Birbirine ters düşen öyle çok şey gördüm, birbiriyle çelişen öyle çok şey duydum ki! O görmeler yüzünden gözlerim, eşyanın yüzeyinde, ruhu özü örten o ince ve sert kabukta aşındı. Artık hiçbir şeye inanmıyorum, hattâ şimdi eşyaların ağırlığından, sabitliğinden, açık seçik gerçeklerden şüphe ediyorum. Avludaki taş havana parmağımla vursam ve sorsam: sabit misin, muhkem misin? — Evet! diye cevap verse bilmem inanır mıyım!
Duvarlarda ne vardı ki, ta kalbine kadar üşütüyor, ürpertiyordu insanı. Bu evlerde hiçbir zaman hiçbir canlı oturmamıştı âdeta. Uzay yaratıkları için mi yapılmıştı bu evler?
Bütün sihirli ‘an’lar üzerimizde yeni baskılar kurar. Bütün sihirli ‘an’lar baskıcıdır. Bunların sevinçlerinde, neşelerinde bile baskı vardır. Çünkü önceden provaları yapılmıştır.