8/10
·112 syf.··
2026 151. kitabı
Corinne & Mustafa Kemal - Son Mektup #okudumbitti Sanki bir çekmeceden yıllar sonra çıkan sararmış kâğıtları elime almışım da, okudukça ses kısılıyor, oda sessizleşiyor, ben de daha dikkatli nefes alıyorum… Çünkü bu kitap, “olay” anlatmaktan çok, bir dönemin ruhunu hissettiriyor. Burada Atatürk “heykel gibi” değil. Ne abartılıyor ne de indirgeniyor. Daha çok… çok çalışan, çok düşünen, bazen yalnız kalan bir adamın, güven duyduğu bir insana (Corinne’ye) “içini düzenler gibi” yazdığı satırlar var. O meşhur “ihtiras” cümlesini okurken bile bir aforizma okuyor gibi değil de, sanki birinin masanın başında durup “Benim pusulam bu” dediğini duyar gibi oluyorsun. Bu, bende çok gerçek bir his bıraktı. Corinne meselesi ise kitabın en “tatlı-acı” tarafı. Çünkü Corinne’yi okurken aslında bir yandan da Corinne’yi okuyamıyorsun. Onun sesi eksik. Bir noktadan sonra insanın içinden “Keşke onun cevabını da bilseydik” diye geçiyor. Ama ben bu eksikliği sevdiğimi fark ettim. Çünkü kitap, o boşluğu bir aşk romanı gibi doldurmuyor. Tam tersi: “Bak elimizde bu var, buradan düşünelim” diyor. Bu yaklaşım beni çok etkiledi. Hem daha dürüst hem de daha saygılı. Ve Con Sinov’un kalemi… Ben bu kitabı yazardan okuduğum ikinci kitap olarak bitirdim ve gerçekten şunu söyleyebilirim: Adamın cümleleri “bakın ne buldum!” diye bağırmıyor; daha çok elindeki malzemeye saygıyla yaklaşan bir araştırmacı gibi, ama okuru da sıkmadan, akışı bozmadan taşıyor. Belgeler var, bağlam var, yorum var… ama en güzeli, yorumun dozu iyi ayarlı: Okurun merakını öldürmüyor, aksine büyütüyor. Bu kitabı kitapfisiltisi sevtap ’ın önerisiyle #terskargaylaokuyoruz grubumuzla okuduk; bence bu kitaba grup okumak ekstra yakıştı. Kitabı kapattığımda içimde kalan şey “çok şey öğrendim”den ziyade: Bazı insanlar tarihin
Corinne & Mustafa Kemal - Son MektupCon Sinov · Masa Kitap · 055 okunma
Çocuklara kötülüklerden korumak için yapılacaklar listesi
8/10
·195 syf.··
2026 4. kitabı
Suçlular sadece başka insanları hedef seçmediler. Yani yakın akrabalardan yada Koç, hoca amca gibilerden de çıkabilir. Bazı ebeveynler Belki de çocukları tedirgin etmekten korkarak hiçbir şey yapmazlar. Maalesef bu başını kuma gömme tarzı yaklaşım çocukların savunması kalmasına sebep olur. Tüm eleştirilere itaat etmelerini gerektiren katı bir tarzda yetiştirilmiş çocuklar özellikle risk altındadır.@ Hayatta hiçbirimiz her şeyi çözemeyiz, Bu yüzden başkalarının tavsiyelerine başvurur. Çocuk yetiştirme konusunda ucuz teorilere başvuranlar, kendilerini Nasrettin hoca'nın masalında yanlarında bir eşekle ve oğluyla giden hocanın durumunda bulurlar. Yani ne yapsalar çözüm bulamıyormuş gibi hissederler. Sezgi ve sağduyudan yararlanmak Sezgi bir şeyi düşünmeden anlamanı sağlayan ani bir histir. Mesela ani ve sebepsiz bir duyguyla karşıdakinin iyi biri olmadığını hissedebilirsiniz işte bu sezgidir. Mesela bazı iş adamları sahte bir işin neredeyse kokusunu alır. Birkaç yıl polislik yaptım ve Sezgin kayda değer bir şekilde gelişmeye başladı. Sezgi ve sağduyu birlikte gider. Birçok insanın başı sağduyu görmezden geldiği için belaya girer. Sağduyu, eğer bir şey gerçek olamayacak kadar iyi görünüyorsa, genellikle gerçek olmadığını öngörür. Mesela baba çocuklarıyla aşırı ilgilenen bir Koru şefini tuhaf bulduğunu ancak çocukların ve annelerinin bu ilgiden memnun olduklarını bildiğinden onların mutsuz etmek istemediğini itiraf etmiş. Yani sağduyu ve sezgisini görmezden gelmiş ve bedelini oğlu ve ailesi ödemiştir (tacizci bir Kore şefi olayından alıntı) yetişkinler sağduyu sahibidir bunu çocuklarına da geçirmek için çaba göstermelidir. Küçük çocuklara bile sezgilerine güvenmeleri öğretilebilir. Şüphelenen bir çocuk kaba davranmaktan korkmadan kaçmalıdır. Çocukların sevgilerini
Çocukları Kötülüklerden KorumakRobert Stuber · Beyaz Yayınları · 19986 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
