Her zaman bir telaş üzereyiz, e-posta ve mesajlar yağıyor, her biri ani cevap isteyen iletiler tarafından hayatımız kuşatılıyor. Durup dinlenmek, içe doğru derinleşmek ve samimi insani ilişkiler yürütebilmek için vaktimiz kalmıyor. Bilgiyi, malumatı çabuk yoldan edinmek istiyoruz. Aşırı uyarılıyor ve ani tatmin peşinde koşuyoruz. Beklemeye tahammülümüz yok. Halbuki ruh, sabırla, bekleyişle, beklemeyi öğrenmekle olgunlaşır.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Şişkin ve gürültücü egoların tarumar ettiği dünyayı ancak sessiz ve gösterişsiz egolar imar edebilir. Aza sahip olan değil çoğa tamah edendir gerçek yoksul.
Aylaklığı, sessizliği, kâinata hayret nazarı ile bakabilmeyi, telaştan ve gürültüden uzaklaşarak kendi içinde derinleşebilmeyi satın alamayız. Seheri görmek için para ödememiz gerekmiyor, bir dağ yolunda yürümek, bir muhtacın elinden tutmak veya sevdiklerimize sarılmak için de.
Maddecilik işte tam budur: Komşumun evime adımını attığı anda kendisini eksik ve değersiz hissetmesinden duyduğum sevinç. Sizin başarılı olmanız yetmez. Diğerleri de başarısız olmalıdır.