Şöyle bir bakındım, size özel kısmında kürtçüler çoğunlukta. İlgilenmiyorum'a basıyorum, dinciler çıkıyor. Yine basıyorum, davar gibi güdülen solcular çıkıyor. Tutup birini sikecem illa.
Yeni nöronlar oluşturuyor seviyede olmasından mutluyum
Misafir-Sin I (İşaret V) Önceki ile bu o kadar harika ve çoğunlukla hep yeni bilgilerden oluştuğu için neredeyse kitabı komple çizdim. En beğendiğim kitap serisinden olmasına rağmen o yüzden pek alıntı paylaşamıyorum: Birini seçsem diğerlerine haksızlık olacak ve böyle eksik aktarılacak gibi hissettim. Kısa ve çarpıcı yerler var illa ki ama yine de bölemiyorum çünkü anlamsızlaşabilir. Algılamakta ve sindirmekte biraz güçlük çekiyorum: Bazı yerlerinde adeta beynimi yakıyor. Bırakmak istemiyorum ama zorundalıkla ara veriyorum. Sonunda köprüyü doğru düzgün oluşturan ve sağlamlaştıran bir kaynağa denk geldim: İslamiyet ile kuantum alanı. Öncelerde "Ben öğrendiklerimi (fark ettiklerimi) bizimkilere nasıl anlatacağım? Bedensel kalıplara hapsolmuş insanlar, yeniliği ve özellikle onlara göre bilinmeyeni kabul etmeleri zor. Şu an bile deli gözüyle bakıyorlar. Konuşmaya başlasam beni oldürmek isteyebilirler ya da zaten onlara göre dinden kovulmuş (şirk koşmuş ve çıkmış) gibi olduğum için evden de kovarlar. Şaka gibi. TV' yi bile kapatmıyorlar. Oldükten sonra ki cennet- cehennemi düşünüp şu anki hayatlarını düşünmeden yaşıyorlar. Ay daha geçen "Kurban bayramının amacını anladıysanız artık gerçek hayvanları kesmenize gerek yok. Kurban etmeniz gereken kendi nefsinizdi. Hala niye yolun başındakiler gibi hayvan kesiyorsunuz? Sonraki seviyeye geçmeniz lazımken bir öncekinde kalmaya devam ediyorsunuz." dediğim için "O zaman bayramı nasıl yaparız, bunu Allah istedi nasıl karşı geliriz, kız başına ne biliyorsun da bize söylüyorsun, şeyhler/ imamlar varken senin neyin vardı da sen söylüyorsun bu hurafeleri, sana inanacak değiliz tabi ki..." dediklerinde eski toplumda ve Kuranda neden en çok erkeklerin yer aldığını ve neden peygamberliğin onlara sağlandığını da anladım açıkçası. Çünkü "Allah adil ve
1000Kitap
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Uluönder Gazi Mustafa Kemal Atatürk CUMHURİYET KİMSESİZLERİN KİMSESİDİR..! Demişti. Ama ne var ki siyasal dinciler aydınlamanın önünü kesmek için şeytan ile bile iş tutmuştur. Bugün şu tarkat şeyhlerinin altını kurcalayonca milyar dolar sahibi çıkıyorlar. Ama insanları müthiş hipnotize edyorlar. Misal İsmail Ağa cemaati lideri nin şifa dağıttığını söylediler fakat adamı yerden 4 kişi zor kaldırıyordu. Adamın şifa anlamında kendisine faydası yok örnek gözlerinin önünde ama şifa dağğıtığınanandılar. Atatürk ve laik ülke siyasal hiç bir dincinin işine gelmez. Köy enstitüleri kurulduğunda çarıkla buraya giren çocuklar günü gelince genelkurmay başkanı öğretmen mühendis vs işte böyle yetiştirdiler o çocukları. ATATÜRK DÖNEMİNDE KURULAN 46 FABRİKA (1923–1938) Aşağıdaki tablo, Atatürk döneminde kurulan tüm fabrikaları yıllarına göre sıralı biçimde göstermektedir. Her biri, Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığının yapı taşlarını oluşturmuştur. # Fabrika Adı Kuruluş Yılı 1 Ankara Fişek Fabrikası 1924 2 Gölcük Tersanesi 1924 3 Şakir Zümre Fabrikası 1925 4 Eskişehir Hava Tamirhanesi 1925 5 Alpullu Şeker Fabrikası 1926 6 Uşak Şeker Fabrikası 1926 7 Kayseri Uçak Fabrikası 1926 8 Kırıkkale Mühimmat Fabrikası 1927 9 Bünyan Dokuma Fabrikası 1927 10 Eskişehir Kiremit Fabrikası 1927 11 Kırıkkale Elektrik Santrali ve Çelik Fabrikası 1928 12 Ankara Çimento Fabrikası 1928 13 Ankara Havagazı Fabrikası 1929 14 İstanbul Otomobil (Ford) Montaj Fabrikası 1929 15 Kayaş Kapsül Fabrikası 1930 16 Nuri Killigil Tabanca, Havan ve Mühimmat Üretim Tesisleri 1930 17 Kırıkkale Elektrik Santrali ve Çelik Fabrikası (Genişleme) 1931 18 Eskişehir Şeker Fabrikası 1934 19 Turhal Şeker Fabrikaları 1934 20 Konya Ereğlisi Bez Fabrikası 1934 21 Bakırköy Bez Fabrikası 1934 22 Bursa Süt Fabrikası 1934 23 İzmit Paşabahçe
Topraktan geldiğimizi savunan dinciler, yine kadın üreme organını "tarla" olarak adlandırarak, tarlayı sürdüm, belledim gibi söylemler ile kadını aşağılamaya çalıyorlar. Topraktan geldiğini savunurken, kadını tarla diyerek aşağılamaya çalışmak kendin ile çelişmektir mümin dostum. Üstelik toprak ya da tarla olmasaydı senin tohumunun da bir önemi kalmazdı. Tohum bir şekilde bulunur ama tarla yoksa işiniz zor yani.
