"Kendimi bağışlamayı, yargılamamayı, ama geçmişten ders almayı öğrenmem gerekiyordu. Bana kabul etmeyi, içten olmayı ve başkalarının da aynını yapabilmesi için kendimi sevmeyi öğrettiler."
Kendilerine aydın demelerine rağmen hizmetçisine "sen" diyor, köylülere hayvan gibi muamele ediyorlar; berbat bir şekilde öğreniyor, ciddi hiçbir şey okumuyor, kesinlikle hiçbir şey yapmıyorlar ve sanattan da pek anlamıyorlar. Herkes ciddi, herkesin yüzünde sert bir ifade var; herkes sadece önemli şeyler hakkında konuşuyor, felsefe yapıyor, fakat bu arada herkesin gözü önünde işçiler iğrenç bir şekilde yiyor, yastıksız uyuyor, bir odada otuz kırk kişi kalıyor, her yerden böcek, pis koku, rutubet ve ahlaksızlık çıkıyor...