Hatice

Ay'ın beyaz ziyaları, ölü beşer dalgalarının üzerinde yansıyarak batıya doğru gitse, zincirler içinde ağlaşan, haykıran beşerler, doğuya doğru gitse, ateşte çevrilen hayvanlar görüyordu. Zincir şıkırtıları, rahmet dualarına; çürümüş et kokuları, kızarmış et kokularına; can çekişenlerin feryatları, muzafferlerin şarkılarına karışıyordu. Hâlbuki hayvanlar, birbirlerinin ıstırabıyla alay etmezler.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bir yol ki kuldan Allah’a gider dalalet üzerine dalalettir, bir yol ki Allah’tan kula varır hidayet üstüne hidayettir.
Ey insan! Fâtır-ı Hakîm'in senin mâhiyetine koyduğu en garîb bir hâlet şudur ki: Bazen dünyâya yerleşemiyorsun. Zindanda boğazı sıkılmış adam gibi "of of" deyip dünyâdan daha geniş bir yer istediğin hâlde, bir zerrecik bir iş, bir hâtıra, bir dakika içine girip yerleşiyorsun. Koca dünyâya yerleşemeyen kalb ve fikrin, o zerrecikte yerleşir. En şiddetli hissiyâtınla o dakîkacık, o hâtıracıkta dolaşıyorsun. Hem senin mâhiyetine öyle ma'nevî cihâzât ve latîfeler vermiş ki bazıları dünyâyı yutsa tok olmaz. Bazıları bir zerreyi kendinde yerleştiremiyor. Baş, bir batman taşı kaldırdığı hâlde göz, bir saçı kaldıramadığı gibi o latîfe, bir saç kadar bir sıklete, yani gaflet ve dalâletten gelen küçük bir hâlete dayanamıyor. Hattâ bazen söner ve ölür. Mâdem öyledir; hazer et, dikkatle bas, batmaktan kork. Bir lokma, bir kelime, bir dane, bir lem'a, bir işârette, bir öpmekte batma! Dünyâyı yutan bütün letâiflerini onda batırma. Çünkü çok küçük şeyler var, çok büyükleri bir cihette yutar. Nasıl küçük bir cam parçasında gök, yıldızlarıyla beraber içine girip gark oluyor. Hardal gibi küçük kuvve-i hâfizanda, senin sahîfe-i a'mâlinin ekserî ve sahâif-i ömrünün ağlebi içine girdiği gibi çok cüz'î küçük şeyler var, öyle büyük eşyâyı bir cihette yutar, isti'âb eder.
Sayfa 248
Allah’tan başka hiç kimseden bir şeyi iki kere isteme.
“Allah’tan başkalarını dost edinenlerin durumu, kendine bir ev edinen örümceğin durumu gibidir. Evlerin en dayanıksızı ise şüphesiz örümcek evidir. Keşke bilselerdi.” Ankebut, 41.