Tasvir ustası Zweig, özellikle kişilik analizi ve psikolojisi üzerine yaptığı tasvirlerle bu eserinde âdeta zirve yapmış.
Bir hâl; binbir şekilde aynı kelimeleri de kullanmadan ve okuyanı da sıkmadan nasıl tasvir edilir...
Kazanova nın hayatının ilginç olduğu kuşkusuz zaten konuyla ilgili filmler de yapılmış, Stendhal'in hayatı hakkında bir fikrim yoktu fakat hayatının da ,kisiliğinin de son derece sıradışı oldugunu Zweig ile öğrendim.Tolstoy'un kişiliğini de hayatını da her zaman ilginç bulmuşumdur.
Fakat burada Zweig;
Üçünün de hayatları boyunca yaptıkları, yaşadıkları, aşkları, hayalleri, korkuları bütün bunlara sebep olan nedenleri,
Edebiyat dünyasındaki yerlerini ve bu yeri nasıl kazandıklarını,
adeta onların ruhunun ve aklının içine girmişcesine bütün psikolojik etkenlerini irdeliyerek, kişiliklerini analiz ederek bize bir "şiir" gibi aktarıyor.
Tabii bu arada çeviriyi bu kadar başarılı bir şekilde yapan Gülperi hanımın hakkını da yememek gerek.
.....
Fakat bu arada kendisi bir yahudi olan Zweig, Tolstoy'un 50 yaşından sonra ki "dine" olan yaklaşımını ve bu yönde eserler vermesini şiddetle eleştirmiş aslında eleştiri sınırları baştan sona hakaret ve linç boyutunda...
Hızını alamayıp dindar kimliğinden dolayı Dostoyevski'ye de yağdırmış sf 354"te.Tabii bunları da o müthiş benzetme sanatını ve sözcük ustalığını kullanarak yapıyor.
(Oysa ki; Bir insan günah işleyip tövbekâr olabilir ve keşfettiği doğruları başka insanlara aktarabilir.
Vay efendim sen gençliğinde şunu bunu yaptın bize söz söyleyemezsin demeyi de son derece bağnaz bir yaklaşım olarak görüyorum. )