Her birimiz günün birinde başka bir ülkede yabancı olarak kendimizi bulabiliriz. Kendi ülkemizde birbirimizin yabancısı haline gelebiliriz. Bakhtin "insanın bir kenarda durduğunu, her zaman uçurum sırtı yürüdüğünü" söyler. Hepimiz ötekinin kenarındayız ve o da "bir öteki olarak benim" kenarımda yürüyor.
"Sınırlar bir fark yaratmak için çizilir: Belli bir yer ile diğer alanlar, belli bir zaman aralığı ile diğer zamanlar, belli bir insan çeşidi ile insanlığın geri kalanı arasındaki fark..." diyor Zygmunt Bauman. Sınırlar güven de aşılar. Bize nerede ve nasıl hareket etmemiz gerektiğini gösterip, kendimizden emin hareket etmemizi sağlar.
Hepimiz kendi hayatlarımızın çırağıyız, kendi acımıza ve başkalarının acılarına dokunarak ilerler, olgunlaşır ve hayatın künhüne varırız. Ya da kendi ruhumuza bile bakamaz, uçurumlarımızla yüzleşmeyi göze alamaz ve kendini kandırmanın serin mevsiminde kalakalırız.