sen bende neleri öpüyorsun bir bilsen
herkesin perde perde çekildiği bir akşam
siyah bir su gibi yollara akan yalnızlığı öpüyorsun
ağzında eriklerin aceleci tadı
elleri bulut, gözleri ot bürümüş ekin tarlası
bir çocuğun düşlerine inen tokadı öpüyorsun.
yağmur her zaman gökkuşağını getirmiyor
aralık kapılarda bekleyişin çarpıntısı
bir kadının eksildikçe ömrüme eklenen
uzun gecelerini, solgun gövdesini öpüyorsun.
uzak dağ köylerine vuran ay ışığı
kerpiçlerden saraylar kuruyor yoksulluğa
ne suların ibrişimi ne gökyüzü ne rüzgar
sen bende gittikçe kararan bir halkı öpüyorsun.
sakarya caddesi’nde sarhoşlar
rakıyla buğulanmış kaldırımlarına gecenin
yüksek sesle bir şeyler çiziyorlar.
yalnızlık her koşulda bir sığınak bulur, diyorum
uzanıp dudağımdaki titremeyi öpüyorsun.
örseler acıyla düştüğü yeri
susarak büyüyen adamların sevgisi.
ağzında pas tadıyla bir inceliği söylemek
bir gülünç içtenliktir, gecikmiş ve ezik
sen bende yanlış bir ömrün tortusunu öpüyorsun.
insanın zamana karşı biricik şansıdır aşk
onca kapı onca duvar içinde bulur aynasını.
sen bende neleri öpüyorsun biliyor musun
herkesin simsiyah kesildiği bir akşam
yıldızlarla yedirenk gökyüzünü öpüyorsun.
mutluluk bir illüzyondan başka bir sey değil, sadece bir an. yaşanmış bir anı sürekli yaşama isteği.. işte asıl bu çok hastalıklı bir düşünce. kendini iyi hissetmenin amaç olduğu bir hayat bana, parayı bulup kendini kokaine, ekstaziye adamışları hatırlattı. onlar sürekli mutlu, tüketebildikleri sürece. seni neyin mutlu ettiğini bulmaya çalışarak mutlu olunmuyor, tatminsiz oluyor maalesef.
Bu kitap herkes için yazılmadı.
Farkındalığın ne kadar önemli olduğunu,
hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını,
doğduğumuz andan itibaren olmamız gerekenden uzaklaştırılarak propotip bir toplum yaratığına dönüştürülmek için işlencelere maruz kaldığımızı,
bu insansı hayvanın ‘kişi’ olabilmek için varlığı adına yapması gereken en önemli şeyin, kendini gündelik yaşamdan koruyarak bireyselliğini keşfetmesi gerektiğini,
kutsal ‘merak’ ımızın kendi potansiyelimiz dışında her kere yöneltilerek zehirlendiğini,
asıl değerli olanın bizim için önemsizleştirlmeye çalışıldığını fark etmiş ya da fark etmeye hazır herkes için yazıldı, gerisi hikâye.