8/10
·384 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
İskoç kaçamağı kitap yorumu Herkese merhaba sevgili okurlar.Bugün sizlerle iskoç kaçamağı hakkında yorum yapmaya geldim.Öncelikle konusundan bahsedeyim.Bonnie,üç işinden kovulduktan sonra ve en yakın arkadaşı Dokota,kız arkadaşından ayrıldıktan sonra bir macera yaşarlar.Dokota,bir iş başvurusu görür.İskoçya'da..Önce gitmek istemez,orada ne yapacaklarını bilemeyeceklerini,kendini bulması gerektiğini söyleyen Bonnie,Dokota'nın ısrarı ile başvuruyu yaparlar.İskoçya'ya gittiklerinde ne bulacaklarından emin değillerdi ama kesinlikle huysuz bir İskoç bulmayı beklemiyordu Bonnie.Dokota ise yeni bir kız arkadaş bulmayı beklemiyordu.Öncelikle bazı zamanlarda kızsam da Bonnie ve Dokota arasındaki arkadaşlık çok güzeldi.Birbirlerine kızsalarda her zaman beraber savaştılar.Sonra bir de Rowan var.Hayatımda okuduğum en tatlı karakterlerden birisi.Evet,bazı zamanlarda kendisine kızdığım zamanlar oldu ama gerçekten iyi bir bahanesi vardı hemde çok iyi..Ama ona aşkının peşinden gitmesi için destek veren babası ile barışması ve Bonnie'ye aşık olması çok güzeldi.Muhteşem bir kasabaydı.Komikti,eğlenceliydi bir o kadar da tatlıydı.Her zaman gitmek isteyebileceğimiz bir yerdi.İskoçya'ya gitme isteği yarattı bende. :) Her nasılsa Dokota ve Isla arasındaki ilişkiyi de sevdim ayrıca.Evet,Dokota çok özgüvensiz birisi ama o da eski kız arkadaşından kaynaklanan birşey olduğu için birşey de diyemiyorum.Hepimiz bazen bazı insanlar yüzünden özgüvensiz olabiliyoruz.Smut sahneleri fena değildi ama daha iyi olabilirdi.Romantizm kısmı da geliştirebilirdi ama bence komedi kısmı gerçekten güzeldi.Bazı yerlerde kahkaha attığımı söyleyebilirim.Kısacası güzeldi ama romantizm yönü bir tık daha desteklenebilirdi bu yüzden puanım 10 üzerinden 8.Eğer romantik komedi kitaplarını seviyor ve İskoçya eteklerine
İskoç KaçamağıMeghan Quinn · Ren Kitap · 2024209 okunma
Puanım 4
4/10
·440 syf.··
2026 5. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 17:55
Konusu; Ahmet Ümit’in Bab-ı Esrarı ana karakter karen kimya adında bir kadının etrafında dönüyor. Kendisi yurt dışında çalışan ve bir iş araştırması için memleketi Konya’ya gelmek zorunda kalır. Zorunda diyorum çünkü pek iyi anıları yoktur. Geçmişte babası Poyraz efendi onları bırakıp gitmiştir. Bundan dolayı Karen kimya hanım sadece iş için gittiği Konya’da aynı zamanda içsel bir yolculuğa çıkar. Bu içsel yolculukta ona yardımcı olan kişi ise Şems Tebrîzîdir. Eleştiri; 1-Eski Ahmet Ümit karakterleriyle daha bir güzeldi polisiye romanı. Nevzat ve ali komiserin yokluğunu hissettim diyebilirim. 2-Anlatımında rahatsız edecek kelimeler bulunuyordu. Bu sebeple biraz zorlayarak okudum maalesef. 3-Ahmet Ümitin diğer eserlerini de okudum fakat bunun kurgusu çok basit ve sıkıcı geldi. Başından kimin katil olduğu anlaşılıyordu. Yiğidi öldür hakkını yeme dipnotu… - Kitap içerisindeki şems ve mevlana hakkında anlatılanlar acaba gerçek mi bunlar deyip araştırmama vesile oldu . İyi ki bakmışım. Olur da yolum düşerse daha farklı bir bakış açısıyla bakacağıma eminim. Bab-ı Esrar Ahmet Ümit İstifadeli okumalar dilerim…
1000Kitap
Bab-ı EsrarAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 201942,7bin okunma
Reklam
Söz verdiğim üzere... Araf'a uzunca bir değerlendirme! :)
Puan vermedi·212 syf.·
2026 41. kitabı
Bir ilk roman yazmak zaten başlı başına cesaret isteyen kıvılcım. Hele ki aşk, aile şiddeti, özgürlük, pişmanlık ve kader gibi büyük temalara dokunuyorsa, yazar zihninin odalarını tüm şeffaflığı ile kolektif bilince açmış demektir. Bu nedenle uzun bir değerlendirmeye başlamadan önce Alper Turgay 'i bu cesaretinden dolayı tebrik etmek isterim. Romanın bende bıraktığı düşünsel etkilerine geçmeden önce, yapısına ve anlatım biçimine özellikle değinmek istiyorum. Araf akıcı ve kolay okunabilir bir dile sahip. Ağır betimlemeler ve uzun cümleler içermiyor. Ancak yapısı gereği zamanın sürekli kırılması, gerçek ile hayalin iç içe girmesi, aynı olayın iki farklı anlatıcı tarafından yeniden kurgulanarak anlatılmasi dikkatimi çeken en önemli unsurlar oldu.