İnsanlar şu miras için birbirlerini paralıyorlar; tıpkı öte dünyayı düşünmeden bu dünyada daha çok mal edinmek uğruna birbirlerini paraladıkları gibi. Oysa miras hiç önemli değil burada. İnsanlar bugün ruhsal varlıklarını zenginleştirmeyi düşünecek yerde, öte dünyayı düşünecek yerde, bu dünyada zengin olmak için birbirilerini paralıyorlar! Açlıklar, kıtlıklar oluyor; yalnız halkların başına gelmiyor bu, tek tek insanların da ruhsal açlık içine düştükleri oluyor. Can olmadan ten olur mu? Onun için siz bırakın ölü canları da, bu dünyadaki canlardan biri olarak kendi canınızı düşünün ve kendinize, hayırlısıyla bambaşka bir yol tutturun.
Kısa bir süre içerisinde bitirebileceğiniz, kış aylarında okunabilecek kısacık bir roman. Kitap, betimleme açısından çok başarılı olmasına rağmen, hikayesinde merak edici unsurların pek olmaması nedeniyle açıkçası beklentimi çok karşılayamadı. Kitap bittiğinde keşke şaşırabileceğim şeyler olsaydı dedirtti. Eğer uzakdoğu edebiyatını seviyorsanız tavsiye edebilirim.
Keyifli okumalar.
Sokço'da KışElisa Shua Dusapin · Can Yayınları · 2023701 okunma
Edebiyat derslerinde öykücülük alanında dünyaca adını duyurmuş isimlerden biri olan Maupassant’tan ilk defa Can Yayınları Lacivert Klasiklerden “İşte Geldim” kitabıyla giriş yapmak istedim. Normalde öykü alanında Türk edebiyatı dışında okuma yapmayı sevmeme rağmen bu kısacık öykü kitabını çok sevdim. İçerisinde 5 tane kısacık, derin olmayan fakat gayet akıcı öyküleri herkese öneririm.
Keyifli okumalar.
İşte GeldimGuy de Maupassant · Can Yayınları · 2021537 okunma
“Ama bilmiyordu ki vücudun ruha ihanet etmediği anlar pek azdır. Ne çok ister insan büyük kederlerin, ardından ölüp gitmeyi de, başaramaz. Ruh, başına kara bir hale takarak göğe yükselmek için çırpınır ama vücut dünyalıdır; yer, içer, yaşar.
Aziz Bey yanlışı yakalamak istedikçe, rüzgarın durmaksızın ileriye doğru savurduğu sarı bir yaprağa yürür gibi, yanlışa yürüdü, onu bir türlü tutamadı.