Puan vermedi·256 syf.··
2026 15. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 17:50
Kemal Varol'un Kara Sis romanı, Taşkale Cezaevi'nin C-6 koğuşunda geçen, suçluluk, vicdan ve suskunluğun ağırlığını merkezine alan hüzünlü bir varoluş hikâyesidir. Roman, sadece fiziksel bir hapishane hayatını değil, her yıl koğuşun üzerine çöken "kara sis" metaforu üzerinden karakterlerin zihinlerindeki bulanıklığı ve yüzleşemedikleri geçmişlerini anlatır. Hikâyenin kalbinde, müebbet hapse mahkûm edilen ve yaşadıklarına dair tek bir kelime dahi etmeyen Barana yer alır. Diğer mahkûmların birbirlerine hikâyeler anlatarak kendilerini var etmeye çalıştığı koğuşta, Barana'nın sessizliği hem bir direnç biçimi hem de taşınan büyük bir acının sessiz çığlığıdır. Anlatıcı konumundaki Mesut Hoca'nın gözünden izlediğimiz bu süreç, bir öğretmenin vicdani hesaplaşmasıyla birleşerek okuru hikâye anlatma ihtiyacı, pişmanlık ve zamanın ağır akışı üzerine düşündürür. Barana'nın geçmişine dair simgesel detaylar ve Kemal Varol'un şiirsel, atmosferik diliyle birleşince, Kara Sis okurun zihninde silinmesi güç, melankolik ve sarsıcı bir iz bırakan bir başyapıta dönüşür; nihayetinde eser, sessizliğin bazen en güçlü anlatım biçimi olduğunu kanıtlar.
Kara SisKemal Varol · Doğan Kitap · 20251,421 okunma
Puan vermedi·188 syf.··
2026 21. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 23:45
Birbirinden apayrı hikayelere sahip 3 kadın. Sarah, iş hayatında yaşadığı mobbing’ten dolayı çocuklarının olduğunu bile gizliyor. Bu yoğun ve stresli iş hayatında iş arkadaşlarının yamyam gibi gözünü pozisyonuna dikmeleri hiç de yabancı gelmedi. Cam tavan sendromu yaşaması da keza. Belki de tek başına hem ailesini hem avukatlık işini idare etmeye çalışması sebebiyle stres hastalığını tetikledi. Simitra ise içimi parçalayan bir öyküydü. Hindistan’daki iğrendiğim kast sisteminin getirdiği olumsuz koşullar nedeniyle binlerce kez bu kadar rahat yaşayabildiğim için şükretmeme sebep oldu. İnsanların dışkılarını çocukluğundan beri toplayarak geçimini sağlayan, fare pişirip yiyerek karınlarını doyuran bu aile, Smita’nın kızı okusun diye kaçması ile dağıldı. Yarım kalan hikaye umarım olumlu sonuçlanmıştır dedirtti. En son tapınakta beş parasız kalmışlardı. Bir diğer hikaye ise Sicilya’da saç üretimi yapan bir fabrika sahibinin kızı. Babası kaza geçirince kendisi işlerin başına geçtiğinde her gün hastaneye gidip gelmek gibi bir sorumluluğu ekleniyor. Hasta bakımının yanı sıra Kamal adlı hint bir gençle tanışınca işler değişiyor ve onunla görüşürken hayatını yaşamanın getirdiği suçluluğu çok iyi anlayabildim ne yazık ki. Spoiler.. En sonunda hepsinin hikayesinin bir noktada birleşmesi etkileyiciydi. Keşke hiçbir kadın, kız çocuğu acı çekmese. İyi ki Kitap Simyacıları Kulübü ile okuduk.