9/10
·376 syf.··
2026 18. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2026 21:56
Kitabın konusu: Resim kariyerinde uzun bir süredir ilerlemeye çalışan Sadie sonunda bir yarışmada finalist olmuştur. Tam hayatında her şeyin güzelleştiğini düşünen Sadie yaşadığı nöbetle hastaneye kaldırılır ve başına gelenlerin ardı arkası kesilmez. Bu sırada da her şeyden habersiz komşusu elinden geldiğince ona yardımcı olmaktadır. Katherine ablaya güvenebileceğimi biliyordum. Cidden inanılmaz güzel ve akıcıydı. Böyle sayfalar akarken bölümlerin nasıl bittiğini anlamadım ve bazen de kaçıncı sayfada olduğumu bile takip edemedim. Kitap romantik olarak geçiyor ama ailevi meseleler ve hastalık durumlarından da uzun bir süre bahsedilmişti. Zaten aslında her şey Sadie'nin yüz körü olmasıyla karmaşık bir hal alıyor. Bazen kitapta yumuş yumuş da hissettim bazen de Sadie yerine ben ağlamayı istedim. Joe harika bir karakterdi. Parker dışında herkesi sevdim aslında. Evet, Lucinda da dahil. Sadece kitapta daha çok romantik sahne görmek istediğim için puan kırdım. Kitap +13 olduğu için herkese rahatlıkla tavsiye edebilirim. Spoi olabilecek yorumuma gelirsek burada sevdiğim tüm karakterlerin isimlerini sıralamak istiyorum çünkü unutmayı hiç istemiyorum. Bay ve Bayan Kim, Sue, Augusta ve Peanut hepsi çok güzellerdi. Son anda kızın babasını dahi sevdim. Joe ya da gerçek adıyla Oliver, tabikide okudum ama kesinlikle daha çok okumak isterdim. Ayrıca kitapta çok güzel mesajlar da vardı. Özellikle birinde yüz körlüğü olsun veya olmasın, cidden bazı zamanlarda etrafımıza daha dikkatli bakmamız gerektiğiyle alakalı güzel şeyler yazılmıştı. Kitabı kesinlikle tavsiye ediyorum. Yazarın diğer kitaplarını okumayı daha da çok istiyorum. Bugünlük yorumum bu kadar, kendinize iyi bakın!
Merhaba YabancıKatherine Center · Artemis Yayınları · 2024275 okunma
Kan döktün sen!!
10/10
·660 syf.·
2026 56. kitabı
"Kan mı dedin? Dünyanın her köşesinde çağlayanlar gibi akmış, günümüzde de akan kandan mı söz ediyorsun sen? Şampanya gibi akıtılan, insanların döktükleri karşılığında Capitol'de taçla ödüllendirildikleri, sonra da insanlığın kurtarıcısı diye yücelttikleri kandan mı söz ediyorsun?.. Biraz daha yakından, biraz daha dikkatli bak sen olaya Dunya! İnsanlara iyilik etmek istedim ben. Bu aptallığıma karşılık (aslında aptallık falan da değildi bu, düpedüz küçük bir yanlışlıktı; bu düşünce şimdi, başarısızlığa uğradıktan sonra, göründüğü gibi hiç de aptalca bir şey değildi... Aslında başarısızlığa uğrayan her iş aptalca görünür ya...) evet, bu aptallığıma karşılık binlerce iyi şey yapacaktım. Bu aptallığımla önce ilk adımımı atacak, bağımsızlığımı kazanacak, birtakım olanaklar edinecek, sonra bu aptallığımı bağışlatmak için sayısız yararlı işler yapacaktım... Gelgelelim daha ilk adımda, ilk adımda yelkenleri suya indirdim... Bir alçaktım ben çünkü! Bütün sorun bu işte! Ama ne olursa olsun, sizin bakış açınızdan gene de bakmayacağım olaya. Başarsaydım taçla ödüllendireceklerdi beni, oysa şimdi içeri atacaklar..." ​ Evet bu dizelerin bulunduğu romanın serüven yolculuğuna çıkıp, Dostoyevski’nin hangi duraklarda, hangi karakterleri, hangi ruh halleriyle, ördüğünü görebilmek için şimdi biraz geriye, o ilk adımların atıldığı zamana gidelim... Takvimler 1866 yılının Ocak ayını gösterdiğinde, Petersburg sokaklarında henüz kimsenin tanımadığı bir karakterin, Raskolnikov’un ilk ayak sesleri Ruski Vestnik dergisinin sayfalarında duyulmaya başladı. Ancak edebiyat tarihinin en tekinsiz tesadüfü tam da o tefrika günlerinde yaşandı; Dostoyevski, bu tefrikaları kaleme aldığı dönemde borç batağındaydı; kaldığı otelde yemek bile verilmeyecek kadar zor durumdaydı ama
İnceleme
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · İletişim Yayıncılık · 2019194,5bin okunma
10/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
