Buse

Buse
@dimibuse
İmkansız Sandığımız Hayatlar
10/10
·368 syf.··
2026 2. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 08 Mart 2026 20:49
Bazı yazarlar güzel hikâye anlatır. Bazıları ise hayatı yeniden düşündürür. Bence Matt Haig ikinci grupta. İmkansız Hayat yine inanılmaz akıcı ve müthiş bir hayal gücüyle yazılmış, okumaya ara versen de düşünmeden duramadığın sürekli aklında yer edinen bir kitap. Okurken insan ister istemez kendi hayatına dönüp bakıyor. Bir kaç hafta önce Matt Haig’le tesadüfen yolda karşılaştığımda kısacık sohbet etmiştik. Geceyarısı Kütüphanesi’nin hayatımı değiştiren kitaplardan biri olduğunu söylemiştim. Bana bu kitabı okuyup okumadığımı sormuştu. O yüzden hemen alıp okudum. Ve neden bunu önerdiğini şimdi anlıyorum. Matt Haig gerçekten insanın içine dokunan bir yazar. Kitaptaki karakterlerle kendini özdeşleştirmek o kadar kolay oluyor ki hiç farkında olmadan kitabın içine girmiş buluyorsun kendini. Aslında imkansız diye bir şey yok. “İmkansız” dediğimiz şeyler kendi kendimize koyduğumuz sınırlar. O sınırları aştığımızda neler yapabileceğimizi görmeyi hepimiz hak ediyoruz… “İmkânsız sandığımız hayatlar, bazen yaşamaya en çok ihtiyaç duyduklarımızdır.”
Matt Haig
Matt Haig
Hayat İmkânsız
Hayat İmkânsız
1000Kitap
Hayat İmkânsızMatt Haig · Domingo Yayınevi · 20245,9bin okunma
Reklam
10/10
·517 syf.··
2025 7. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 08 Ağustos 2025 15:07
Martin Eden kesinlikle muhteşem bir kitap. Jack London, işçi sınıf ile burjuvazi arasındaki farkı son derece çarpıcı bir şekilde işliyor. Martin Eden’ın kendi çabasıyla kendini eğitip geliştirdikten sonra, bir zamanlar hayranlık duyduğu o sınıfın aslında ne kadar yüzeysel, düşünemeyen ve yalnızca başkalarının fikirlerini sorgulamadan kabul eden insanlardan oluştuğunu fark etmesi, insanın bir anda gerçekleri yüzüne çarpıyor. Romanın yarı otobiyografik olması, etkisini daha da derinleştirdi. Uzun bir kitap olmasına rağmen bir solukta okudum, çünkü aklımda sürekli “Martin Eden şimdi ne yapacak acaba?” sorusu vardı. Ama son 20 sayfaya geldiğimde bitmesini hiç istemedim.. Bitirince kitabın kapağını kapatıp, bir süre düşüncelere daldım… Kısacası, Martin Eden benim için yalnızca bir roman değil, aynı zamanda insanın kendi yolunu arayışının, hayal kırıklıklarının ve içsel mücadelesinin unutulmaz bir hikayesi.
Edebiyat
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025134,5bin okunma
Zamanı Durdurmanın Yolları
10/10
·320 syf.··
2025 5. kitabı
·
89 günde okudu
·
Okunma: 26 Temmuz 2025 15:51
Gece Yarısı Kütüphanesi’ni okuduğumda Matt Haig’in diline, hayata bakışına gerçekten hayran kalmıştım. Daha fazla kitabını okumam gerektiğini düşünmüştüm O yüzden bu kitabına da büyük bir merakla başladım. Zamanı Durdurmanın Yolları bambaşka bir hikâye anlatsa da yine aynı şekilde beni derinden etkiledi. Kitap boyunca zamanın, kaybın, yalnızlığın ve sevmenin ne demek olduğunu düşündüm. Okudukça farklı farklı duygulara sürüklendim. Böylesi bir bilim kurguyu nasıl bu kadar gerçekçi bir şekilde anlatabilir? Gerçekten inanılmaz. Haig’in çok farklı bir düşünce tarzı var, mutlaka okunmalı.
Zamanı Durdurmanın Yolları
Zamanı Durdurmanın Yolları
Matt Haig
Matt Haig
Zamanı Durdurmanın YollarıMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202215,1bin okunma
Aşk ne kadar gerçek, ne kadar kalıcı bir duygu?
8/10
·224 syf.··
2025 2. kitabı
·
109 günde okudu
·
Okunma: 23 Ocak 2025 23:13
Kitap tamamen mektup şeklinde yazılmış. Kitabın ana karakteri Jale ama en son mektuba gelene kadar Jale’nin kendi sözcüklerini göremiyoruz. Jale’nin neler yaşadığı, mektuplara cevap olarak ne yazdığı okurun hayal gücüne bırakılmış. Çok farklı bir yazım şekli var yazarın, dili çok akıcı ve farklı kişilerden mektupları okurken hepsinin kendi tarzının oluşturulmuş olması çok etkileyici. Aşkla ilgili, ilişkilerle ilgili düşündüren, bazı sözlerle insanın içine işleyen çok iyi bir roman.
Mektup Aşkları
Mektup Aşkları
Leyla Erbil
Leyla Erbil
Mektup AşklarıLeyla Erbil · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20211,472 okunma
Sadece bir roman değil, bir zaman tüneli
10/10
·336 syf.··
2024 3. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 02 Mart 2024 20:13
“Nevşehir’in tek çerçisi Boğos’u sabaha karşı vurdular.” Bu çarpıcı cümle ile başlıyor roman. Gürsel Korat’ın dili ve kitabın gerçekçiliği inanılmaz etkileyici. 12 Haziran 1915’te başlayıp, 22 Haziran 1915’e kadar süren 10 günde yaşanan olaylar, hepimizin bildiği Ermenilerin tehcir edilmesi ve bu dönemde birlikte yaşayan Ermeniler, Rumlar, Türkler.. Onca zaman birlikte yaşayanların, şimdi de birlikte duyduğu tedirginlik ve korku okurken içinize işliyor. Ben kendim de bir Balkan Türkü olarak o dönemlerde yaşananları büyüklerimden çok dinledim. Kendi doğup büyüdükleri yerleri bırakıp başka yere getirilmek zorunda kalmanın, aslında orada da burada da azınlık olmanın ne demek olduğunu iyi biliyorum. Belki de bu yüzden yıllarca yaşadıkları yerden gönderilmeleri söz konusu olunca Ermenilerin yaşadıklarıyla çok fazla empati yaptım. Sadece Ermeniler değil yine aynı zamanda Balkanlardan gelen Türklerin de gelip yerleşecek yer bulamamasını, aynı zamanda onları yerleştirmekle görevli olanları yaşadıkları zorlukları da bize çok güzel aktarmış yazar. Gürsel Korat bize sadece bir olay anlatmamış, olayı o dönemin dokusuyla birlikte, endişe, merak, korku, sevgi, acı... neredeyse tüm duyguları bize göstererek adeta canlandırmış.
Gürsel Korat
Gürsel Korat
Unutkan Ayna
Unutkan Ayna
Unutkan AynaGürsel Korat · Everest Yayınları · 2023411 okunma
Reklam