Puan vermedi·224 syf.··
2026 36. kitabı
Kitap Kinik okulunun sarsıcı düşünce dünyasını günümüze taşır. Sinoplu Diogenes gibi figürlerin sokaktaki hazırcevap diyalogları ve çarpıcı aforizmaları üzerinden şekillenir. İnsanın doğaya uygun, sade ve erdemli bir yaşam sürmesi gerektiğini savunur. Bu dağınık metinler, okuyucuyu modern yaşamın kabullerini sorgulamaya ve entelektüel bir dürüstlükle yüzleşmeye davet eder. Geleneksel felsefe tarihinin en kışkırtıcı ve eğlenceli muhalefet biçimini anlamak için temel bir kaynaktır...
Kinik Felsefe FragmanlarıDiyojen · İş Bankası Kültür Yayınları · 2020408 okunma
10/10
·72 syf.··
2026 55. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 00:54
Kinik felsefeye hayatını adamış Diogenes… “Kinik” kelimesi Latince kökenlidir ve anlamı “köpek gibi” demektir. Peki Diogenes kimdir? Sinop’ta doğan, varlıklı bir adamın oğlu olan Diogenes; babasının sahte para bastırması nedeniyle Anadolu topraklarından sürgün edilir ve beş parasız ortada kalırlar. Yaşam için Atina şehri seçilir. Fakat Diogenes nasıl bir yaşam seçer? O, bilinçli şekilde “köpek gibi” yaşamayı seçerek kinik felsefenin hakkını verir. Üzerinde sadece bir aba, ayağında ayakkabı olmadan, bir çömleğin içinde yaşamını sürdürür. Dilencilik yapar, ne bulursa yer, bulamazsa aç kalır. Ama bunlar daha hiçbir şeydir… Diogenes, filozoflar arasında en sivri dilli olanlardan biri olarak bilinir. Bir gün Büyük İskender ona: “Dile benden ne dilersen” dediğinde, Diogenes: “Güneşimi kesiyorsun, gölge etme başka ihsan istemem.” demiştir. Bunun üzerine İskender ise: “Eğer İskender olmasaydım, büyük ihtimalle Diogenes olmak isterdim.” demiştir. Diogenes, “Eğer kaybedecek hiçbir şeyin yoksa hiçbir şeyden korkmazsın.” fikriyle yaşamıştır. Diogenes, MÖ 4. yüzyılda yaşamış antik Yunan filozofudur ve kinik felsefenin en ünlü temsilcisidir. O, diğer filozoflar gibi yaşamıyordu… Sokaklarda yaşıyor, büyük bir küpün içinde uyuyor, yırtık kıyafetler giyiyor, dilenciler ve yoksullarla birlikte hayatını sürdürüyordu. İnsanların ikiyüzlülüğünü açık açık yüzlerine söylüyordu.
Sen Beni Aşağılayabilirsin Ama Ben AşağılanmamDiyojen · Destek Yayınları · 20203,083 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·88 syf.··
2026 32. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 01 Mayıs 2026 00:13
Kitapta İskender’in sadece bir kral değil bunun yanında bilgin bir kişi olduğundan bahsediliyor. Talihinin dışında erdemli bir adam olarak diğer liderlerden ne kadar farklı olduğu anlatılıyor. Onun askeri alandaki başarısını zaten hepimiz biliyoruz. Kitapta ise onun kişiliğinin diğer krallarda olmayan yada nadir bulunan özelliklerinden bahsediliyor. İskender diğer kralların hiçbirinde olmayan bir özelliğe sahipti o da bilgeliğe aşık olmak ve bilge insanlara hayranlık beslemekti. Kesinlikle filozoflara bayılıyordu. Kendisi, Aleksandros olmasaydım Diogenes olurdum demiş. Yani kral olmasaydı felsefeyi arayan bir felsefeci olacağını bize açıklıyor. Kral olmasaydım bile yine de boş durmaz Diogenes’i örnek alırdım diyerek felsefeye ve felsefecilere ne kadar değer verdiğini de gösteriyor. Kitapta Aleksandros‘un savaşçılığının yanında insan sevgisi, yiğitliğinin yanında naiflik, cömertliğinin yanında tutumluluk bulunduğu anlatılıyor. Onun döneminde bir çok sanat eserinin ortaya konulduğunu ve yetenekli adamlarının sanatsal üretim yapma şansına sahip olduğunu görüyoruz. O dönemin şairleri, yazarları, bilginleri oldukça şanslılar. Onun sayesinde ve onun değerlendirmeleri ve destekleriyle bu alanda büyük çalışmalar yapabilmişler.
