkçası bu bölüm ilgimi çekti çünkü daha ilk sayfalarda büyük sayılabilecek bir spoiler veriliyor ve ister istemez Bu noktaya nasıl geldiler? diye merak etmeye başlıyorsunuz. Kitabı bitirdiğimde bile bende kalan en büyük merak unsuru buydu. Hâlâ karakterlerin günümüzde gördüğümüz noktaya nasıl geldiklerini öğrenmek istiyorum ve ikinci kitabı okuma sebebim büyük ölçüde bu olurdu. Şunu da belirtmem gerekiyor ki bu tamamen benim kişisel okuma tercihim ben kitaplarda ana karakter dışında sürekli başka karakterlerin bakış açısından okumayı sevmiyorum. Mahi ve Ali Asaf'ın bölümlerini okumakta problem yaşamadım çünkü hikâyenin merkezinde onlar var. Ancak Bahar, Kaan ve Ayşe gibi yan karakterlerin bakış açıları bana gereksiz geldi. Bu karakterlerin hikâyeye kattıkları şeyler benim gözümde ana hikâyeyi çok fazla ilerletmiyordu. Bu yüzden onların bölümlerini okurken çoğu zaman kitabın uzatıldığını hissettim. Kendimi kitap okuyor gibi değil de sanki bir dizinin farklı karakterlerine geçiş yapıyormuş gibi hissettim. Kitap boyunca beni en çok rahatsız eden şeylerden biri de karakterlerin ilişki aşamalarını yaşamadan birkaç adım sonrasına zıplamasıydı. Bunun en belirgin örneğini Bahar ve Selim arasında gördüm. Karakterler daha sevgili bile değilken, doğru düzgün flört etmemişken ve birbirlerini yeni yeni tanımaya başlamışken Selim'in bir anda öpemiyor diye evlilik ve ardından nişan konuşması bana oldukça
MahiTuğba Atıcı Coşar · Pukka Yayınları · 2024424 okunma
10/10
·188 syf.··
Beğendi
·
2026 178. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 00:00
"KRAL ŞAKİR LÖMPENCE MASALLARI" "Bir vardiya dört yoktu. Doğru ve yanlışın ayırt edilemediği yıllarda, Mirket adında bir bilim hayvanı yaşıyordu." "Ya bildiğimiz masallar aslında hiç de öyle olmasaydı?" sorusundan yola çıkan yazar, çocukluğumuzun ezberlenmiş hikâyelerini modern, sorgulayıcı ve muzip bir dille yeniden yorumluyor. Amaç ne eğitmek ne de ahlak dersi vermek; sadece eğlendirirken düşündürmek. Masallar denince genelde aklımıza ne gelir? Kurt tarafından yenilen kırmızı başlıklı masum bir kız? Cam terlikle prens avlayan bir külkedisi? Yoksa burnu uzadıkça uzayan yalancı bir çocuk mu? "Kurt geldi!" diye bağıran çobanı hepimiz biliriz. Ama ya bu çocuk aslında sadece önyargılı biriyse? Ya köylüler onu hiç ciddiye almadığı için o da "madem öyle, o zaman gerçekten yalan söyleyeyim" dediyse? Bu kitapta efsanevi yalancıya bambaşka bir pencereden bakıyoruz. Belki de asıl yalancılar başkalarıdır, kim bilir? Pinokyo'nun okulu asma ve maceradan kaçışını biliriz. Peki ya bu sefer gerçekten okula gitmek isteyen bir Pinokyo ile karşılaşırsanız? Burnu uzasın ya da uzamasın, bu tahta çocuğun tek bir hedefi var: sıraya oturup ders dinlemek! Ama tabii ki kader onun bu masum isteğine gülüyor ve işler hiç beklendiği gibi gitmiyor. Külkedisi bu masalda bir kurtarıcıya ihtiyaç duymuyor! Evet, yanlış duymadınız. Bu Külkedisi cam terliğini kaybetmiyor, prens bekleyen bir prenses değil. O kendi kendisinin kurtarıcısı! Cücelerle takılan, kendi sorunlarını kendi çözen ve kimsenin yardımına ihtiyaç duymayan bir Külkedisi. Prens arka planda kalsın, bu sefer işler değişiyor! · Mirket: Laboratuvarını korumaya çalışan, ama her seferinde kaos çıkaran bilim insanı. · Canan: Merakıyla yalan söylemezliği arasında kalmış, kendiyle çelişen bir karakter. · Keçi Necmi: Ne olduğu belirsiz, ama
