fareler ve insanlar eleştiri
Puan vermedi·112 syf.··
2026 3. kitabı
Fareler ve İnsanlar, yalnızca iki dostun iş bulma ve hayatta kalma macerasını değil, aynı zamanda insanın doğasında bulunan kırılganlık, hayalperestlik ve toplumun dışladığı bireylerin trajedisini ele alan güçlü bir eserdir. Ekonomik zorlukların bireyler üzerindeki psikolojik baskısını ve yarattığı engelleri de etkileyici bir şekilde anlatır. Romanın merkezinde yer alan George Milton ve Lennie Small, birbirine zıt özellikleriyle dikkat çeken, fakat aynı hayali ve hayatı paylaşan iki karakterdir. George; akıllı, sorumluluk sahibi ve gerçekçi bir karakter olarak öne çıkarken, Lennie fiziksel olarak güçlü fakat zihinsel olarak kırılgan ve çocukça bir yapıya sahiptir. Steinbeck, bu iki zıt karakteri tek bir ortak hayalde birleştirerek hem sorumluluğu hem de dostluğu trajik bir sonla anlatmıştır. George ve Lennie’nin çiftlik hayali genelde umut olarak görülür. Ancak daha karanlık bir yorumla bu hayal, sadece hayatta kalmak için uydurulmuş bir “psikolojik savunma mekanizması” olabilir. Zaten hiçbir zaman gerçekleşmesi mümkün değildir; belki de bu yüzden bu kadar detaylı anlatılmaktadır. Yan karakterler de eserin eleştirel yapısını güçlendirir. Özellikle Curley’s Wife, isimsiz bir karakter olmasıyla dikkat çeker; bu durum, onun birey olarak değil bir nesne olarak görüldüğünü gösterir. Yalnızlığı ve anlaşılma isteği, dönemin kadınlara yönelik toplumsal bakış açısını eleştirir. Benzer şekilde, Crooks karakteri üzerinden ırkçılık ve dışlanmışlık teması işlenir. Crooks’un yalnızlığı yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda toplumsal bir ayrımcılığı da temsil eder. Kitabın trajik sonu, hiç beklemediğim bir şekilde bitti. Eğer çiftlikteki karakterler (özellikle Crooks gibi dışlananlar) birlikte sisteme karşı çıksaydı, bu romanı bireysel bir trajediden çıkarıp bir “sınıf eleştirisi”ne
Duygu ve Düşünce
Fareler ve İnsanlarJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 2023211,7bin okunma
10/10
·536 syf.··
2026 46. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2026 19:34
İç içe geçmiş birçok hikayenin, birçok kişi ve nesnenin bir arada olduğu sarmal hikayelerden oluşuyor. Aslında buna yazarın tarzı da diyebiliriz. Ayfer Tunç'un tarzını bir baklava dilimine benzetiyorum çoğu zaman. Bir noktadan başlayıp sonra genişleyen ardından en son kısımda bir başka noktada biten cinsten. Romanda olayların merkezi sırtını denize dönmüş bir hastane. Hastane = Türkiye Labirent yapısı → karmaşık tarih İç içe geçmiş hikâyeler → toplum “Deliler” → dışlananlar / uyumsuzlar “Düzen” → aslında görünüşte düzen Yani burası sadece metafor değil, neredeyse ülkenin minyatürü Bu labirent şeklindeki akıl hastanesi, sarmal hikayelerle birleşince bir nevi ülkenin tarihini simgeliyor. Sayfalar ağır ağır akıyor hissine kapılırken, ülkeye ve tarihin birçok noktasına işaret edişi ile Türkiye’nin modernleşme tarihinin anlatımı, modernleşme hesaplaşması ve dahası aktarılıyor. Bunu tarih kitabı gibi değil de Türkiye’nin tarih anlatma biçimini, gerçekle ilişkisini, toplumsal zihniyetini dolaylı ve ironik şekilde eleştirerek anlatıyor. Anlatımı doğal akışla okumak okuyucuda ayrı bir keyif bırakıyor. Ayrıca kitapta olaylar tek bir günde geçiyor: 14 Şubat 2007. Hemen her paragrafta romana yeni bir karakter