İçimdeki sesin dışa vuruş şekli :))
Duygu ve Düşünce

✯Bellisperennis✯

@bookworrmmm
·
Ahahaha iç ses :))
Seni piç…. Beni özel mülkünmüşüm gibi sergiledin.
Sayfa 49
Ağzımda dağılan şarabın buruk tadı aspiratörün cılız ışığıyla aydınlanan dağılmış mutfakla bir uyumsuzluk içerisindeydi. Günler önce patlamış olan avizenin ampulünü hâlâ değiştirmediğim için ya muma ya da bu şekilde aspiratörün ışığına mahkum kalmıştım. Yeni piştiği için sıcak olan soslu makarnamı kaşık yardımıyla çatala dolayarak ağzıma götürdüm. Damağıma yayılan tat en pahalı yemeklere bile bedeldi. Uzun ve ince saplı kadehten bir yudum daha alacağım sırada evdeki o sağır edici sessizlik tok bir vuruş sesiyle dağıldı. Gece saat on iki sularıydı ve koca İstanbul’da böyle bir saate yanıma gelecek tek bir yakınım olmaması içimdeki korkuyu ve tedirginliği aniden dışa vurdu. İçtiğim bir yudum şarap midemde kora dönüştü. Ayaklandığımda üzerimdeki hırkanın kumaş sesi bile kulaklarıma gürültü olarak geldi. Koridorun karanlığına adım attığımda duvardaki aplikleri yakarak az da olsa karanlığı kırmaya çalıştım. Kapıya yaklaştıkça, dışarıdan gelen o soğuk enerji tenimi bir duman gibi sardı. Parmaklarım soğuk metal kilide uzandığında bir an duraksadım. Nefes alışverişim hızlanmıştı. Nefesimi tutup kilidi çevirdiğimde kapı iniltisi apartman boşluğunda yankılanarak aralandı. Eşikteki adamı gördüğüm an, ciğerlerimdeki tüm hava tek bir saniyede çekildi. Karşımda, üzerinde elli yıl öncesine aitmiş gibi duran gri bir takım elbiseyle yirmi beş yaşındaki babam duruyordu. Ama bu mümkün değildi! Babamın, küçükken annemden gizli karıştırdığım eski fotoğraflarından fırlamış ve gelmiş hâliydi. Benim kendimi bildim bileli bir telden fazla beyazı olan saçları, şu an aynı o fotoğraflar gibi simsiyah olmuş, sağ tarafına doğru taranmıştı. Burnumun direğini sızlatan o çok iyi bildiğim tütün kokusu bir anda antreye yayıldı. Elinde, üzerinde çocukluğumdan kalma bir amblem olan deri bir çanta
Edebiyat
Reklam
ne de güzel, nasıl da 'kusursuz' oynuyorsunuz rollerinizi.. elverir ki kimse bilmesin kulisini sahnenin. "yaşamayı bilmek" filan diyorsunuz ya buna da; buyurun, dünya sizin...

şaziye..

@verbavolentscriptamanent
·
"Öyle bir topluluk ki yuvarlak, ortası şişkin, dış çeperi de ortaya dahil. Ah yuvarlak toplulukların yuvarlana yuvarlana aldıkları yol, ah yuvarlacıklığın içinde hiç kenarı köşesi acımayan, kopmayan, vura vura helak olmayanlar, ah kendi sağı, soluna batmayanlar, kendi gözü kendini oymayanlar, ah yuvarlacıklar, en fazla bir tümseğe gelince hafiften sekenler, buyurun, dünya sizin."
Sayfa 47·Kitabı okudu
Vasıf ve haysiyetten nasipsiz, vakarından mahrum, lafzı boş kimselerle muhabbete girmek, ruha zillet verir.
_Fizyonomi: Yüz Okuma Sanatı
_Schopenhauer: Fizyonomi bilimi, yüzden kişiliği okuma sanatıdır. Bir insanın çehresinin şekli şemali, ikiyüzlülüğün hakim olamadığı yegâne sahadır. Her insanının çehresi bir haritadır. Bir insanın çehresi, dilinden daha ilginç şeyler ele verir çünkü onun yüzü, söyleyip söyleyebileceği her şeyin özetidir. Dil bir insanın sadece düşüncelerini ele verir, oysa çehre tabiatın düşüncesini dışa vurur. Herkesi gözlemlemek zahmete değer bir uğraştır; konuşmak ise böyle bir zahmete değmese bile. Adi, bayağı ve sefil düşüncelerin, kaba, bencil, kıskanç, günahkâr arzuların her biri çehreye damgasını vurur ve bütün bu işaretler, kırışık ve lekelere dönüşmüştür. Bön ve budala kimseler, bir insanın dış görünüşünün hiçbir önemi olmadığını söylerler ama ruhla beden ilişkisisi, palto ile insanın kendisi arasındaki ilişki gibi olsaydı, gereksiz olurdu. Çözümlemeye öznellik karıştığında çözümlemeye çalıştığımız her şey karışır ve değişir. Çehre hakkında tamamen nesnel bir izlenim veren tam anlamında ilk bakıştır. Çehrelerin çoğu ne kadar da sefildir! Güzel ve entelektüel olanların dışında bir çehrenin duyarlı bir kimsede sarsıntıya benzer bir duygu uyandıracağına inanıyorum. _Öyle kimseler vardır ki çehrelerine hayvanlardakine benzer sınırlı bir akıl seviyesi gibi bayağılığın ve kişilik düşüklüğünün damgası vuruludur. Öyle ki insan nasıl olup da böyle bir çehreyle toplum içerisine çıkabildiklerine ve bir maske takmayı tercih etmediklerine şaşırır. Hatta öyle çehreler vardır ki tek bir bakış insanda kirlenme hissi uyandırır. _Sokrates şöyle der: “Konuş ki seni görebileyim.” Bizimle girdiği kişisel ilişki, meydana getirdiği yüzeysel bir büyülenmeyle önyargısız gözlemcileri bizlerden uzaklaştırır. Şöyle demek daha doğru olabilir: Konuşma ki seni görebileyim. _Beyin kadar büyük ve gelişkin
Edebiyat & Roman
Resimde Anlam Aramasak Ne Olur?
Resim bir biçimden mi ibarettir yoksa her kelimede aradığımız gibi resimde de bir mana aramalı mıyız? Bir resme baktığımızda kafamızda boş bir lehva oluşmasını istemiyorsak anlam aramak pek tabi mümkün olabilir. Bir de anlam aramadığımızı düşünelim. Estetik dediğimiz şey sadece bir düşünce örgüsünü içeren bir doktrin değildir. Estetik, sanatın bütün formlarının insan güzelliğine yansıttığı duyguların açıklanmasına yardımcı olmaktadır. Burada duyguların anlamlandırılması söz konusudur. Sanat eserinin anlamının olması gerekmez, resim illa bir düşüncenin dışa vuruş biçimi olmayabilir. Bir duygunun, rüyanın dışa vurulmasıdır da resim. Resim aslında manasız yaşayabilir de heykel gibi. Sanatta önemli olan formun estetik değeridir. Estetik aramalıyız aslında. Aslında anlam çıkarmak da çok zordur. Bunun için sanatçının iç dünyasını bilmek gerekir. Bu bazen zor olabilir.
1000k
Reklam