HK
Bedenin bile putun olabilir dikkatli ol
Araştırma-İnceleme Tarih
iklim kanunu
İklim Krizi Yalanı: Sıfır Emisyon, Maksimum Kontrol! Bu Bir Doğa Sevgisi Değil, Yeni Bir Tutsaklık Modelidir. Dünyayı kirletenlerin, şimdi de “dünyayı biz kurtaracağız” demesi kadar küstahça bir yalan olabilir mi? Bize karbon ayak izimizi hatırlatıyorlar. Peki onlarınkini kim hesaplayacak? Fabrika bacaları gökyüzünü karartırken, jetlerle gezen milyarderler göğe hükmederken, yanan ormanların yerine AVM, OTEL diken sistem bize dönüp ne diyor?... “Et yeme, araba kullanma, nefes alırken bile dikkatli ol!” Bu düpedüz aşağılayıcı bir düzendir. Sıfır emisyon dedikleri şey, halkın üzerine indirilen dijital bir prangadır. Modern kölelik çağının yeşil kamuflajla pazarlanmış hâlidir. Bu Bir Kurtuluş Değil, Kuşatma Planıdır! Küresel sermaye kendi pisliğini bize ödetiyor. Karbon kredisi al diyor, karbon vergisi öde diyor, karbon raporu ver diyor. Ne için? Onlar daha fazla uçsun, daha fazla sömürsün, daha fazla savaş çıkarsın diye.
Alıntı
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Giderken ol dikkatli, herkes değil şefkatli.
Müzik
''Dikkat et kayma! Bu zamanda insan çalanlar, altın çalanlardan daha fazla. Ey insanoğlu! Hazine bulursun ama ömür bulamazsın. Sen uğraş da kendini bul, kendindeki gizli hazineyi araştır. Çünkü bu hazine sana da kalmaz. Senin elinden de geçer gider. Kendini bul ama dikkatli ol, kendini çaldırma!'' Bütüncül Gelişimin Anahtarı Mevlana Yolu - Hatice Sedef Ergül - s.26
Mevlana: ''Kendini bul, ama dikkatli ol, kendini çaldırma!'', ''Kendini ucuza satma, çünkü değerin yüksektir.'' ve ''Bir dilenci gibi her kapıyı çalma, her kapıya başvurma. Sen üstün bir varlıksın. Güçlüsün, elin göklerin kapısına ulaşabilir, sen o kapıyı, göklerin kapısını çal.'' Bütüncül Gelişimin Anahtarı Mevlana Yolu - Hatice Sedef Ergül - s.29
KAYBOLAN OKUL ZİLİ
🕐 Bölüm 4: Işıkların Arasında Mesaj Sokağın taşları sessiz. Ayakkabılarım yere değmesine rağmen hiçbir ses çıkmıyor. Zaman sanki camdan bir nehir gibi donmuş halde akmayı bekliyor. Yerdeki ışık izi, kaldırımdan aşağıya doğru kıvrılıyor. Renkli bir ip gibi — bazen mavi, bazen mor. İz, beni kasabamızın eski kütüphanesine götürüyor. Kapısını itiyorum. Zaman hâlâ donmuş… ama içeride hava farklı. Sanki içeriye birileri daha önce girmiş. Tozlar havada dans ediyor — hareketli, canlı. İz, eski kitaplıkların arasında kayboluyor. Bir anda cihaz elimde titreşiyor. Avuçlarımın içinde bir ışık dalgası yükseliyor ve... Ortaya bir hologram çıkıyor. Tam önümde, havada şekillenen görüntü bulanıklaşıyor ve Hakan’ın silueti beliriyor. Konuşmaya başlıyor. > “Diren, bu mesaj yalnızca sana ulaştıysa... zaman hâlâ duruyor demektir.” “Ve bu, seni seçtiğim anlamına gelir.” > “Zil kaybolmadı, silindi.” “Ama bunu yapan ben değilim. Bir şey ya da biri, zamanı içten içe yemeye başladı.”