8/10
·136 syf.··
2025 55. kitabı
Beni tanıyanlar bilir Hüseyin Rahmi Gürpınar sevgimi. Yine bayılarak okuduğum bir Gürpınar romanı daha ‘Hakka Sığındık’. 1919 yılında yazılan, Birinci Dünya Savaşı sonrası İstanbul’unun sosyal durumunu, zenginin en yüksekte fakirin ise en dipte oluşunu hikaye üzerinden anlatıyor yazar bizlere. Savaşın kalıntıları yetmezmiş gibi bir de İspanyol nezlesi kasıp kavuruyor şehri. Çaresizlik içerisindeki halk da hacı hocaya, muskaya, büyüye sığınıyor. Bunu fırsat bilen sahte dinciler ise halkı sömürmenin peşinde. Aslında hala günümüz sorunları öyle değil mi? Din üzerinden oynanan oyunlar, sorgulamadan, akıl mantık süzgecinden geçirmeden yapılan kabullenişler… Gürpınar karakterleri o kadar güzel anlatmış ki romanında, okurken hepsi içimizden biri oluyor istemsizce. Yanı başımızdaki komşumuz, bi sokak ötedeki tanıdığımız aslında her biri. ‘Hakka sığınmak, sahte şeylere değil; akla, vicdana ve bilgiye sığınmaktır’ cümlesi kitabın ana fikrini yansıtıyor. Yazar eser üzerinden sorgulamayı, düşünmeyi, akıl süzgecinden geçirmeyi öğütlüyor. Kitapla kalın
Hakka SığındıkHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20212,859 okunma
Puan vermedi·302 syf.··
2026 3. kitabı
Atatürk için din, vicdan meselesidir. Dinin inananlara emirlerini ve hurafeleri kesin bir biçimde ayırır. Yani dine karşı değil dini sömürenlere karşı mücadele verilmelidir. Laiklik bunun için vardır. Atatürk'ün Laiklik anlayışı din ile değil dini sömürenlerle mücadele etmeyi amaçlar. Bu sayede din, daha doğru anlaşılacak ve sömürücülerden arındırılacaktır. Buradan bahisle merak edilenlerin belgeler ile zenginleştirildiği ve gayet akıcı bir şekilde okunabilen bu eseri meraklılarına tavsiye ediyorum.
1000Kitap
Atatürk Din ve Din AdamlarıAli Sarıkoyuncu · Diyanet Vakfı Yayınları · 200445 okunma
Reklam
Gerçekten Beynimiz Bir Bilgisayar mı ?
6/10
·224 syf.··
2026 5. kitabı
·
123 günde okudu
·
Okunma: 11 Ocak 2026 00:00
Yazarın bir Ebruli kitabından biraz daha farklı olarak birebir yöntem sunmasa da beynimizi yönetebileceğimizi ve üzgün olsak bile mutlu olmaya çalışmamızı, aklımıza bizi üzen olayı düşünerek olumluya çevirmemiz gerektiğini söylüyor. Ancak bu bana şu soruyu sorduruyor. Nasıl ki her an üzüntüde ve depresyonda olmamızı olağan dışı karşılıyorsak, herşeyi olumlu olarak düşünmek ne kadar doğru ve olağan olabilir? Elbette burada kastettiğim şey şu üzüntü, korku, sinir ve kaygı gibi durumlar bizleri hayatta bir derece tutan duygular aslında ve o duyguları yaşanması gereken zamanda yaşamayıp arka plana atmak veya gerçekçi bakamamak daha büyük yaraların oluşmasına sebep olabiliyor. Sonuç olarak ben duyguların sadece beyin tarafından yönetilebileceğini düşünmüyorum. Bununla birlikte her alanda her anda ve her kelimede olumsuz bir çevreyle kuşatıldığımız şu hayatımızda en azından ufak bir uyanış sağlıyor bu kitap Küçük Pembe Mutluluk Kitabı
Küçük Pembe Mutluluk KitabıNil Gün · Kuraldışı Yayıncılık · 2010173 okunma
10/10
·164 syf.··
2026 2. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 08 Ocak 2026 01:32
Bu iş sadece “iyi düşün iyi şeyler olsun meselesi değildir”i gayet anlaşılır ve açıklayıcı anlatan bir kitaptı. Pozitif pozitifi çeker doğru ancak oturduğumuz yerden sadece vision boardlar hazırlayarak “milyonlarım olsun, sevgilim olsun, evim olsun” demekle olmuyor. Aslında işin özünde öncelikle bilinçaltında kök salmış yanlış inanışlarını onarmak gerekiyor. Çünkü önümüzdeki en büyük engel inanışlarımız. Onları yeniden biçimlendirmek, o alanlarda çalışmak, kendi değerimizi farkına varmakla başlıyoruz. Evrensel yasalarla nasıl uyumlanacağımızı, afirmasyonlarla bunu desteklemeyi, devamlılığın bu işin temeli olduğunu ve asıl önemlisi bu işe emek vermek gerektiğini, hiçbir şeyin oturduğumuz yerden olmadığını şefkat dili ile anlatmış çok hafif bir kitap. “Bu olaylar neden benim başıma geliyor” düşünce kalıbından “Bu yaşadığım şey bana ne öğretti?” farkındalığına geçmek isteyenlerin şans vermesi gerektiğini düşünüyorum.
