Reşad Ekrem Koçu'nun yaptığı renkli ve arzu dolu mahbûb tiplerinin tasvirlerinin ayrıntılı bir dökümünü çıkarmak bu çalışma çerçevesinde imkânsız, fakat yukarıda sunduğum kuru tarihsel döküme, tarihin hayaletlerinin dadanmasına izin vermek adına onun muğbeçe tasvirini alıntılamak istiyorum: "Çoğu ahalisinin güzelliği, vücut yapısı, el ayak kıyı düzgünlüğüyle meşhur Sakız Adası'ndan suret-i mahsusada getirilirlerdi, adalı Rumlardı, kendilerine has tuvaletleri vardı: alınlarında kakül, şakaklarında zülüf, favori değil, uçlan kıvır kıvır zülüf, başlarında kırmızı fes, festen siyah bir kaytanla omuz üzerine sarkıtılmış, düşürülmüş mavi bir top püskül, sırtlarında göğsü mutlaka açık ve kollan mutlaka sıvanmış beyaz gömlek, üstünde de önü çapraz kavuşur ipek veya sırma işlemeli kolsuz bir yelek, 'fermene', belde siyah kuşak, onun altında kara bezden şalvar, bol ve uzun ağlı, yerde uzun sürünecek kadar uzun ve yürürken iki yana nümayişle sallanacak kadar bol ağlı şalvar, paçalar geniş ve ayak bilekleri üstünde, hizmette ayakları mutlaka çıplak ve çıplak ayaklarında mutlaka takunya. Yeni yeni tüylenmiş veya taze karanfil bıyıklı o gençlere de 'palikar' denilirdi" (Eski İstanbul'da Meyhaneler, s. 34). Pek çok muğbeçe ve saki, Koçu'nun İstanbul Ansiklopedisi'nin maddelerinde ele alınmış, bu maddelere Sabiha Bozcalı başta olmak üzere Ansiklopedi'nin geniş çizer kadrosunun çekici erkek tasvirleri eşlik etmiştir. Sakilerin ırksallaştırılması, erkek homoerotizminin ulus kimliğinin dışına atılmasıyla ilişkilidir.