Saç ÖrgüsüLaetitia Colombani · Yan Pasaj Yayınevi · 202017,6bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Saç Örgüsü
10/10
·188 syf.··
2026 41. kitabı
Üç farklı kadın, üç farklı hayat... Ama hepsinin ortak noktası; pes etmemeleri. Özgürlükleri ve hayalleri için kaderlerine direnen kadınların hikâyesi: Saç Örgüsü. Hindistan'da kast sisteminin en alt basamağına sıkışıp kalan Smita, kızının kendi kaderini yaşamaması için her şeyi göze alıyor. Onun okula gidebilmesi ve daha iyi bir hayata sahip olabilmesi için büyük bir mücadele veriyor. İtalya'da yaşayan Giulia ise babasından kalan işi ayakta tutmaya çalışırken hem iş hayatında hem de aşkında geleneklerle kendi doğruları arasında kalıyor. Kanada'da kariyerinin zirvesindeyken hayatını altüst eden bir gerçekle yüzleşen Sarah ise kendini önemli bir yol ayrımında buluyor. Hayatın karşılarına çıkardığı tüm engellere rağmen her düşüşten sonra yeniden ayağa kalkmayı başaran bu üç kadın; azmin, umudun ve dayanıklılığın adeta vücut bulmuş hâli. Her biri bir şeyler kaybederken aslında kendilerini yeniden keşfediyor ve yeniden inşa ediyor. Roman ilerledikçe fark ediyorsunuz ki, birbirinden çok uzak görünen bu üç hayat görünmez bağlarla birbirine dokunuyor. Tıpkı bir saç örgüsünün birbirine geçen telleri gibi...
Saç ÖrgüsüLaetitia Colombani · Yan Pasaj Yayınevi · 202017,6bin okunma
İnceleme yazısı Can'ım Tenimden Ayrıldı- Ebru Asya
10/10
·250 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
Ares Kitap tarafından ikinci baskısı yayımlanan “Can’ım Tenimden Ayrıldı,” adlı eser, iki yüz sayfadan oluşmaktadır. Yazar ve şair, Ali Haydar Koyun’un altıncı kitabıdır. Kitapta kırk beş anlatı vardır. Metinler genel yapı itibariyle birkaç sayfadan oluşmuştur. Her bölümün başlangıç sayfasında okuru anlatıya hazırlayan lirik geçişler bulunur. Bu geçişler anlatının duygusal eşiğini belirlerken aynı zamanda epigraf işlevi görür. Kitabın içeriğine dair bölümde yazar, eseri kaleme alma gerekçesini açıklamaktadır. Geride yazılı bir eser bırakmamış olsa da can dostum dediği Yücel Doğanşahin’in yazılmaya değer bir hayat sürdüğünü vurgular. Bu kitabı yirmi altı yıllık hatıraların vefa nişanesi olarak okura sunar. Bir kayıp üzerinden duygu paylaşımının yapıldığı metinlerde yazar, süslü anlatımlardan kaçınmıştır. Okurla sohbet ediyormuş gibi kurduğu içten dil sayesinde kitabı herkesin kolayca anlayabileceği ve içselleştirebileceği bir zemine taşımıştır. Ancak bu sadelik anlatımın şiirsel yönünü gölgede bırakmamıştır. Bazı cümleler şiirsel mısralar inceliğinde sayfalara süzülmüştür. Yalınlık içinde derinlik barındıran bu üslup, esere duygusal bir zarafet kazandırmıştır. Yürüme engelli Yücel Doğanşahin’in hayatına adanan Can’ım Tenimden Ayrıldı adlı eser biyografik ve tanıklık temelli bir kitaptır. İçerikte; anılar, mektuplar, günlükler, dost duygular adı altında yapılan yorumlar ve taziye mesajları yer almaktadır. Acı, burukluk, boşluk, çaresizlik, dostluk, düşler, fedakârlık, karanlık, ölüm, özlem, sancı, sevgi, sonbahar, vicdan, yara, yas gibi temalar işlenerek, yer yer Ali Tura, Ahmet Arif, Benjamin Franklin, Cemal Süreya, Charles Bukowski, Konfüçyus, Mevlâna, Osho, Paul Carson, Publilius Cyrus, Şükrü Erbaş, Tuncel Kurtiz, Yusuf Hayaloğlu gibi yazar- şair ve düşünürlerden
Can'ım Tenimden AyrıldıAli Haydar Koyun · Ares Kitap · 20223 okunma
Saatleri Ayarlama Enstitüsü Müdiriyet-i Umûmiyesi’ne
10/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