1000Kitap
Çekim YasasıNil Gün · Kuraldışı Yayınevi · 2018837 okunma
8/10
·288 syf.··
2025 55. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 06 Kasım 2025 00:00
“Kendimizi küçültmeden, bayağılaştırmadan sevebileceğimiz kadar üstünlükleri olan bir erkeğe rastlamak kolay mı? Öyle bir erkeği bulmak en büyük mutluluktur; öylesini iki kez bulmamız da olanaksızdır.” Bu kez büyük bir alıntı ile başlıyorum kitabıma. Çünkü kadınlar olarak hepimizin -muhtemelen- ikili ilişkilerde isteğimiz aşağılanmadan, küçümsenmeden, güzel huylarımızdan uzaklaşmadan sevilip sevmektir. (Erkeklerin de isteği öyle elbette ama şu an kitabımız adı üstünde İki Yeni Gelinin Anıları (': ) Kitap manastır dönemlerinden beri dostlukları devam eden iki yakın arkadaş Louise ve Renée'nin, 18 yaşına girdikleri için manastır hayatlarının bitip ailelerinin yanlarına döndüklerinden sonra birbirleriyle mektuplaşmalarından oluşan bir mektup-roman. Louise zengin bir aileye sahip olan, balolardan çıkmak istemeyen, Paris sosyetesine kendini itinayla tanıtan ve “aşk için her şey mübahtır” diye düşünen havalı ve aynı zamanda havai genç bir kızdır. Renée ise orta halli bir aileye sahip olup, aşktan çok mantığını ön plana alan, bu konuda ileriye dönük her türlü yatırımı hesaplayan genç bir kızdır. Bir gün Renée mektubunda kendisinden yaşça büyük birisiyle evlenmek üzere olduğundan bahseder, evliliği elbette mantık evliliği olacaktır. Yaş farkına rağmen birbirlerine olan saygıları hiç azalmamış, zamanla da birbirlerine aşık olmuşlardır. Bu evlilikten zaman içinde 3 çocuğu olan Renée'nin hayat yüzüne gülmüştür. Fakat aynı şey Louise için geçerli olabilmiş mıdır acaba? Aşkı tutkulu bir şekilde yaşamayı tercih eden Louise, her zaman aşık olunan bir kadınken bir gün aşık olur. Sevgisi onu yavaş yavaş zehirleyip en sonunda kuşku batağına çeker. Kuşkusu öyle bir büyür ki, artık akıllıca düşünmek için bir sebep yoktur. Kitabı çok beğendim. Aşırı akıcı, meraklandırıcı bir konusu
Alıntı
İki Yeni Gelinin AnılarıHonore de Balzac · Can Yayınları · 2011574 okunma
10/10
·435 syf.··
2025 100. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 18 Aralık 2025 15:38
Anadolun bir köyü ismi Tacım, Dünya Savaşı bitmiş Yunan İzmir’e asker çıkarmış ortalık karışık.Bu karışık ortamda bir yanda 3-5 vatan evladı memleketin bu haline üzülen kahrolan karakter sahibi insanlar, diğer tarafta ise sahtekar dinciler, saray ve padişah yanlıları, köylüyü sömüren ellerinde ne varsa alan ağalar ve devlet memurları. Vatan Dediler kitabı ile kaldığımız yerden devam edeceğiz.
Toz Duman İçindeTalip Apaydın · Hürriyet Yayınları · 1974139 okunma
Reklam
Reklam