tartışma götürmez davacı ve dinleyici, yargıç ve sanık niteliğimle beni böylesine düşüncesiz bir umursamazlıkla acı çekmek üzere dünyaya getiren bu doğayı suçluyorum, kendimle birlikte yok olmaya mahkûm ediyorum
yalnız kalmak, terk edilmek, unutulmak...
bunların hangisinden daha çok korkuyorum?
belki de unutulmak en kötüsü.
yalnız kaldığımda bir yerlerde birinin beni düşündüğünü hayal edebilirim hep.
terk edildiğimde özlediğimi, o kişinin yaptığından pişman olduğunu hayal edebilirim.
unutulduğumda ise hayal edecek hiçbir şey bulamam.
sanki bu dünya hiç var olmamışım gibi…
başlarda insanları güldürüyorum, o zaman benim için şöyle diyorlar: “eğlenceli biri”, “onun yanında insanın canı hiç sıkılmaz.” ama bu olumlu düşünceler uzun sürmüyor. hayattaki her konu üzerine şaka yapabilen birinin yeterince derin ve duyarlı olamaya- cağına karar veriyorlar. beni hızla inceliyorlar, bir kez inceledikten sonra da doğru notu verdiklerini düşünüp yanımdan ayrılıyorlar ve bir daha geri dönmüyorlar..
sadece size ait bir düşünceden, kendi kendinize bana dair edindiğiniz izlenimler bütününden, sizin hissettiğiniz, size göre, size mümkün gelen bir var olma biçiminden bahsediyoruz; benim gerçekten kim olabileceğim hakkında ise bırakın sizleri, benim dahi en ufak bir şey bilme ihtimalim yok.