Biz, toplama kampında yaşamış olanlar, barakalar arasında gezerek diğerlerini teselli etmeye çalışan ve elindeki son ekmeği paylaşanları hatırlayabiliriz. Sayı olarak az olabilirler ama her şeyi elinden alınmış bir insandan alınamayacak bir şey olduğunun yeterli kanıtını oluştururlar: İnsan özgürlüğünün son kalıntısı olan, koşullar ne olursa olsun kendi yolunu seçme tutumu.
Eğer harekete geçmezsek, harekete geçeceğimiz ana kadar depresyonun, kaygının, korkunun, öfkenin, motivasyonsuzluğun veya kronik hastalığın verdiği acı yetmiyormuş gibi üstüne bir de arzu ettiğimiz, bizı tatmin edecek hayatı yaşamamanın acısının eklendiği bir hayat süreceğiz.