Kask
Bir sosyal deney var. Asansörün zemininde motosiklet kaskları bulunuyor. İçerideki kişi haliyle bu durumu garipsiyor ve takmıyor. Ama diğer katlardan asansöre binenlerin her biri kafasına kasklardan birini geçirince o da bir tanesini alıp takıyor. Dün yaşananları bu açıdan okumak yararlı olabilir. Çünkü insan yapı itibariyle yalnız kalmayı, hele ki toplumdan dışlanmayı kaldıramaz. Bu sebeple kendisine ziyadesiyle garip, saçma, lüzumsuz, faydasız veyahut abes gelen fiili işleyebilir. Yeter ki diğerleriyle aynı yolda yer alsın. Yolun yanlışlığının ehemmiyeti yok. İşin nüktedanlık içeren deney tarafını kenara koyalım ve ciddiyetle şunu soralım; asansöre binip kask takanlar kendi yaptıklarının bilincinde olarak mı hareket ediyorlar? Yani her şeyin idrakinde, insan olmanın gereği olarak mı takıyorlar kaskları? Yoksa zamanında dışlananlar kendileri olduğundan ötürü bir daha o duruma düşmemek için mi takıyorlar? Yoksa başka bir vasıfları olmadığından sırf güçleri yetebiliyor diye kendinden olmayan diğerini baskılamak için mi takıyorlar? Kim bilir, belki sadece üstlerince verilen talimata aksi davranıp işinden, gücünden olmamak adına takıyorlardır. Her halükarda bir başka soru aynı kalıyor; asansörde kask takmanın gereği var mı?
DIŞLANANLAR DIŞA AÇILIYOR! Engin AKSU & Gökhan ER ▪︎▪︎▪︎ amazon.com.tr/Divine-Brotherh...
Edebiyat
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
İhtiyaçları çok fazlalaşan insanlar kendi öz kaynaklarının sınırlarını zorlamaya itilir ve yollarına çıkan herhangi bir savunmasız kişiden bile irkilir. İş ve ücretler, yiyecek ve ısı, cesaret ve iyi niyet hepsi sahip olamadıkları şeylerdir. Ümitsizlik, sadece dört duvarın adiliği ve basitliği ile sınırlanmıştır. Onlar "Sefiller" dir; toplumdan dışlananlar, yeraltı köpekleri...
Düşünce
Sende haklısın boşuna gök kuşağı değilsin ya Siyah rengin ne işi olacak sende İşte o siyah renk gibi çaresizim ama kimseler bilmiyor bunu Siz sadece gördüğünüz o renkleri sevdiniz Göremediğimiz o siyah renk unutulan dışlananlar içindir İşte biz bu yüzden hep kaybettik
Kapitalizmin Gariplerine Müjde Olsun..
İlk okunduğunda başlık size “garip” gelebilir. Ancak makalenin sonuna gelindiğinde “garip” kelimesine yüklenen mana, daha bir anlam kazanacak üstelik kapitalizm sisteminin garipleri olmanın övüncünü duyacağız. Birçoğumuzun aşina olduğu, bir şekilde duyduğu ya da okuduğu; “gariplerin müjdelendiği” hadis, şöyledir: Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem buyurdular ki: [بدأ الإسلام غريباً وسيعود غريباً كما بدأ، فطوبى للغرباء] “İslâm garip başladı, başladığı gibi garip haline dönecektir. Gariplere müjdeler olsun.” [Muslim] Bu hadis-i şeriften; genelde, İslâm’ın ilk yıllarında müntesiplerinin azlığı, İslâm uğrunda eziyetler gördükleri, zorluklara katlandıkları; üzerinden geçen uzun yıllar sonrasında İslâm’ın müntesiplerinin yine aynı şeylere maruz kalacakları anlamı çıkartılmaktadır. Kısacası “garip olanlar”dan İslâm’ın müntesipleri ve maruz kalacakları sıkıntılar kastedilmekte ve kahır ekseriyette de o şekilde yorumlanmaktadır. Hadisi anlamaya çalışalım… Dikkat edilirse hadis, iki gariplik durumuna işaret etmektedir. Birisi; İslâm’ın geldiği ilk yıllardaki garipliğe diğeri ise sonraki dönemlerde meydana gelecek olan garipliğe… Hadis, İslâm’ın müntesiplerinin garipliğinden değil bizzat İslâm’ın garipliğinden ve garip olacağından bahsetmektedir. Peki, İslâm’ın garip kalmasından ne murat edilmiş olabilir ki? Bunun cevabına geçmeden önce [غريب] “garip” kelimesine yüklenen anlamlara bir bakalım. [غريب] “Garibun”: “Bir topluluktan olmayan, o topluma yabancı olan” demektir. Onun için de bir yere ait olmayan, bir yerin, bir şeyin yabancısı olan kimseye [رجل غريب] _“Raculun garibun” denmiştir. Lisanul Arap’ta da geçtiği üzere; garip “uzak, beri olmak” anlamına gelmektedir. Bir yere ait olmayan topluluğa, kimselere ise [غرباء] “Gurabâ” denir. Zira onlar bulundukları yere
Burası dışlananlar ülkesi Her şeyi yaptıktan sonra masum rolüne yatan bi külkedisi