İskender’in Talihi ve Erdemi ÜzerinePlutarkhos · Pinhan Yayıncılık · 202414 okunma
Puan vermedi·248 syf.··
2026 46. kitabı
Türkler tarih sahnesine ne zaman çıktı? •Orta Asya'daki Türkler, İslamiyet'i, kimlerden ve nasıl öğrendi? • Çinliler ve Abbasiler arasındaki mücadelede Türklerin rolü neydi? •Türk tarihinde yaygın olarak kullandığımız "Türkmen" tabirinin Oğuzlarla bir ilgisi var mıdır? • Selçuklular kendilerinden önceki diğer Türk devletleri gibi neden Asya'da kalmadılar? •Selçukluları tam bağımsız hâle getiren Dandanakan Savaşı ve tarihçilerin "Dünyanın Gelini" dediği Rey hakkında bilinmeyenler... •Malazgirt Savaşı öncesinde Sultan Alparslan'ın askerlerine yaptığı müthiş konuşma... •Bizans İmparatoru Romanos Diogenes'i esir eden Selçuklu askerinin ilginç hikâyesi... • Sultan Alparslan'ın kabrinin nerede olduğuna dair son bilgiler ve değerlendirmeler... •Unutulan Türkler: Suriye ve Irak Selçukluları... •Şam ve Kudüs tarihinde Selçukluların rolü... •Selçukluların Altın Çağı: Sultan Melikşah dönemi... •Nizamiye Medreseleri ile başlayan eğitim seferberliği... Tüm bu sorularla birlikte Anadolu'nun kapılarını Türklere açan Selçuklulara dair merak edilenler, benzersiz görsel arşiviyle Selçuklu'nun Şifreleri kitabında.
Selçuklu’nun ŞifreleriTalha Uğurluel · Kronik Kitap · 2017711 okunma
Puan vermedi·360 syf.··
Beğendi
·
2017 7. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 02 Mart 2017 00:00
"Sokrates, kuşkusuz filozofların en büyüğü idi;ama karısı Ksantippi'den korktuğu kadar ölümden korkmazdı.Haklıydı da. Çünkü işlenen bir cinayetin failini bulmayı aklına koyan Ksantippi, Atina sosyetesini altüst etmeyi göze almıştı.Perikles döneminin dillere destan Atina sosyetesini hem de...!" Tarihten aldığı ilhamla kurguyla gerçeğin harmanı Demokrasinin ve güzel sanatların altın çağını yaşadığı Atina…. Aynı zamanda kokuşmuşluğun silsilelerinin Messadie Eski Yunan'ı sıkıştığı dar kalıplarından azletmiş... Kimler yok ki kitapta… Sofokles,Fidias,Anaksagoras,Diogenes. Filozofların karmaşık diyarlarında gezinti yapmayı seviyor, bilmeden-bulmaca oynamaktan da hoşlanıyorsanız göz atın derim. Sokrates'in Karısı Gerald Messadié
Sokrates'in KarısıGerald Messadié · Doğan Kitap · 2004109 okunma
Puan vermedi·137 syf.·
2026 6. kitabı
Türk Tarih Kurumunun Genel Okuyucu Dizisi bünyesinde çıkarılan kitap İbrahim Tellioğlu tarafından kaleme alınmış. Kitabın giriş bölümünde Türklerin Anadolu'daki yerleşimlerinin bilinenin aksine 11. Yüzyıl başlarında olmadığını, çok daha eskilerde; milattan önceki tarihlerde bile Anadolu'da Türk yerleşimi olduğunu çıkarılan eserler, duvar yazıları balballar ile kanıtlandığı dile getirilmiş. İlk bölümde ise Çağrı Bey, Tuğrul Bey ve Alp Arslan gibi Selçuklu hükümdarlarının Anadolu'nun çeşitli yerlerine yaptığı seferler üzerinde durulmuş. Ardından Anadolu'nun kapılarının Türklere açıldığı olay olan Malazgirt Savaşı'nın nedenleri, savaş zamanı ve sonrası detaylı olarak anlatılmış. Asıl amacı Suriye ve Mısır'ı almak olan Alp Arslan, yeni tahta geçen Diogenes'in Selçuklu üzerine yürümesi nedeniyle rotasını değiştirerek onun karşısına çıkmıştır. 1071 yılında Alp Arslan siyasi ve askeri birliğini sağlayamamış olan Roma ordusunu bozguna uğratarak, savaşta esir alınan Diogenes'i anlaşma sonrası serbest bırakır. İşte tarihin akışını değiştiren olay tam da bu esnada yaşanır. Savaş sonrası yeniden Mısır ve Suriye'ye yönelen Alp Arslan, Diogenes'in dönüş yolunda öldürülmesi ve tahta yeni geçen Dukas'ın anlaşmaya biat etmeyeceğini söylemesi üzerine askerlerine fetih rotası olarak olarak Roma topraklarını yani Anadolu'yu gösterir. İkinci bölümde Anadolu'nun büyük bir bölümünü kapsayan Türk fetih hareketleri anlatılmaktadır. Türklerin Anadolu'nun Doğu ve güney kısımlarından başlayıp Marmara kıyılarına kadar yaptıkları fetih hareketlerinin detayları üzerinde durulmuş. Bu bölümde Türkiye Selçuklu Devleti ile birlikte bu devlete bağlı olan Danişmend, Mengücek, Artuk, Çaka gibi beylikleri Anadolu'nun hangi bölgelerini fethettikleri anlatılmış. Bu fetih hareketlerinin askari, siyasi,
Anadolu'nun Fethiİbrahim Tellioğlu · Türk Tarih Kurumu · 07 okunma