Edebiyat
Kral Şakir Lömpence Masallar 2Varol Yaşaroğlu · Eksik Parça Çocuk · 20263 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
10/10
·292 syf.··
Beğendi
·
2026 82. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 11:31
Kendisi de bir cerrah olan Shlain,bu kitapta sanat tarihçiliği yapmaktan ziyade,modern nörobilim ve evrimsel biyoloji bulgularını kullanarak da Vinci’nin nörolojik yapısının haritasını çıkarmaya çalışıyor.Shlain’in ana argümanı,insan beyninin evrimsel sürecinde sol yarım kürenin (analitik,dilsel,doğrusal) baskın hale geldiği ve bu durumun insanlığı "sağ yarım kürenin" (bütüncül, sanatsal,sezgisel) yeteneklerinden biraz uzaklaştırdığı yönündedir.Yazar,Leonardo da Vinci'yi insanlık tarihinin en büyük "bütünleşmiş beyin" örneği olarak sunar. Da Vinci; sol beynin getirdiği mekanik, geometrik ve analitik keskinlik ile sağ beynin getirdiği estetik,mekânsal ve örüntü tanıma yeteneğini eşi benzeri görülmemiş bir dengede kullanabilmiştir.Shlain buna "bütüncül beyin" adını verir.Bir cerrah gözüyle Shlain,Leonardo’nun hayatta kalan not defterlerini (kodekslerini) ve davranışsal özelliklerini inceler.Ortaya şu ilginç nörolojik tabloyu koyar:Solaklık ve Tersten Yazma: Leonardo solaktı ve notlarını ayna simetrisinde (sağdan sola) yazıyordu. Shlain, bunun beynindeki dil merkezlerinin alışılagelmişin dışında (belki de sağ yarım kürede veya her iki tarafta birden) konumlandığının bir işareti olduğunu savunur.Sinestezi: Leonardo’nun kelimeler, renkler ve sesler arasında sıra dışı bağlantılar kurduğunu, bunun da beynindeki farklı duyusal alanların yoğun bir çapraz iletişim içinde olmasından kaynaklandığını öne sürer.Dikkat Dağınıklığı ve Odaklanma: Eserlerini sık sık yarım bırakması, daldan dala atlaması modern psikiyatride DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) olarak yorumlanabilecekken, Shlain bunu beynin her an her şeyi tarayan hiper-aktif sağ lobunun sol loba baskın gelmesiyle açıklar.Leonardo'nun Beyni,yaratıcılığın ve dehanın biyolojik kökenlerini merak eden herkes
Leonardo'nun BeyniLeonard Shlain ·  Paloma Yayınevi · 202037 okunma
10/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 135. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2026 00:00
"ELMA CADISI PETRONELLA 3" “Kahkahalar uçuşurken, dostluk her şeyden güçlüydü.” Elma Cadısı Petronella serisinin üçüncü kitabıyla yeniden büyülü bir maceraya yolculuk ediyoruz. Yazar Sabine Städing, “Maceraya devam!” diyerek bu kez kardeşliğin ve affetmenin sımsıcak hikâyesiyle kucaklıyor bizi. Yeni yıl heyecanı, ilk karın büyüsü ve yepyeni maceralar… Yılbaşı yaklaşırken Petronella’nın değirmen evinde büyük bir telaş vardır. Petronella’nın dünyasına bir kez daha konuk olurken, onun kız kardeşleriyle tanışıyor ve yılbaşı hazırlıklarının tatlı telaşına ortak oluyoruz. Yılın