Hatice

Atından düştüğünde belini incitmişti. Arada bir, ellerini beline koysa da, rahatlatmak için bile eğilmek istemiyordu.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Hayata, belki de savaşmaya devam edebilecek olanlar, yaşlı adamın sahra çadırlarında tedavi ediliyordu. Ellerine silah aldıkları günden beri, zaferden başka bir şey görmemiş düşman askerleri, esarete o kadar kayıtsız bir şekilde razı olmuşlardı ki, insan, onların hiç gururu olmadığını düşünebilirdi. Halbuki dehşet içerisindeydiler. Böyle bir şeyin olabileceğine inanamiyorlardı. Allah'ın harp etmek ve yönetmek için yarattığı o esmer ve güçlü adamın yenildiğine inanamıyorlardı. Az önce, elleri zincirle bağlı olduğu halde, aralarından geçirilmişti. Bazıları bu manzarayı görmek istemediği için sırtını dönmüş, bazısı kederinden zincirlerini ısırmıştı. Bir çavuşun hürmetinden ayağa kalkmaya çalıştığı fakat derhal dayaktan geçirildiği de olmuştu. Savaşa katılmak için yaşını büyük göstermiş bir veled, ilk defa gördüğü padişahının yaşlı gözlerine bakıp ağlamaya başlamış, herkes kendisine dönüp baktığında "Bütün gün su bulamadık, padişah susamıştır" demişti. Düşmanlarının nefret ettiği, askerlerininse böyle sevdiği bir adamdı Yıldırım.
“Babam 'Giremediğin yer senin değildir' derdi. Geceleyin böyle ağaçların kuytularına, mağara oyuklarına giremiyorum. O zaman bunlar nasıl benim olur? Mekânı benim olmaktan çıkaran bu karanlıktan nefret ediyorum.”
“Düşün, Pir Muhammed; bir tek insan görmemiş hayvanlar var şu âlemde. Halbuki dünyayı bizim zannediyoruz. Amma, insanoğlundan haberi olmayan hayvanlar var. Böyle karanlık boşluklarda yaşıyorlar. Ben derim ki, bizi görmeyen bir şey, bizde bir karanlık meydana getirir. Görülmemek varlığını ispat edememektir. Düşündüm ki, Tanrı da bundan şikâyetçidir. O büyük sultanın şikâyeti kendinden kendinedir."
“Bağ-ı Dilgûşa'ya benzemiyor.” Kederli adamı, bir sohbetin içine çekmek istiyordu. Lakin o, torununun hatırlatmak istediği bahçenin, ruhunda bıraktığı tesirden çok daha şiddetli bir cazibeye tutulmuştu. İşaret parmağını dudağına götürerek, susmasını istedi.