ekleniyor. Hastanenin tarihinde olan ya da hastane ile uzak yakın bağlantısı bulunan kişiler kitapta yer alıyor. Ayfer Tunç’un, romanın bir sesi olsaydı "gürültü ve kakafoni" olurdu diye ifade ettiği tek bölümlük romanda, bir ana karakter yok. Birçok kişinin hikâyesi derinleştirilmeden anlatılmış. Gerçek hayatta karşılığı olan karakterleri ekleyince, romanda 378 adet karakter; bunları çıkarınca 289 karakter kalıyor. Romanda çok kişi olmasına rağmen normal hikayesi anlatılan kişi sayısı 150 civarında. Düşündüğü sona ilerlemesi için bu karakterlerden 50 kadarını Ayfer Tunç
Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa TarihiAyfer Tunç · Can Yayınları · 20195,5bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·128 syf.··
2026 11. kitabı
Yeni Dünya, toplumsal gerçekçilik çizgisinde yazılmış bir hikaye kitabı olarak, bireyin değil toplumun gölgesinde kalan hayatlara odaklanır. Sabahattin Ali, görünmeyenleri görünür kılmayı seçer: yoksullar, dışlananlar, yalnız bırakılanlar ve sistemin içinde sesi duyulmayanlar. Kitap boyunca ortak bir duygu hâkimdir: çaresizlik ve sınıfsal sıkışmışlık. Karakterler çoğu zaman kendi iradeleriyle değil, içinde bulundukları sosyal düzenin sınırlarıyla hareket ederler. Bu yönüyle eser, sadece bireysel dramları değil, yapısal bir adaletsizliği de görünür kılar. Ancak kitap içinde özellikle Ayran, anlatının duygusal yoğunluğunu en üst noktaya taşıyan metinlerden biridir. Bu hikâyede yalnızlık, korku ve çaresizlik bireysel bir deneyim olmaktan çıkar; evrensel bir insani kırılganlığa dönüşür. Okur, karakterin yaşadığını “izlemekten” çok “içine düşer”. Bu nedenle hikâye, yalnızca toplumsal bir eleştiri değil, aynı zamanda etik bir sorgulama alanı açar: “Kim görmezden geliyor?”, “Kim yardım edebilirken etmiyor?” soruları metnin arka planında sürekli varlığını hissettirir. Sabahattin Ali’nin dili yalın görünür ama duygusal etkisi yoğun ve kalıcıdır. Bu yalınlık, anlatılan acıyı daha da çıplak hale getirir. Okur için bu da kolay bir deneyim değildir; çünkü metin, mesafeyi ortadan kaldırır. Sonuç olarak Yeni Dünya, yalnızca hikâyeler toplamı değil; toplumun görünmeyen yüzüne tutulmuş bir aynadır.
Yeni DünyaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202533,7bin okunma
10/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Nisan 2026 23:45
Bu kadar çok beğeneceğimi asla tahmin etmedim açıkçası. Bir Albert Camus Yabancı'sı, bir Yusuf Atılgan Aylak Adam'ı tadı bıraktı bende. Üç kitaptaki karakterler de gözümün önüne geldi kitap boyunca. Hayatın anlamsızlığı, babalığın ağır geldiği bir adam, sorgulayış, varoluşsal sancılar... Oldukça sert mesajlar içeren bir kitap. Bir olaydan çok, olgu temelli bir kitap. Rahatsız edici türde seni sana bırakan bir yapıda ilerliyor eser. Yazar, seni köşeye sıkıştırmış. Kitap, kesinlikle kendini ele verdirmiyor. Hep kaçıyor, sen ise yakalayamıyorsun. İçerisinde o kadar farklı mesajlar barındırıyor ki. Kendisini yalnız bırakan bir adam, yalnızlığının da farkında, aslında yalnız olmamak da onun elinde. Ama bunu tercih ediyor. Hayatı sorguluyor. Sorguladıkça da boğuluyor. Kacamiyor kendinden. Ve yine ilerledikçe toplum tarafından dışlananlar, toplumun ahlaki değerlerinin dibe vuruşuna da şahitlik ediyoruz. Son zamanlarda okuduğum en güzel kitaplardan biri oldu. Beni oldukça şaşırttı.