​Saatleri Ayarlama Enstitüsü Müdiriyet-i Umûmiyesi’ne ​ Sayın Tanpınar, ​Bu mektup, geçmiş zamanın tozlu raflarına terk edilmiş bir özlemin yankısını taşımakta her bir harfim, İstanbul’un tüm ihtişamıyla yansıdığı o tabloların nesneleşmiş anlara atılmış bir çentik, her bir cümlem ise yaşanmamış günlerin çetelesini tuttuğum ruznâmeden alıntıdır. Zamana çentik atmaya başladığım o ilk andan itibaren bu güne değin süren bu gecikmişlik hâli, Mübarek’in çarkları arasında daha da bilenerek dışavurmaya devam ediyor. ​Eskimiş yüzlerin bir izdüşümü olan bu gecikmişlik beyanı, aklımı kalbimin çekmecesinden çıkardığım o "geniş zaman" algısına ram olduğum şu ezelî ve ebedî saniyeden itibaren nihayete eriyor. Kalemim parmaklarımın esaretinden kurtulup ürkek ve marazlı sözcüklerim, kırık kanatlarıyla Boğaz’ın sisli sularına doğru yola çıkmaya hazırlanırken zarfımı anın geniş ufkuna emanet ediyor, pulunu geleceğin meçhul boşluğuna mühürleyip tüm zamanları içine alan bu müşterek iç döküşü, bu hüzünlü senfoniyi sizinle paylaşıyorum. ​İnsan, fikirlerini büyütüyormuş meğer kendi tenhalığında... Ben de büyüttüm yıllarca söylencelerin ağırlığını omuzlarımda. Tıpkı Nuri Efendi’nin saatlere yüklediği anlamlar gibi suyun derinliğindeyken ağır, yüzeye çıktığında "incir çekirdeğini" dahi doldurmayacak anlamlar... Şimdi bu anlamları "sahnemin dışında" bırakıp bu içi boş ama muazzam derecedeki ağırlıktan, dipsizliğin o derin uğultusundan kurtuluyorum nihayet. ​Evvelce zatıalinize arz ettiğim o "sükût provası" meselesi –doğrusu ben bu durumu aristokratik bir inzivada ruh terbiyesi sanıyordum ki yanılmışım– zihnimde, metruk bir mabedin estetiğiyle örülmüş bir girdaba dönüştü. Dayanılmaz hâle gelen bu trajik ciddiyeti, bu yapay mukaddesatı muhafaza edebilmek uğruna kalbime çıkan tüm yolları
Saatleri Ayarlama EnstitüsüAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 201053bin okunma
8/10
·172 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 13:55
Ben nasıl güzel bir kitap okudum böyle, yaşamayı, mücadele etmeyi, kız kardeşlik kavramının gözler önüne serildiği, yaşadığı bütün kötü olaylara karşı birbirine sığındıkları ve birbirlerine tutku ile sarıldıkları, sıcak bir hikaye. Saç örgüsünün devamı diyemeyiz ama Uçurtmada da Saç Örgüsü’nden misafirimiz var. Lena, Fransa’da öğretmendir ve orada yaşadığı büyük bir acı kayıp sonucu daha önceden hayalini kurdukları Hindistan’a gider amacı sadece ruhunu toparlaya bilmek ve kendine gelmektir. Hiç ummadığı sebeplerden dolayı Hindistan da kalır. Hala kast sisteminin keskin çizgilerle belirlediği bir ayrımın olduğunu görür ve bu tabakanın en alt sınıfı olan Dalitlerle tanışır. Burada kadınların zorlu yaşam şartlarına, var olan ama asla işleyişe geçmeyen yasalara, sadece hayatta kalabilecek kadar para kazanılmasına izin verilip eğitiminin ve sağlığının önem verilmediği topluluğa,çocuk gelinlere, körü körüne bağlanılan gelenek ve göreneklere, değer verilmeyen, hor ve hakir görülen, tacizin ve tecavüzün sıradanlaştırıldığı, kadınların var ama yok sayılması ile karşı karşıya kalır. Yaşadığı olaylar sebebi ile deniz kenarında uçurduğu uçurtmanın bağı ile birbirlerine bağlandıkları Lalita’yla denizde boğulurken ölümden onu son anda kurtaran Preeti ile kurdukları kardeşlik bağlarının birbirine sağlam köklerle bağlanması.. Hikayenin sonun da mücadeleleri, acıları ve yaşadıklarıyla birbirlerine sımsıkı sarılan üç kadın. Kesinlikle okumalısınız..
UçurtmaLaetitia Colombani · Yan Pasaj Yayınevi · 20231,714 okunma