Sıkıntı dünyayı döndüren önemli kuvvetlerden biridir. Onu bir hastalık, bir zayıflık, karanlığa çeken bir lanet gibi görmek kaybettirir. Sıkıntı, doğumdan önceki sancıdır.
Seni şimdi bir yabancı gibi karşıma alıp
sanki senden bahsetmiyormuş gibi yapıp
sanki benden bahsetmiyormuş gibi
hatta bir aşktan bahsetmiyormuş gibi
fırtınayı ve huzuru anlatacağım sana.
Yılları ve yolları, limanları ve fırtınayı
ve aşkın belki hiç adı geçmeyen kuzeyini
aşkın bu kuzeyden nasıl düşürüldüğünü,
artık sonsuza dek yitirdiğimizi
büyünün bitişini,
hiç gerekmeyen yıllarda huzur,
çok gereken yıllarda da fırtına
nasıl yaşanır onu anlatacağım.
Seni bir yabancı gibi karşıma alıp
bunun dayanıklı bir şey olmadığını
sürekli kılınamadığını, çünkü aşkın
yapılan bir şey olmadığını,
başlangıçta bir melek olduğunu
sonunda bir kelebek öldüğünü,
yani kısacık sürdüğünü, oysa hayatın
bir korkular ve alışkanlıklar bütünü
olduğunu,
bütün bunları sana
nasıl anlatacağım?
Eğer kimseye bir şey söylemezsen o şey hiç olmamış sayılırdı. Birisi elbette bir gün, hakkında bir şarkı yazacaktı gerçi. Bilmemen ya da hakkında konuşmaman gereken her şey en nihayetinde bir şarkıda karşına çıkardı.