Martin Eden kesinlikle muhteşem bir kitap. Jack London, işçi sınıf ile burjuvazi arasındaki farkı son derece çarpıcı bir şekilde işliyor. Martin Eden’ın kendi çabasıyla kendini eğitip geliştirdikten sonra, bir zamanlar hayranlık duyduğu o sınıfın aslında ne kadar yüzeysel, düşünemeyen ve yalnızca başkalarının fikirlerini sorgulamadan kabul eden insanlardan oluştuğunu fark etmesi, insanın bir anda gerçekleri yüzüne çarpıyor.
Romanın yarı otobiyografik olması, etkisini daha da derinleştirdi. Uzun bir kitap olmasına rağmen bir solukta okudum, çünkü aklımda sürekli “Martin Eden şimdi ne yapacak acaba?” sorusu vardı. Ama son 20 sayfaya geldiğimde bitmesini hiç istemedim.. Bitirince kitabın kapağını kapatıp, bir süre düşüncelere daldım…
Kısacası, Martin Eden benim için yalnızca bir roman değil, aynı zamanda insanın kendi yolunu arayışının, hayal kırıklıklarının ve içsel mücadelesinin unutulmaz bir hikayesi.