Datça enerjili abla kitabı
2/10
·288 syf.··
2026 4. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 17:56
Neresinden başlasam bilemiyorum.. incelemeler kısmında herkes bu kitabı nasıl sevdi inanamıyorum deyip başlıyorum, Süslü cümleleri bir kenara bırakırsak kitap, herkesi sev, dedikodu yapma, ne ekersen onu biçersin, patronun görevin olmayan bir işi yapmanı istediğinde yap gitsin minvalinde yazılardan oluşuyor. Başta inanamadım ama kitabın başında gerçekten de egzersiz yap, komedi filmine git, şarkı dinle, yolculuğa çık diyordu. Tabii süslenmiş cümlelerle yazılınca daha az dikkat çekiyor olabilir. Belki farklı ülkelerde işe yarar ama Türkiye için komik bir kitap niteliğinde. Kitabın sonunda aslında bu yazılanların koca bir şaka olduğunu okumak isterdim. Şaka herhalde diye diye bitti kitap İki yıldızı da içindeki güzel çizimler için veriyorum ve tavsiye etmiyorum diyorum efenim
Yalnızca Yavaşladığında Görebileceğin ŞeylerHaemin Sunim · Pegasus Yayınları · 20171,405 okunma
Puan vermedi
İnsan bazen bir kitabı okumaz, onun içinde kendini bulur. Dinle Küçük Adam da benim için biraz böyle bir kitaptı. Çünkü hepimiz biraz “küçük adamız”. Kendi korkularımızın, alışkanlıklarımızın, suskunluklarımızın içinde yaşayan; çoğu zaman haksızlıklardan şikâyet edip yine de onları büyüten insanlarız. Dinle Küçük Adam, büyük ideolojilerden, siyasetten ya da dünyayı değiştirme hayallerinden önce insanın kendisine dönmesini istiyor. Çünkü dünya, önce insanın içinde bozuluyor. Sonra sokaklara, şehirlere ve ülkelere yayılıyor. Kitabı okurken birçok yerde durup düşündüm. Çünkü yazarın anlattığı “küçük adam”, yalnızca başkaları değildi. Bir yanıyla bendim, bir yanıyla hepimizdik. İnsan, özgürlüğü ister ama özgürlüğün yükünü taşımaktan korkar. Gerçeği aradığını söyler ama çoğu zaman alıştığı yalanlarda yaşamayı tercih eder. Belki de bu yüzden dünyada birçok şey değişir, fakat insanın tuhaflığı hiç değişmez. Bu kitap bir suçlama metni değil. Bir aynadır. O aynaya bakmaya cesaret edenler için rahatsız edici, ama bir o kadar da gerekli bir kitap. Bazen en zor şey, dünyayı anlamak değildir. Kendimizin neye dönüştüğünü fark etmektir. Ve kitabın sonunda insanın aklında tek bir soru kalıyor: Ben gerçekten özgür bir insan mıyım, yoksa sadece alışkanlıklarının içinde yaşayan bir “küçük adam” mıyım?
Dinle Küçük AdamWilhelm Reich · Avrupa Yakası Yayınları · 201215,4bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Murakami'nin ilk betiği...
8/10
·163 syf.··
Beğendi
·
2026 30. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 17:34
Haruki Murakami’nin ilk romanı olan Rüzgârın Şarkısını Dinle, yazarın ilerleyen yıllarda kuracağı edebî evrenin henüz filiz hâlindeki izlerini taşıyor. Kimi zaman bir yaz akşamı kadar hafif, kimi zaman da insanın içine çöken bir yalnızlık kadar ağır ilerleyen bu kısa roman, olaylardan çok ruh hâllerini anlatan bir yolculuk. . Murakami burada büyük kırılmaların, dramatik çatışmaların ya da çarpıcı olay örgülerinin peşine düşmüyor. Bunun yerine, hayatın içinden geçen ama çoğu zaman fark edilmeyen boşluklara bakıyor. Adsız anlatıcı ile Fare'nin dostluğu, yaz gecelerine yayılan konuşmalar, barlarda geçirilen saatler ve gelip geçen insanlar arasında insanın kendi varoluşuyla kurduğu sessiz ilişkiyi sorguluyor. . Okurken en çok beğendiğim nokta, Murakami’nin sıradanlığı edebiyatın merkezine yerleştirebilmesi oldu. Birçok yazarın üzerinde durmadan geçeceği ayrıntılar burada anlam kazanıyor. Satır aralarında sürekli hissedilen melankoli, gençliğin geçiciliği ve insanın kendisini anlamaya çalışırken yaşadığı yabancılaşma duygusu uzun süre zihinde kalıyor. Özellikle anlatıcının gözlemleri, okuru kendi hayatındaki sessizliklerle yüzleştiriyor. . Bu betikte yanıtlardan çok sorular var. Belki de bu yüzden etkisi sayfalar kapandıktan sonra başlıyor. İnsan ilişkilerinin kırılganlığı, zamanın akıp gidişi ve bazı şeylerin neden eksik kaldığını asla tam olarak bilemeyeceğimiz gerçeği romanın temel damarını oluşturuyor. Murakami, basit görünen tümceler arasına büyük duygular saklamayı başarıyor. . Rüzgârın Şarkısını Dinle, Murakami’ye ilk kez başlayacak okurlar için onun dünyasına açılan yalın ama anlamlı bir kapı. Yazarın sonraki eserlerindeki büyülü atmosfer ve derin yalnızlık hissinin ilk izlerini görmek açısından da oldukça değerli. Bana kalırsa bu betik, insanın kendi iç sesini
