Gaye Akgül

Bıktığım Şeyler ve Yeşil Fanila
Gözlerin bir yeşil fanilaydı balkonda uçuşan Sicim yağmur taklidi Bıkmıştım zor geçen kışlarımı anlatmaktan Bardağa birkaç çiçek ıslamaktan. Parmağımın ucunda kırmızı kenarlı bir bulut Onu uzatırdım sana, yalnızlık gibi iri bir damla Parmağıma düşen bir damla kandı aşk. Seni sevince pazara çıktım sevinçten Enginar aldım “süper enginarlar” diye bağıran adamdan Oturup ağladım sonra, şaşırdın. Bu “süper” oluşta canımı acıtan bir şeyler vardı. Canımın acısıydın. Ben bir tek o canı unutmamak için her şeyi hatırlamıştım. Sevişmiştik. Evde binlerce tespih böceğinin ayak izleri Sevişmiştik. Biri başımdan aşağı pırıltılarla dolu bir sözlüğü boşaltmış gibi Seni sevince kıpırdayan her şiiri Kahverengi bir çaydanlıkta saklıyorum. Sonra gittin. Birlikte kışlıkları naftalinleyecektik. Söz vermiştim unutmayacaktım gözlerini Bir yeşil fanila gibi ipte, alıp ütüleyecektim. Herkese iyi akşamlar demeyi öğretecektim gözlerine. Sonra gittin. Çocuk oldum bir daha, ağladım. Kaç şiir, kaç kere sular altında kaldı.
Şiir
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Öyle Bir Zamanda Gel Ki Vazgeçmek Mümkün Olmasın
Öyle bir zamanda gel ki vazgeçmek mümkün olmasın.  Ellerimde koparmaya çaıştığım zincirlerden kalma yara izleri  Yeni yeni iyileşmeye yüz tutmuş olsun.  Gözlerimde öyle bir karanlık olsun ki, gören kör oldum sansın.  Yanaklarım kurumuş olsun göz yaşlarımdan, dudaklarımsa çatlak çatlak.  Öyle bir zamanda gel ki vazgeçmek mümkün olmasın.  Belki bin tane aşktan geçmiş olayım ve hiçbiri olmasın gözümde.  Hiçbiri tamamlayamamış olsun cümlelerimi,  Hiç biri bağlayamamış olsun geceyi sabaha.  Hiçbirinin gülüşünün her anı senin kadar aklıma işlenmemiş olsun.  Hiçbirinin hayali en güzel haliyle barınamamış olsun beynimde.  Hiçbirinin izi kalmamış olsun bedenimde.  Öyle bir zamanda gel ki vazgeçmek mümkün olmasın.  Sessizce ağladığım anları kimse çığlık çığlığa hıçkırıklara dönüştürememiş olsun.  Ellerim kimsenin üzerinde eriyip gitmemiş olsun, gezinse bile.  Dudaklarım senin adını söylerkenki gibi kıvrılmamış olsun hiç bi ad'a yeterince.  Yerine koymaya çalıştığım her beden yok olup gitmiş olsun kumlar aktıkça tane tane.  Unuttuğumu sandığım, vazgeçtiğimi sandığım,  Sevmediğimi sandığım öyle bir zamanda gel ki Yerçekimine karşı koysun damarlarımda beni yaşatan her zerre.  Öyle bir zamanda gel ki vazgeçmek mümkün olmasın... Orhan Veli Kanık
Giderken
Bilerek mi yanına  almadın giderken  başının yastıkta  bıraktığı  çukuru  Güveniyordum  oysa ben sevgimize  vapur iskelesi  ya da tren istasyonundaki  saatin doğruluğu kadar  Beni senin gibi  bir de annem terketmişti  ki göbeğimde durur  onun yokluğundan  bana kalan  çukur    Sunay Akın
Şiir
Ay Karanlık
Maviye Maviye çalar gözlerin, Yangın mavisine Rüzgarda asi, Körsem, Senden gayrısına yoksam, Bozuksam, Can benim, düş benim, Ellere nesi? Hadi gel, Ay karanlık... İtten aç, Yılandan çıplak, Vurgun ve bela Gelip durmuşsam kapına Var mı ki doymazlığım? İlle de ille Sevmelerim, Sevmelerim gibisi? Oturmuş yazıcılar Fermanım yazar N'olur gel, Ay karanlık... Dört yanım puşt zulası, Dost yüzlü, Dost gülücüklü Cıgaramdan yanar. Alnım öperler,
Şiir
Sana Bir Tanrı Getirdim
Hani o iki kişilik dünyalar bizimdi Hani sen iyiydin Halden anlardın Hani sen git demiyecektin bana Ve ben herşeye rağmen gelecektim İçimde bir umut Ellerimde olgun meyvalar Dünya nimetleri Gözlerimde yanıp yanıp sönen bir pırıltı Ama ne sen gel dedin Ne de ben gelebildim herşeye rağmen Aşkımız ayrılıklarla başladı Deli dolu akan nehirlerden tas tas sular içtik Öyle ateşlerle doluydu yüreklerimiz öyle tutkundu Karlı dağların serinliğinde uyurduk geceleri Deniz fenerinin ışığında yıkanırdık Köpükten bir çalkantıydı içimizde zaman Ne yana baksak denizdi, maviydi, ışıktı Sonra bir çaresizlikti zifir Akıntıya kapılmış gemiler gibiydik Bir org çalınır gibi yanıbaşımızda Öyle kendinden geçmiş, öyle başıboş Öyle derin duygular içindeydik, anlatılmaz Sarhoş rüzgarlara bıraktık kendimizi Aldığını geri vermez dalgalara Görmediğimiz ülkeler gördük gün doğusunda Tatmadığımız yemişlerden tattık; günahkar olduk Alevden bir tasta eridi günler
Şiir