Dün gece bir kitap okudum, aklıma düşürdü seni benim.Eskiler ne güzel sevmişler birbirlerini,bir saç teline bin dünya yakmışlar sevdiklerinin.Sadece sevmeyi bilmişler ama.
Biz seninle incitmeyi biliyoruz.
Hemde çok derinleri incitmeyi.
Bir gece yarısı bir kelimeyi kurşun ediyor, bir bakışla alnımızı dayıyor, bir öpücükle sıkıyoruz biz.
Kimsenin dikemeyeceği yaralar açıp merhemi karanlık odalara saklıyoruz.
Her gün aynı cesedi, aynı makinede yıkayıp giyiyoruz üzerimize biz seninle.
Ama işte, biz seninle iki adam bir olup sevmeyi bilemiyoruz sevgilim.
Eskiler yanlarında yalnızca zamanı götürmemişler...
"Gitmek mi istiyorsun?
kanayacaksın,
kapıdan çıkacak cesareti bulana kadar
ve çıktığında
küçüğüm,
kalacaksın
yaraların iyileşene kadar
bu kısır döngü nefes aldığın sürece
devam edecek zihninde
ağlayacaksın,
gözyaşlarını silemeyecek duruma gelene kadar
kesilecek avuç içlerin
kanayacaksın
saçların örülemeyecek kadar kısalacak,
dudakların öpülemeyecek kadar kuruyacak,
ciğerlerin nefes alamayacak kadar sönecek
yara bandı tutmayacak açık yaralarını,
neşter kesti
iğne dikmeyecek
İpler yeterince uzun değildir, bilirsin
kavuşamazlar sevdiklerine
bana nasıl bir kalp verdiğinin farkında değilsin,
zehir pompalıyor zihnime
ve bir kapı görmediğinde artık dört duvar arasında
anlayacaksın,
yalan söylediler
küçüğüm,
bize yalan söylediler
bu dünya gerçek cehennemdi
ve senin kolların
cennetine hiç yetişemedi"