Dilan Kahraman

Dilan Kahraman
@dilaann
okuyorum
Öğrenci
Lisans
Mardin
9 okur puanı
Ağustos 2018 tarihinde katıldı
4/10
·540 syf.··
2020 24. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 04 Mart 2020 02:32
Yarım yamalak biten bir kitap. Yeniden yeniden anlatılan olaylar, karekter ve bölüm fazlalıklarıyla dolmuş valla. Uşikava ne mana pardon? Yani gayet bir bölümün yetebileceği bir yeri var kitapta, neden sayfalarca yazılmış? Okurken de zaten bana hani, bir şekilde konuyu bağlayıp bunları birleştirelim diye yazılmış bir karekter gibi geldi. Bir de karekterler nasıl zekiyse; tanımadığı bir kadını, her yeri kapalı bir şekilde görüyor, 'bacakları kaslı bu kadının, benim aradığım da sporcu bir kadındı, sporcular kaslı olur, o zaman bu kadın benim aradığım kadın?' diye olayı çözüyor. Bu ne lan? böyle mi çözülür olaylar? Yine aynı şeklide kadın karekter hiç görmediği adamı kafası büyük diye karanlıkta görüp tanıyor? Hayır madem bu kadar zekisiniz neden içine düştünüz bunca durumun? Erkek karekter gerçekten tavşan boku gibi kokmaz yapışmaz, sırf bir aşk hikayesi yazılsın diye yazılmış gibi. O karaoke gecesinin olduğu bölümün anlamı ne allah aşkına? Kediler şehri dediği yerde sayfalarca kalması kitaba ya da okuyucalara ne gibi bir yarar sağladı, bana açıklayabilir misiniz? Yıllarca annesini gördüğü halüsinasyon neden havada kaldı? Bu adam kriz geçiyor muydu serinin başında bu halüsinasyon sebebiyle, kitleniyordu on dakika felan? Ee nereye gitti o krizler 2. ve 3. kitapta ve karekter üzerinde bu kadar iz bıraktıysa, neden biz öğrenemedik gerçekte ne olduğunu? Kitap iteleyerek ilerledi, gerçekten çok sıkıldım. Mesela bir karekter her birine kartını verdiği zaman, ' zamanında şuna verdiği gibi uzattı kartı.'' cümlesi, abi en az beş kez neden yazıyorsun? Aynı karekterin fiziksel özelliğini neden her o karekterin bölümünde anlatıyorsun ? Öyle bir tekrar ki valla kendi bedenimden daha fazla hakimim adamın görünüşüne, yarın yolda görsem aa Uşikava'cım der sarılırım yani. Bir bölüm
1Q84 - 3. KitapHaruki Murakami · Doğan Kitap · 20172,341 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Eğer sizi kendimden şimdi uzaklaştırırsam bütün kabahat sizin varlığınızdır...
Puan vermedi·224 syf.·
2017 9. kitabı
Virginia Woolf'un bilinç akışı tekniğini ustalıkla kullandığı bir başyapıt. Başlarda afalladığım zorlandığım bir kitap oldu. Neden böyle oldu anlayamamıştım biraz araştırma yaptım internette okuyan bazı kişilerde benim gibi zorlanmıştı. Araştırmalarım sonucunda bu kitabın "The Millions" adlı internet sitesinin 2009 da başlayıp 2016 da bitirdiği araştırma sonucu "Okunması En Zor 10 Kitap" listesine giren kitap olduğunu fark ettim. Her ne kadar başlarda kitaba konsantre olamasam da kitabın benden dikkatle ve yoğunlaşarak okumamı istediğini anladığım an kitap daha anlamlı olmaya başladı ve en sonunda HAYRAN kaldım. Araştırırken yazar hakkında çok farklı bilgilere denk geldim. Kendisinin eşcinsel olduğunu, Vita Sackville-West ile ilişkisinin olduğunu öğrendim. Hatta Orlando adlı kitabı bu ilişkiye konu olmuştur. Yaşadığı psikolojik sorunlar sonucunda intihar etmiştir. Kitabın içeriğine gelirsek Virginia Woolf kitaptaki Lily adlı kişiyle bir bakıma kendisini anlatmıştır. Feminist görüşlerini o karakter üzerine yüklemiştir. Mrs. ve Mrs. Ramsey anne ve babasının kitapta canlanmış halidir. Bir nevi otobiyografik bir eser sayılır. Kitapta bir olay veya olay örgüsü yok. Genelde kişilerin zihinlerinde geçen fikir ve duygularını aktarır. Bazen öyle bir daldan dala atlar ki,bu kim ? kimden bahsediyor ? diyeceğiniz yerler oluyor. Kitabı okumak isteyenlere tavsiyem öyle alıp okuyayım aksın gitsin derseniz çok zorlanırsınız. Bu kitabı tam anlamıyla anlamak için sakin bir kafayla, konsantrasyonunuzun üst seviyede olması gerekir yoksa kitaptan zevk almazsınız ve bir işkence haline gelir
Edebiyat
Deniz FeneriVirginia Woolf · İş Bankası Kültür Yayınları · 20217,7bin okunma
8/10
·264 syf.··
Beğendi
·
2017 52. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 24 Aralık 2017 15:16
Sizlere Sartre gibi bugün yeni bir şey yok deyip sayfalarca bu kitapla ilgili olmayan şeyleri anlatabilirim. Sonuçta yalnızım ama yapayalnız değilim. Bu incelemeyi okuyacak insanları da düşünüyorum. :) Ama elimden geldiğince kısa yazmaya çalışacağım yine de. Yalnızlığın felsefesinin yapıldığı kitap, diyerek başlamak istiyorum. Neredeyse bütün varoluşçularda görülen yalnızlık olgusunun doruğa ulaşmış bir biçimini yansıtmış Sartre. Kitap adeta insana huzursuzluğu aşılıyor. Okuduğum süre boyunca nedense kendimi hiç mutlu hissedemedim. Ama acı da hissetmedim. Sadece hüzünlü. Schopenhauer der ki mutluluk acı çekmemek demektir. Öyle bir mutluluk işte.Kitabı okurken kendimi hiç gitmediğim Fransa'da, İtalya'da bir sokakta amaçsızca gezerken yalnız başıma insanları izler gibi hayal ettim. Günlük tarzı yazılan romanları okumak zor geliyor bana. Ana olaydan bağımsız alakasız binlerce şey anlatabilir yazar orada. Bu kitap özelinde de Sartre bir sayfada kendinden bahsederken bir sayfada bilmem kimin yaptığı hatta yapmış olacağı işlerden bahsediyor. E haliyle böyle olunca da kopuk kopuk ilerliyorsunuz. Hatta bir sayfada otodidakt gelip: Efendim kendi kendinize konuştuğunuzu gördüm. Ne düşünüyordunuz tarzı bir şeyler söylüyor. Kendi kendine konuşmalar işte. Bu tabi aralardaki küçük ama doyurucu cümleleri özümsemenize engel değil. Yinede olmasa iyi olurdu diyebileceğim şeylerden. Kitabın başlarında aşırı yalnızlığın getirdiği insanları gözleme tutkusu var. Ki bu benimde çoğu zaman çok severek yaptığım bir şey. Etrafında olan olayları ve gördüklerini aşırı bir betimlemeyle yansıtmakta bu düşüncenin bir sonucu sanıyorum. İş hayatında yorulmuş, makinenin çarkları arasındaki insanları izlerken ana karakter, kendisinin o insanlardan ne kadar daha diri olduğunu düşünüp onlara
Edebiyat
BulantıJean-Paul Sartre · Can Yayınları · 202128,1bin okunma