OğulAndrej Nikolaidis · Aylak Kitabevi · 201620 okunma
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 01 Nisan 2026 08:56
John Steinbeck yıllar önce bir roman yazdı: Fareler ve İnsanlar. Kısaydı, ama bazı kitaplar vardır sayfaları az, gerçeği fazladır. Bu da onlardan biriydi. Bugün dönüp baktığımızda, o romanın bir hikâye değil, bir teşhis olduğunu daha net görüyoruz, çünkü Steinbeck’in anlattığı şey iki adamın dostluğu değildi. O, insanların neden hayal kurmak zorunda kaldığını anlatıyordu. Bugün de değişen bir şey yok. Hâlâ insanlar kendilerine ait olmayan hayatların içinde, kendilerine ait olmayan umutlar biriktiriyor. Hâlâ küçük bir ev, biraz huzur, kimseye muhtaç olmadan yaşamak gibi basit hayaller, ulaşılması imkânsız birer lükse dönüşmüş durumda. Ve hâlâ birileri çıkıp buna “çaba eksikliği” diyor. İnsanlar hayal kurmaz, hayal kurmaya mecbur bırakılır. George Milton ile Lennie Small’ın kurduğu küçük toprak hayali, aslında bir hedef değildi. O, sistemin dışında kalabilmek için uydurulmuş bir kaçış planıydı. İnsan, dayanamayacağı bir gerçeğin içinde yaşıyorsa, kendine katlanabilmek için bir masal icat eder. Bugün de insanlar aynı şeyi yapıyor. Bir işte tutunmaya çalışan genç, ay sonunu getiremeyen bir aile, kendi hayatını kuramadan başkalarının düzenine yamalanan milyonlar… Hepsi bir gün “kendi hayatlarını yaşayacaklarına” inanıyor. Ama o gün hiçbir zaman gelmiyor, çünkü o günün gelmemesi üzerine kurulu bir düzen var. Steinbeck’in çiftliği küçük bir dünyaydı. Ama o dünyada gördüğümüz her şey bugün daha büyüğünde, daha sertinde yaşanıyor. Dışlananlar hâlâ var, yalnız bırakılanlar, sesi duyulmayanlar hâlâ var. Crooks bugün başka isimlerle yaşıyor. Curley’s wife hâlâ kimliksiz, Lennie Small hâlâ korunamıyor, çünkü bu düzen, en çok kendini savunamayanı ezer. Romanın sonunda bir adam, en yakın arkadaşını öldürür. Bu bir öfke anı değil, sistem sonucudur. Bazen bu dünyada birini yaşatmak,
1000Kitap
Fareler ve İnsanlarJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 2023211,7bin okunma
Puan vermedi·216 syf.··
2026 16. kitabı
Andre Alexis’in bu romanında iki tanrı, yani Hermes ve Apollo, bir iddiaya girer:“Eğer hayvanlara insan bilinci verilirse, mutlu olabilirler mi?”Bu sorunun cevabını test etmek için bir grup köpeğe insan zekâsı ve dili verilir.Sonrası… beklenen bir “sevimli deney” değil, oldukça sert ve düşündürücü bir hikâye. Kitap, dışarıdan bakınca bir “fantastik fikir” gibi eğlenceli başlıyor ama kısa sürede insan doğasına ayna tutan bir hale dönüşüyor. Köpekler üzerinden aslında şu sorular soruluyor:• *Bilinç arttıkça mutluluk azalır mı? *Özgürlük mü daha ağır, yoksa cehalet mi daha hafif? *Toplum kurmak doğamız mı, yoksa bir zorunluluk mu? Bana en çarpıcı gelen tarafı şu oldu :Köpekler insanlaştıkça… daha “iyi” olmuyorlar.Tam tersine, güç, korku, hiyerarşi ve çatışma ortaya çıkıyor. Bu hikâyedeki köpekler aslında biziz gibi geldi bana…Hem felsefi hem yer yer sert, hatta rahatsız edici bazı sahne ve dialoglar var . Köpekler insan bilinci kazandıktan sonra konuşmayı öğreniyorlar. Ama hepsi aynı yolu seçmiyor. Bazıları dili kullanarak dünyayı anlamaya çalışırken, bazıları bundan kaçınıyor. Hatta zamanla kendi dillerini oluşturanlar bile oluyor. Dil sadece iletişim değil, aynı zamanda gerçekliği kurma biçimi demek istenmiş gibi geldi bana . Ve herkes aynı gerçeği paylaşmak zorunda değil. Başta eşit gibi görünen köpekler, çok kısa sürede bir düzen kuruyor. Liderler çıkıyor, itaat edenler oluşuyor, dışlananlar beliriyor ve hatta öldürülenler oluyor… Yani insan aklı gelince beklenen “ilerleme” yerine… iktidar oyunları başlıyor. Zekâ arttıkça etik de artar diye bir kural yok. Bazen sadece daha sofistike bir “güç mücadelesi” doğuyor.
Tanrılar Zar AttığındaAndre Alexis · Nora Kitap · 2016178 okunma