Zamanın kendi psikolojsi vardır. Hiçbir genç bir gün öleceğine inanmaz. Gençken insanda bir ölümsüzlük hissi olur.
Belirlenmiş bir faaliyet için ayrılan zaman uçarak gider. İşte bu yüzden yaşlandıkça zaman hızlı akmaya başlar gibi gelir.
Bir çoğumuz parasını daha akıllıca kullanmak veya daha çok kazanmak için bankaya yatırıyor yada yatırım yapıyor. Pekiyi , kaçımız zaman hakkında aynısını yapıyoruz ?
Kaytarmak, ihmal etmek nedir? Daha çok bilgi mevcut olana kadar bir kararın geciktirilmesi ile arasındaki fark nedir? En iyi şöyle tarif edilebilir: Hemen yapılması gereken bir işin bilerek, alışkanlık olarak ve suçlanmayı hak edecek şekilde tehir edilmesidir.
Kaytarmak, geçen haftanın işini yapmak demektir. Bugünün işini yarına
bırakarak kendinize iş yığmak demektir. Unutmayın "yarın" haftanın en meşgul günüdür.
Kaytarma, dünyadaki en azılı zaman katilidir. Bir bakıma "zaman hırsızıdır." İyi bir yönetici olmak istiyorsanız, bu kelimeyi sözlüğünüzden atmalısınız. Kendinize karşı bu konuda acımasız olun!
Siz de zamanı daha ekonomik kullanıp az zamanda çok is yapmaya başlamak için kendinize basit hedefler seçin. Kusursuzluk mümkün olmasa da mükemmeliyete ulaşabilirsiniz.
Goethe bir keresinde, yazarların kitaba başladığını okuyucuların da bitirdiğini söylemişti. Eğer bu cümleyi özetleyecek olsaydım şöyle derdim:
Bu kitap zaman yönetimi için haritaları ve tabelaları verir, motivasyon gücünü sizin sağlamanız gerekir.
Bize devamlı verilen zaman stokunun en büyük güzelliği, önceden
harcayamayacak oluşumuzdur. Gelecek sene, yarın, bir saat sonrası; hepsi de bütün kariyerimiz boyunca hiç hata yapılmamışçasına el değmemiş ve
mükemmel bir şekilde bizi bekliyor.
Çok moral verici ve mutlu edici bir gerçek. İsterseniz her saat başı yeni bir
sayfa açabilirsiniz. Bu yüzden hiçbir