174. Dipnot
Reşad Ekrem Koçu'nun yaptığı renkli ve arzu dolu mahbûb tiplerinin tasvirlerinin ayrıntılı bir dökümünü çıkarmak bu çalışma çerçevesinde imkânsız, fakat yukarıda sunduğum kuru tarihsel döküme, tarihin hayaletlerinin dadanmasına izin vermek adına onun muğbeçe tasvirini alıntılamak istiyorum: "Çoğu ahalisinin güzelliği, vücut yapısı, el ayak kıyı düzgünlüğüyle meşhur Sakız Adası'ndan suret-i mahsusada getirilirlerdi, adalı Rumlardı, kendilerine has tuvaletleri vardı: alınlarında kakül, şakaklarında zülüf, favori değil, uçlan kıvır kıvır zülüf, başlarında kırmızı fes, festen siyah bir kaytanla omuz üzerine sarkıtılmış, düşürülmüş mavi bir top püskül, sırtlarında göğsü mutlaka açık ve kollan mutlaka sıvanmış beyaz gömlek, üstünde de önü çapraz kavuşur ipek veya sırma işlemeli kolsuz bir yelek, 'fermene', belde siyah kuşak, onun altında kara bezden şalvar, bol ve uzun ağlı, yerde uzun sürünecek kadar uzun ve yürürken iki yana nümayişle sallanacak kadar bol ağlı şalvar, paçalar geniş ve ayak bilekleri üstünde, hizmette ayakları mutlaka çıplak ve çıplak ayaklarında mutlaka takunya. Yeni yeni tüylenmiş veya taze karanfil bıyıklı o gençlere de 'palikar' denilirdi" (Eski İstanbul'da Meyhaneler, s. 34). Pek çok muğbeçe ve saki, Koçu'nun İstanbul Ansiklopedisi'nin maddelerinde ele alınmış, bu maddelere Sabiha Bozcalı başta olmak üzere Ansiklopedi'nin geniş çizer kadrosunun çekici erkek tasvirleri eşlik etmiştir. Sakilerin ırksallaştırılması, erkek homoerotizminin ulus kimliğinin dışına atılmasıyla ilişkilidir.
Sayfa 94·Kitabı okuyor
gittikçe yalnızlaşıyorum, üşüyorum, unuttum sanıyordum yazılsa destan olacak bir aşkın serüveni şiirimde bir dipnot olacak şimdilik
Alıntı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
John Peter Eckermann
"Şansölye, Riemer ve Meyer, Goethe'deydi. Béranger'in şiirlerinden bahsedildi, Goethe bu şiirlerden birkaçını yorumlayıp, büyük bir özgünlük ve neşeyle okudu. Sonra söz fizik ve meteorolojiden açıldı. Goethe, hava raporu kuramı ile ilgili çalışmasını bitirmek üzereydi, bu çalışmasında barometrenin düşüşü ve yükselişinin tamamen yerkürenin etkilerine, yeryüzünün çekmesi ya da itmesinin ise atmosfere bağlı olduğu belirtiliyordu. Adı geçen yerküreyi Nürnbergli matematikçi Johannes Schöner 1534 yılında yapmıştır. Yazısız harita. Bkz. dipnot 2, a.g.e., s. 55. 519 Yaşamının Son Yıllarında Goethe ile Konuşmalar "Sayın bilginler, özellikle de matematikçiler," diye devam etti Goethe, "benim fikirlerimi gülünç bulmaktan geri durmayacaklardır ya da yapacakları olsa olsa kibar bir şekilde fikirlerimi tümüyle görmezden gelmek olacaktır. Niçin biliyor musunuz? Çünkü ben bu konunun uzmanı değilmişim." "Bilginlerin statükocu davranışları," diye karşılık verdim, "yine hoş görülebilir. Onların kuramsal yazılarına bazı yanlışlar nüfuz etmiş ve bu durum da böyle devam etmişse, bunun nedenini, onlar daha okul sıralarında otururken kendilerine anlatılan dogmalarda aramak gerekir." "Aynen böyle!" diye bağırdı Goethe. "Saygıdeğer bilginlerin Weimar'daki ciltçilerden bir farkları yok. Esnaf birliğine girmek için, kendilerinden istenen ustalık sınavı yerine geçecek örnek cilt, asla zamanın zevkine uygun, güzel bir cilt olmaz. Tam aksi olur! İki ya da üç yüzyıl önce moda olduğu gibi sert deriden yapılmış, hantal kapaklı, büyük formatta kalın bir İncil olması gerekir. İstenen şey saçmalıktan başka bir şey değil. Fakat zavallı çırak kendini sınavdan geçireceklerin aptal insanlar olduklarını söyleyecek olsa, tabii ki bu onun pek lehine olmaz."
Alıntı
Dipnot.
Kuralları ve stratejileri kavramak için oyunu en az iki kere oynamak gerekiyor. İkincisinden sonra oyunu oynamak kolaylaşınca, daha çok zevk alacaksınız, buna bağlı olarak da öğrenme hızınız artacak.
Alıntı
İbn Haldun, Doğu semalarında tek başına parlayan muazzam bir zekâ kutbudur. Batı sosyolojisi onun açtığı çığırın yanında ancak birer dipnot olabilir. Fakat biz kendi dehamızı unutup, Batı'nın sığ nehirlerinde boğulmayı seçtik.
gittikçe yalnızlaşıyorum, üşüyorum, unuttum sanıyordum yazılsa destan olacak bir aşkın serüveni şiirimde bir dipnot olacak şimdilik
Sayfa 299