Edebiyat
Rüzgarın Şarkısını DinleHaruki Murakami · Doğan Kitap · 20257,4bin okunma
8/10
·284 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
Okuyucuyu sürekli tetikte tutan, gerilimi yüksek bir kitap arayışındaysanız size tamda öyle bir öneriyle geldim... Savcı Volkan'dan gelen bir telefon, hattın diğer ucunda Adli tıp uzmanı Soner... Bir ölüm vakası,yer; şehrin kıyısında ormanın yuttuğu, ağaçların bile geceleri ses çıkarmaktan çekindiği lanetli bir köy... "Bu şehir sadece bir gün günahsız durabilir mi?" Bu kitabımızda,katilin eylemlerini beş duyu üzerinden temellendirmesi, klasik polisiyelerden farklı ve psikolojik derinliği olan bir akış ortaya çıkartıyor. Bir ceset kadın, 2 gün boyunca yatağa bağlı, her bir duyu organı titizlikle yok edilmiş, kendince bir sanat eseri bırakmış, bir de katilin imzası var, bu bir ritüel mi yoksa... Dinle,sadece sessizlik yalan söylemez. Peki bu ceset sadece bir sanat eseri miydi yoksa bir başlangıç mı? Sonra katilin hayatına, geçmişine dahil olmak... Katilin gölgesinde ona eşlik etmekte oldukça acımasızdı... Bir katilin zihnine girmek, o karanlıkla yüzleşmeyi göze almaktır. Empati kurmadan duramıyorsunuz desem yeridir. "Bir gün bir çocuk, dünya ona sağırdı, o da dünyayı sağır edecekti!" Gerçekler, bazen en karanlık dosyaların arasında, görünmeyenin ardında gizlidir... Adli tıp uzmanı Soner ona eşlik etmek fazlasıyla etkileyiciydi. "Bir katili anlamak, onu affetmek değildir. Onu durdurmanın tek yoludur." Her sayfa daha çok merak duygusunu tetikliyor. Adli tıp dosyalarında kaybolmak. Artık Av'da Avcı da aynı ormandaydılar. Ve diğer cesetler... Bunlar birer cinayet mi? Yoksa görülmeyenlerin çığlığı mı? Okuyup kararı siz verin!--- Oyun devam ediyor! Polisiye ve gerilim türündeki kurgulardan özellikle de adli süreçlerin ve seri katil analizlerinin ön planda olduğu hikâyelerden keyif alıyorsan, bu kitap senin için oldukça ilgi çekici bir tercih olabilir. #fadiktavsiyesi Zeka ve
Beş Duyunun KasabıCihangir Işık · Theseus Yayınevi · 202627 okunma
Geç Kaldığım Bir Kitap, Yeniden Başladığım Bir Yazar
Puan vermedi·495 syf.··
2026 2. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 20 Nisan 2026 22:10
Ben bu kitabı nasıl bu kadar geç okudum gerçekten bilmiyorum. Şimdiye kadar okuduğum en sürükleyici kitaplardan biri oldu diyebilirim. Okudukça düşündüm, düşündükçe daha da okumak istedim. Her bölümde ayrı bir merak oluştu ve çoğu zaman “bir sayfa daha” diyerek kitabı elimden bırakamadım. Kitap, Louvre Müzesi’nde işlenen gizemli bir cinayetle başlıyor. Cinayetin ardından ortaya çıkan şifreler, Robert Langdon ve Sophie Neveu’yu hem sanat eserleri hem de gizli mesajlar üzerinden bir yolculuğa sürüklüyor. Leonardo da Vinci’nin eserlerinde saklı ipuçları, onları Kutsal Kase ile ilgili büyük bir sırrın peşine düşürüyor. Hikâye ilerledikçe hem tarih hem de dinle ilgili birçok gizemli iddia da olayların içine giriyor ve merak sürekli artıyor. Dan Brown ile ilk olarak 12–13 yaşlarındayken Melekler ve Şeytanlar kitabı sayesinde tanışmıştım. O zamanlar açıkçası kitabı anlamakta biraz zorlanmıştım ve bitirmek de kolay olmamıştı. Ama Da Vinci’nin Şifresini okuduktan sonra Dan Brown’ın tarzını çok daha iyi anladım diyebilirim. Bu yüzden Melekler ve Şeytanları tekrar okumaya karar verdim. Ayrıca bu kitabın bende bıraktığı etkiyle birlikte serinin diğer kitapları olan Kayıp Sembol, Cehennem ve Başlangıçı da okuma listeme ekledim. Da Vinci’nin Şifresi benim için sadece sürükleyici bir kitap değil, aynı zamanda yıllar önce başladığım bir yazarı yeniden keşfetmemi sağlayan özel bir deneyim oldu. Gizem ve macera seviyorsanız bence bu seriye kesinlikle bir şans vermelisiniz.
Da Vinci ŞifresiDan Brown · Altın Kitaplar · 200352,9bin okunma
Puan vermedi·188 syf.··
2026 6. kitabı
Bir tek sen beni anla,beni dinle,kimseler bilmesin bir tek sen bil, bir tek sen konuş hatta konuşma sadece oturalım;sonsuz bir maviliğe dalmış gibi sanki yeniden bahar gelmiş gibi,yanyana uzanıp, sonsuz bir uykuya dalmış gibi...
ÖtekiFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202530,5bin okunma