İki ayrı anlatıcı varlığı; bazı sayfaların yer yer tekrara düşmesini gerektiriyor. Dikkatli bir okur değilseniz ve yeni duyguya geçiş yapmakta zorlanan yapınız varsa okuma ritmini kesen bir dezavantaj olabilir. Bütün bu yapı ile desteklenen içsel yoğun monologlar, psikolojik ve sosyal katmanların olası sonuçlarının yansıması kitabi kolay okunur bir düz yazı olmaktan çıkartıyor.Tam olarak radikal bir modernist anlatım, demek iddialı olsa da; büyük oranda beklentiyi karşılıyor. Kurgusal çerçevede ve yüzeyde "aşk romanı" gibi görünse de; derinde psikolojik, varoluşsal ve sosyal katmanlar üzerinden kurulmuş bir roman denemesi izlenimini verdi. Çünkü romanın kurgusu spiral bir düzene dayanıyor ve bölümlere ayrılmış. Beren, Adara, Sezer, Gökhan, diger bütün karakterin anlatılarının merkezi bir şekilde Ercan’in hayatın anlamini aradığı, çözülmez ic çatışmalarinin merkezinden birleşiyor. Bu üç katman üzerinden oluşturulan ortak temalar sosyolojik olarak zihnimi bir soru merkezinden besledi; “Birey, geçmişinin ve toplumun onayladigi
Alıntı
ArafAlper Turgay Cehiz · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202619 okunma
Puan vermedi·390 syf.··
2026 20. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 15:48
Şah ve Sultan için tek bir cümle kurmam gerekseydi,bunun "bir medeniyetin kendi kendini öldürmesi" derdim. Romanda Sultan Selim ve Şah İsmail'in tarihi rekabetini okuyoruz. Okuyoruz da bu rekabet sadece mezhepsel (Sünnilik-Kızılbaşlık) çatışması değil ki,aynı soydan aynı boydan gelen insanların,birbirini vurması siyasi ve iktidarlık hırsı uğruna nasıl bir araç haline getirildiğini gösteriyor.bir can pazarı yaşanıyor. Kardeş kardeşi vuruyor. can alan niye aldığını,veren niye verdiğini bile bilmiyor. Hikayede mezheplerin altında ezilen taçlı hatunun gözyaşları,ömerin sükunetli sevdası, kambercanın ise herşeye olan o mahzun ve çaresiz şahitliği sadece kitabın sayfalarında değil,tarihin vicdanlarında da silinmeyecek izler bırakıyor. "Güzel kitap,keyifli okumalar dilerim."
Şah ve Sultanİskender Pala · Kapı Yayınları · 202537,9bin okunma
Puan vermedi·64 syf.··
2026 37. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 15:55
Başarılı bir uzun hikaye olmuş. Tasvirler hoş, konusu güzel. Çerezlik kitap olarak değerlendiriyorum. Sanki Gogol'un bu tarz kısa kitaplarını daha çok seviyorum. Keyifli okumalar dilerim.
Mayıs GecesiNikolay Gogol · Yordam Kitap Yayınları · 2020651 okunma
Tekrar Tekrar Okumaktan Bıkmayacağım
10/10
·240 syf.··
2026 23. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 00:00
Mahvolmuş bir vaziyetteyim ve sanırım bu kitabı sindirmem için epey bir zaman gerekecek. Kitap kulübümüzün haziran ayı kitabı Onur Ayı'na özel bir konseptle Adınla Çağır Beni seçilmişti. Bu beni epey bir mutlu etti çünkü yıllar önce filmini seyrettiğimden beri kitabı delicesine merak ediyordum ve hiç vakit kaybetmeden kitabı okumaya başladım. Fazlasıyla etkileyici, tutku ve şehvetle donatılmış, tüm çıplaklığı ve ilkel duyguları ile okuduğum bir aşk hikayesiydi bu. Oliver ve Elio, Elio ve Oliver... Bizim ülkemizden pek çok okurun tanımladığı "sapkınlık" veya "rezillik" yorumlarına hiç katılmadığımı söylemek istiyorum. Çünkü aşk biraz da böyledir, sevgili dostlar. Aşk; arzu ve şehvetten bedeninizin yanıp kavrulduğu ve "o kişinin" her şeyini bütünüyle istediğiniz bir duygudur. Sonsuz bir çekim vardır aranızda ve o kişinin her bir zerresine muhtaçsınızdır. İşte Elio da böyle duygularla görüyor Oliver'ı. Kitabı okurken elimden kalemi düşürmedim, altını çizdiğim bir sürü satır oldu. Yorumumda bu alıntılara da yer vereceğim. "Dostluk sözcüğü geldi aklıma. Ama herkes tarafından bilindiği şekliyle dostluk hiç ilgimi çekmeyen, yabancı, ekilmemiş toprak gibi bir şeydi. Oysa benim, onun taksiden inmesinden Roma'da vedalaşmamıza dek hep istediğim şey belki de bütün insanların birbirinden istediği, yaşamı yaşanabilir kılan şeydi." Elio'nun ne istediğini anlatan en güzel pasaj buydu belki de. Utangaç, içine kapanık, pek arkadaşı olmayan ve dostluk tanımından bihaber olan Elio, Oliver'dan bunu hiç talep etmemişti. "Onun ölmesini de istiyordum, çünkü onu düşünmekten ve bir daha ne zaman göreceğim konusunda endişelenmekten kendimi alamadığıma göre, ölümü hiç olmazsa bu işe bir son verirdi bari." Elio'nun sevdiğine duyduğu merak bedenini öyle ele geçiriyor ki onun ölmesini bile
Adınla Çağır BeniAndré Aciman · Sel Yayınları · 20244,325 okunma
Reklam
Reklam