Ben zaten serileri art arda okurum yarım bırakmayı sevmem dedikten sonra tamamlamadığım seriler: Dipnot: çoğu çocukluğumda okuyup devamının olduğunu sonrada öğrendiğim seriler bence bir şey olmaz 🤭 bu sene 12 tanesini tamamlayacağıma inanıyorum ✊🏻
1000Kitap
"Tarih bize William Shakespeare’in dehasını anlatır; ancak Maggie O'Farrell’ın Hamnet romanı, o dehanın ardındaki derin insani acıya, yani bir babanın evlat acısına odaklanıyor. Kara Ölüm'ün (Veba) gölgesinde geçen roman, sadece bir çocuğun ölümünü değil; şifacı bir annenin çaresizliğini, uzaktaki bir babanın suçluluk duygusunu ve kaybolan bir hayatın sanat yoluyla nasıl ölümsüzleştiğini anlatıyor. Hamnet, tarihin dipnotlarında kalmış bir ismi sahnenin tam ortasına taşıyan sarsıcı bir yas ve hafıza anlatısıdır."
1000Kitap
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Operanın neşeli ruhunun sembol eseri, Figaro’nun Düğünü (Le Nozze di Figaro) Türkçede, sizlerle! Mozart’ın bestelediği, librettosunu dönemin en ünlü librettisti Lorenzo Da Ponte’nin yazdığı opera için Macar şair Ferenc Kazinczy, “Bu müziğin verdiği mutluluk, bahsedilebilecek duyumsallardan çok uzak,” demiş, ünlü Joseph Haydn ise operayı rüyalarında duyduğunu dile getirmiştir. Aşk ve sadakatsizlik, sınıf ve otorite, cinsiyet ve eşitlik gibi birçok temayı ele alan opera; asırlara rağmen güncelliğini korumakta ve günümüz kültürüne, toplumuna, güncel olaylarına nüfuz eden temaları işlemektedir. Figaro’yu besteleyerek Mozart başarıya ulaşmış, umut ettiği üne ve finansal güvenceye kavuşmuştur. Bu aydınlanmacı librettonun uyarlandığı eserin yazarı Pierre Augustin de Beaumarchais, Figaro karakterini üçleme olarak hayata geçirmiştir; Sevil Berberi (1775), Figaro’nun Düğünü (1778) ve Suçlu Anne (1791). Dönemin libretto dehası Lorenzo Da Ponte, içeriği biraz törpüleyerek sahnelenebilecek forma getirmiştir. Opera klasikleri dizisi, libretto külliyatına odaklanmaktadır. Eserlere bir zamandizini, önsöz ve sinopsis ile açılış yapıyoruz; librettonun özgün dili ile birlikte Türkçe çevirisini okurlarımıza sunuyor, bilgilendirici dipnotlar eşliğinde her kesimden müziksevere hitap etmeyi amaçlıyoruz. Fihrist olarak opera metinlerini Türkçeye kazandırmaktan ve bütüncül bir bilinç ile okurumuza sunmaktan onur duyuyoruz.
Edebiyat
Çarşamba Günlerini Yaşayabilme Kılavuzu
Aslında bütün mücadelem bugünün, yarına ve sonraki günlere benzememesi üzerine kurulu! İnsan her ne olursa olsun bir günü iki kez yaşamamalı bence. Bulutların üstünde rüzgâra kanat açıp süzülen bir kuş da olsa, at pisliğinde bir sinek de olsa ertesi gün her şeye sıfırdan başlamalı. Yeni insanlar tanımalı mesela. Hiç yürümediği sokaklarda yürümeli. Hiç kahvesini tatmadığı ufak bir kahve dükkanında az şekerli bir kahve içmeli. Yolda ısrarla bir şeyler satmaya çalışan bir düzenbazı ya da yakasına yapışan bir dilenciyi ”Hadi abicim Allah versin” diye başından savmak yerine, gözlerinin içine baka baka cevapsız bırakmalı. Eski bir camii önünde bacak kadar boyuyla simit satan çocukla iki lafın belini kırmalı. Gölgesinde yaşlıların dinlendiği ağaca başını kaldırıp bir bakmalı. Belki bir kuş görürüm ümidi ile hatta biraz beklemeli. O sıra arkasından geçip gitmekte olan tanıdığı görmemeli, hiç bilmemeli. Tesadüfler o günü, kurgulanmış olmaktan çıkarıp teğet geçmeli. Hiçbir tanıdık, hiçbir tanıdığa denk gelmemeli. Herkes bir yabancıyı bulup uzun uzun kendini anlatmalı ve dinlemeli. Gizli saklı ne varsa içinde, hepsini ulu orta saçmalı. Utanmalı, sıkılmalı, ağlamalı biraz. Ve hepsini yarın unutmalı… Ağlanacak durumdayken bir kahkaha atmalı… Ağlayacak durumdayken de iki. Sigara içmiyorsa o gün bir tane yakmalı. Mümkünse eğer ve gelmişse bahar ayları aşık olmalı. Beceriksiz de olsa ilk şiirini yazmalı. Biraz da kolayına kaçıp cümle sonlarına arka arkaya dizilmiş gibi kafiyeli fiiller koymalı. İnsan ara sıra yeniden doğmayı da bilmeli. Mesela bu Çarşamba! Ve unutup Salı’yı, kağıttan gemiler gibi durgun sulara bırakabilmeli. Ve batarken o gemi usul usul, bir tebessümle eşlik edebilmeli. Tek başına denize karşı küçük bir iskemle atmalı. Üşümeli ve üşürken yanında biri daha
Hayata Dair
Annem dün "inşallah seni Sefer ayından sonra evlendireceğiz" dedi. İnşallah. Kısmetim kim bilmiyorum. Birde bizimkilerin yaş geçtikçe gıybet yapma hormonları daha fazla arttığı için X kişisi deseler doğruluk yanlışlık payını sorgulamayı bile geçtim. Artık nasibim kim olursa olsun. Allah ne nasip eder bilmem ama aklımda şu birkaç şey var hepsini uygulamayan evlenirsem evime tuvalete bile gelmesin: 1) Benle yada hanımla benim evimde ne ebeveynlerimiz, ne kardeşlerimiz, ne herhangi bir akraba, ne de herhangi bir arkadaş gıybet yapmayacak. Beni ve hanımı geçtim bizim eve gelip birbiriyle de gıybet yapmayacak. Gider nerede yaparsa yapar o dilini sökerim. 2) Bunu inşallah hanımın ebeveynine de derim: Evladını özleyen iki taraf birbiriyle anlaşıp aynı gün gelir görmeye ve beraber kalkıp giderler, misafir kalacaklarsa beraber kalırlar, ha birisinin işi çıkar kalamazsa hepsi beraber gider. Başta yazdım gıybet yapmayacaklar benim evimde. 3) Hanımın ebeveyni ne kadar değerliyse benimkiler kırmızı çizgim. İster haftalık, ister aylık evli olayım dakikasında gider boşarım. Dipnot: Hele birini bulayım da 😉
Bazı insanlara Dipnot düşmeli Yoksa ön'söz'lerine aldanıp duruyoruz