ilk karını özlemle bekleyen Pastakreması ikizleri ve yılbaşı hazırlıklarını tamamlamaya çalışan Petronella derken, kimse evin yeni sakinini fark etmez: Cincüce! Bu küçük yaramazlık uzmanı, fark edilmeden içeri sızar ve kahramanlarımızın başına türlü türlü işler açar. Kartopu savaşları, şakalar, kovalama maceraları ve bol kahkaha… Ah, o Cincüce! Gönüllerde taht kurdu. Cincüce karakteri tam anlamıyla bir enerji bombası. Ne yapacağı kestirilemeyen, yaramaz ama bir o kadar da sempatik bu küçük yaratık, “yaramazlık” kavramını komediyle buluşturmayı başarıyor. Yazarın Cincüce’yi bir “problem” kaynağı olarak değil, bağ kurmayı öğreten bir karakter olarak yazması çok değerli. Her şey çok güzeldi ama en çok da korku ve heyecan içinde geçen yakalama kovalamaca beni benden aldı. Sabine Städing’in kalemi gerçekten büyülü. Yazar, karmaşık betimlemelere girmeden akıcı ve mizahi bir dil kullanmış. Cümleler kısa ve anlaşılır, diyaloglar ise doğal ve eğlenceli. Kitap boyunca tempoyu düşürmeyen bir anlatım söz konusu. Özellikle Cincüce’nin yaramazlıklarını okurken çocukların kahkahayı basacağına eminim. Yazarın en büyük başarısı, fantastik unsurları gündelik hayatla o kadar ustaca harmanlamış ki bizler kendimizi
Edebiyat
Elma Cadısı Petronella 3: Kartopu Savaşı ve Cincüce ŞakalarıSabine Stading · The Kitap Çocuk Yayınları · 202521 okunma
7/10
·251 syf.··
2026 40. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 10:59
İnsanların, bizim; mutant olduğumuzu bir düşünün. Hayır, iki tane kafamız ya da sekiz tane gözümüz yok. Bu şekildeyiz. Aynıyız ama birilerine göre mutandız.. Aborjinlere göre… Avustralya yerlilerine göre… Doktor olan Marlo; aborjinlerden bir davet alır. Davette kendini bir ödül töreninde bulacağını düşünen Marlo, kendini bir çölde bulur.. Kitap; belli bölümlere ayrılabilir. İlk bölüm arınma… Marlo; modern dünyadan arınmaya başlar. Daha sonra Çöl yolculuğuna çıkar. Bu yolculuk aylarca sürer.. kitabımızda bu şekilde başlar ve devam eder. Kitabın içindeki mesajlar oldukça fazla: her şeyin Akışta olduğu, moderniteyi reddetiş… Ve daha fazlası… Kitabın hikayesinden başka bir şey de dikkat çekici. Kitap yaşanmış bir gerçek anı diye yayınlanmış.. Aborjinler zaten gerçek ama kitabın içindeki aborjinler de gerçekmiş.. dünyamızdaki aborjinlerden tepki alan yazar gerçek hikayeden esinlenmiştir ibaresi kullanmaya başlamış.. Açıkçası aborjinler’in bazı davranışları bana olağanüstü gibi gelse de neden olmasın da diyorum.. kitabı sevdim. Genelde iç sorgulamanın, arayışın olduğu bir kitaptı. ️7/10
Bir Çift YürekMarlo Morgan · Klan Yayınları · 201927,5bin okunma
9/10
·304 syf.··
2026 41. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 09:41
Kitap tabi ki çok önemli noktalara, sağlık sistemindeki eksikliklere ve hatta hatalara dikkat çekiyor. Ancak yazım tarihi 2019. Haliyle o günden bu güne çok şey de değişmiş olabilir. Kitapta bahsi geçen biyoeşdeğer hormon kullanımı ile ilgili nasıl gelişmeler olduğuna dair güncel baskılarda ek bölümler olsa daha aydınlatıcı olurdu. Mustafa Atasoy
HormonMustafa Atasoy · Destek Yayınları · 2019111 okunma