Başından beri insan olmadığını iddia eden, baba problemleri yüzünden asla kendisini duygu hissedebilen bir canlı olarak göremeyen birinin hikayesi.
Karakterimiz tam bir şeyler hissedecek gibi olduğunda gidip kendi hayatını baltalamakta bir usta. Düzeltebileceği pek çok şey varken kendisine değer vermeyişinden olsa gerek hep en kötü seçeneği seçip üstüne korkunç kötülükler yapmış da birisi. Bu karakterle empati yapmak gerçekten zor, özellikle bazı olayların akışından olsa gerek asıl kırılma noktasını çözmek mümkün değil. Baba problemi bir insanı bu denli kötü birine dönüştürür mü bu da bir soru olmalı elbette. Hayatına giren (çoğu kendinden yaşça büyük) kadınlara karşı olan vurdumduymaz tavrı, kadınları psikolojik ve maddi olarak kullanması nasıl açıklanır bilinmez. Olaylar bir noktada üstünkörü de anlatılsa başından beri zaten kötü olan bir karakterin kendini nasıl daha da kötü biri yaptığını alenen görebiliyorsunuz. En sonunda insanlığını yitirdiğini kabul etse de aslında başından beri insan olmadığı aşikardı da. Eline geçen mutluluk fırsatlarını özenle intiharla, suçla, istismarla kirletmeyi başaran; hayatta kendisi dahil kimseye saygısı olmayan, zavallı biri haline gelen, sosyopat bir karakter. Böyle birinin gözünden dünyayı okumak acı verse de güzel bir deneyimdi.
Olay 1950'lerde edebiyat öğrencisi Esther Greenwood'un başından geçiyor. Kitabın yarısına kadar her şey bir gençlik romanı, eğlenceden ibaret gibi görünse de kitabın diğer yarısında karakterin yaşadığı depresyon ve bunun sonuçları yüzünüze çarpıyor. Plath'in yaşadığı bunalımın bir kısmını bu kitapta görebilmemize rağmen bu depresyon hali ve psikolojik tahlil çok yüzeysel anlatılmış. Sonu tam bağlanmamış. Lakin yine de kaleminin güçlü olduğu su götürmez bir gerçek. Özellikle "sırça fanusun içinde ölü bir bebek gibi tıkanıp kalan insan için dünyanın kendisi kötü bir düştür." sözü ve "incir ağacı" benzetmeleri Plath hakkında pek çok bilgiyi bize veriyor ve etkileyici bir dille bize aktarılıyor. Okurken kendinizden bir şeyler bulabilirsiniz veya yüzeysel bulup beğenmeyebilirsiniz. Eğer Esther gibi bunalımla yüzleşen, savaşan biriyseniz (özellikle sırça fanus ve incir ağacı benzetmelerinde) kim bilir belki benim gibi bu kitapta kendinizi görürsünüz.
Aurelius'un düşünceleri çok ince ince aktarılmış ve yaşama entegre edilecek biçimde düzenlenmiş. Kısacık bir kitap olmasına karşın içerisi hayatınıza bakış açınızı değiştirebilecek, belki sizi mutluluğa eriştirebilecek bilgiler ve düşüncelerle dolu. Okurken kendinizi sorguluyor ve bakış açınızın değiştiğini hissedebiliyorsunuz. Herkesin gerçek mutluluğa ulaşması temennisiyle...
Filmden uyarlama bir kitap fakat dili akıcı olsun diye biraz zorlanmış gibi. Olaylar çok yarım yamalak kalıyor ve bilim kurgu anlatımını yakalamak için dil biraz havada kalmış gibi. Kısa bir kitap, tarihsel hikayelerin bilim kurgulaşmasından hoşlanıyorsanız seversiniz.
StargateSheila Black · Pearson Education · 200824 okunma
Thomas Hardy'nin dilinden yazılmış "Aşk-ı Memnu" eseri. Çerezlik bir kitap, dili akıcı, hikayesi sarıyor ve 2 saatte bitebilecek bir kitap. Aşk üçgenlerinden ve kaostan hoşlanıyorsanız sevebilirsiniz.