Dilhan Yavuz

Dilhan Yavuz
Seneler sonra çukuruma geri döndüm. Kendimi en derinden kanatacak alıntıların kucağına. Yarama tuz olacak cümleleri bulmaya… Kendi kendime…
İçimi bir kuyuya bağırasım var. Anlatamadıklarımı, anlaşılmadıklarımı haykırasım ve sonra bir daha hiç böyle bir şey yaşanmamış gibi arkamı dönüp gidesim… Aslında denedim. O kuyuya bağırdım bütün öfkemle. Sesimin belki yankısı duyulurdu aslı olmasa da. Sonra bir şey oldu. O ses anlamadığım bir şekilde beni kuyunun içine çekti. Döne döne değil, ağır çekimde değil, ışık hızıyla çekildim kuyunun dibine. Islak desem değil, kurumuş desem değil… Nemli, karanlık, boğucu. Dibin dibi. Çakıldım ama hayattayım. Hayattayım denirse buna. Yukarıdan aşağı çakılırken bütün heveslerimi kaybettim ki zaten kırıntı halindelerdi uzun zamandır. Şimdi o nemli, kaygan taşlara tutunup çıkmak için çok uzun bir yolum var. Yapabilir miyim bilmiyorum, değecek mi bilmiyorum, daha ne kadar çakılabilirim bilmiyorum… Ama zorundayım. Şu dibin dibinde olana bitene teslim olup kaybolmak bile lüks bazen ve benim böyle bir lüksüm yok.
Duygu ve Düşünce
Reklam
Gelememeyi sen anlat, Gidememeyi ben anlatayım. Gözüm değil gönlüm kaldı, Beklemek değil özlemek yordu. Hani derler ya; Aşk arafta bir yoldu, Giden gitti dönen yoktu. Herkese selam sana hasret...
Ayfer Tunç’un şunu dediği yerdeyim;
Şimdi onunla ve onsuz yaşadıklarımı hatırlamaya çalıştığımda, zamanın ileriye akan bir çizgi değil giderek daha hızlı kaynayan bir kazan olduğunu görüyorum. Tüm hayatım, yaşadığım her şey kaynıyor bu kazanın içinde ve korkutucu olan şu ki, hızla buharlaşıyor. Yine de yazarak kendimce buna bir düzen vermeye çalışıyorum.
Sayfa 17·Kitabı okuyor
Alıntı

Dilhan Yavuz

, bir kitap okudu
Puan vermedi·120 syf.·
2026 20. kitabı
Cemal Süreya
7.9/10 · 14,2bin okunma