Herkese merhaba Bugün sizlere çok severek okuduğum bir kitaptan bahsetmeye geldim Şimdi hep birlikte keyifli bir yolculuğa çıkacağız(Keyifli şüpheli) Ama öncesinde çok önemli bir soruya cevap vermeniz gerekiyor, herkesin mutlaka çok istediği bir dileği vardır. Peki siz gerçekleşmesinin imkansız olduğunu düşündüğünüz hangi hayaliniz için bir milyon dolar vermeyi kabul ederdiniz? Ve unutmayın sizin için imkansız olan bizim için imkansız değildir Gerçekleşmesini istediğiniz hayallerinizi deneyimlemeye hazırmısınız öyleyse MIRACLE 'ye hoş geldiniz lütfen keyfinize bakın ve bu şahane gezinin tadını çıkarın O gün her zamanki gibi sıradan bir gündü hayalleri, istekleri ve yaşam tarzları birbirinden farklı bir grup insan hayallerine ulaşmak ve imkansızın ötesine geçebilmek için muhteşem bir geziye katıldılar ilk başta herşey çok güzeldi insanlar doyasıya eğleniyorlar ve anın tadını çıkarıyorlardı, bir kişi hariç onun tek istediği (neyse o kısım okuyacak olanlara sürpriz olsun) Ve işte o an, vakit gece yarısını geçtikten sonra işler karışmaya başladı. Yatta görevli olan mürettebatın tuhaf hareketleri, denizin dalgalanmaya başlaması ve parlak gökyüzünde nereden geldiği belli olmayan bulutlar. Bir anda herşey tersine döndü, rüzgar şiddetini artırıp fırtınaya dönerken denizin hırçın dalgaları görkemli yatı bir oyuncak misali oradan oraya sürüklemeye ve parçalamaya başladı. Kurtulmaya çalışan insanların çığlıkları kulakları tırmalarken karanlığın ortasında tam bir can pazarı yaşanıyordu, etrafa dağılan cesetler yaşanan dehşet anını içinden çıkılmaz bir hale getiriyordu kurtulmak için tek bir yol vardı. Beşyüz metre ileride etrafı dik kayalıklarla çevrili bir ada o an için en güvenli yer orasıydı, en azından onlar öyle zannediyordu asıl felaket ve dehşet o, adaya çıktıktan sonra
Turing Kapanıİlkim İpek · Theseus Yayınevi · 202513 okunma
Geriye Sadece Karanlık Kaldı
2/10
·368 syf.··
2026 16. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 28 Mart 2026 21:29
herkese selam. bu benim bu yazardan olduğum ilk -ve büyük ihtimalle son- kitap. başlamadan önce şunu söylemek isterim ki kendisinin bookstagram kişiliği hakkında pek fazla fikrim yok. youtube'da arada bir videoları karışma çıkıyor -ki kitap içerikleri tüketmeyi seven herkesin karşısına çıkıyordur eminim- ama tarzlarımız pek uyuşmadığı için ilgilenmiyorum. bu aralar birkaç tane türk yazarın kitaplarını okumak istiyorum ve bu yazar da onlardan biri olduğu için en az olaylı kitabına bir şans vermek istedim. kitabın konusunu fikir sahibi olmanız adına çok kısaca anlatayım: ana karakterlerimiz güneş ve arden aynı adamı öldürmek için girdikleri evde tesadüfen çarpışıyorlar ve bu çarpışma her ikisinin de malum cinayet planını suya düşürüyor. ertesi gün polisler güneş'in evine kendisini tutuklamak için geliyorlar ve tesadüfe bakın ki önceki gece cinayet işlemek üzere onunla aynı yerde bulunan arden de karakolda güneş'i sorgulamak için bekleyen diğer polislerden biri. kitap konu olarak ilgi çekici bence. eğer beni paylaşımlarımdan tanıyorsanız bilirsiniz ki polisiye genelde okumayı tercih ettiğim bir tür değil, bu kitaba da polisiye beklentisiyle değil de romantizm beklentisiyle başladım ve ilginç bir dinamik vaat ettiği için memnun kaldım. ama bu tabii genel işleyişe dair şikayetlerim olmayacağı anlamına gelmiyor ki puanımdan da anlayacağınız üzere konusunu beğenmem kitabı bütünsel olarak beğenmeme pek yardımcı olmadı maalesef. benim ilk şikayetim yazım tarzıyla ilgili olacak. modern melankolik polisiye ile wattpad estetiği arasında gidip gelen o tarz o kadar baskın ki baslar başlamaz yazara "tamam tamam, ben senin neyin peşinde olduğunu anladım" diyebiliyorsunuz. edebi olmak için cok fazla uğraş var ve bu durum daha ilk andan akışa zarar veriyor. görselleştirme fena değil
Geriye Sadece Karanlık KaldıSelin Solaris · Martı Yayınları · 2026230 okunma