Alıntı
Zalimi yenmek istiyorsan alim olmalısınn
Tüm eşyalar 99 esmanın farklı ağırlıklarından oluşmuşken insan, hayvan, bitki, hava, ateş, toprak vs. kalmıyor. Hepsi madde ve hepsinde bir bilinç var. Enerji ya da bilgi denilen. Bu bakış açısıyla hayata bakmak Dünyadayken sanki uzaydan izlemek gibi. O kadar saçmalıklar var ki bazen bilsen de unutuyorsun. Yani insandan, çiçekten, bitkiden, harften vs. senle konuşan Yaratandan ayrı şeyler değil: bütünün bir parçası. Tek insan ve yaratılanların aynı anda yaratıldığı söyleniyor: Dünyaya geliş farklı olsa da esas yaratım aynı anda. O yüzden gelenek ve görecekler de put gibi. (: Eskiden bedendeki hücreler gibi olduğumuzu da düşünürdüm. Onlar da ayrı ayrı olsa da vücut için çalışıyor. Bazıları organ, doku vs. olsa da esas hücreden oluşuyor. Hiçbirinin diğerinden o kadar üstünlüğü yok. Bugün eksik olan tek bir mineral veya vitamin bile vücutta nelere yol açıyor? Ayak ağrısı vücudun tüm akışını etkiliyor ve siz "Elime yetişmeyen ağrı kırk yıl yaşasın." demiyorsunuz. Önemsiz görünen idrar ve dışkı dahi hayati önem taşıyor, onları taşıyan organlar var. Ve olmadıkların da ne oluyor, WC' ye çıkamadığınızı düşünün? Bugün hayatta da önemsiz, kötü ya da berbat gördüğümüz şeyler çok önemli. Ve onlara da ihtiyaç var. Çünkü bütünün parçası ve hiçbir parça boş yere ya da faydasız yaratılmamış. Kulakta salyangoz var, kristaller var, bağırsaklar yılan gibi, omurga şekli de yandan yılana benziyor, eller ağaç gibi, hücreler tekken ikiye bölünüyor, gözler biraz derinde ve inci gibi saklanıyor... Ne varsa alemde hepsi ademde boşuna denmemiş. Her şeyin bilinci olduğu için her şeyde bütüne ait parçalar mevcut. Her şey canlı aslında. Sadece konuşamıyorlar diye ya da biz duyamıyoruz diye cansız muamelesi yapmamız çok saçmaydı. O yüzden çoğu dinciyi anlamıyorum: dinle cansız diye
Din
Kavga, sakinleşme, ilkel-adam şeytanlar, haramın oğlu hikayesi...
Aile dediğin insanların anlamaması ya da yanlış anlıyor olması o kadar sinir bozucu ki. Normalde kavga eden ya da hakaret/ küfür eden birisi değilim. Hakaret nadiren olsa da küfür sıfır. Dayım bir ameliyata girip güzel sonuçlarla çıktı çok şükür. O yüzden nenemlere birkaç gündür hep gittik. 3.-4. günde diş kopma olayından ötürü biraz ateşli ve bir göz altım şişmiş uyandım. Gidip gitmeme konusunda kararsızdım, aynı zamanda oradaki ortamı öğrenmek için anneme yazmıştım. Misafirlerin olduğunu ve gittiklerinde haber vereceğini söyledi. O süreçte ben de karar verecektim. Ve yaşıt olan (d. kızı) kuzenimin de orada olduğunu, gelip görmemin iyi olacağını vs. söyledi ve ısrar etti. Ben nenem için ısrar etti sanarken o zamanki ruh halimi bilmesine rağmen yabancı gibi olduğumuz kuzenim için ısrar ettiğini öğrenince "Keşke önceliğin dışarısı yerine içerisi olsaydı." demiştim. Bugünde konu bir şekilde ikimize geldi "Aranızda bir şey olmadı, niye düşman gibisiniz, niye ona düşman gibi davranıyorsun, o senin kuzenin." demesiyle anında yükseldim. "Onun ne yaptığını bilmiyormuşsun gibi gelip aramızda bir şey olmadığını mı söylüyorsun, onu yok saymamı ve nötr davranmamı düşmancıl algılayıp beni suçlu, bağın değerini kıymetini bilmez ilan ediyorsun?! Sen ciddi misin?!" "Evet, kız her geldiğinde seni soruyor, senin umursadığın yok. Kızın babası ameliyata girdi yani ne var onun için gelsen seni görse?" "Kendisi iki yüzlü. Ve onun düşünmesi gerekenleri sen ondan daha çok düşünüyorsun! Aramızda olan ya da olmayan seni alakadar etmiyor ayrıca. Burada yüzüne bakıp merhaba diyor olmama ve kötü niyetli davranmayışıma saygı duyacağın yerde bir s.kinde olmadığım ve benim için hiç olan birisi için hasta halimle beni sırf onda memnuniyet sağlamak için çağırdın!" "İki yüzlüyse aferin ona. Senin
Hayata Dair