insanlar seni dışladığında, dışlanmış kalmaya devam et
Kesik Kulak
Van Gogh, paketi verdikten sonra hiçbir şey olmamış gibi sessizce odasına döndü ve kanlar içindeki yatağında uykuya daldı. Ertesi sabah polis onu kan kaybından ölmek üzereyken buldu. Kulağını emanet ettiği o genç kadın ise bu travmatik gecenin izlerini hayatı boyunca taşıdı. Neden kesik kulağını o kıza verdi..? Neden o kızı seçti..? En çarpıcı ve en çok kabul gören teori şu, Van Gogh'un yaşadığı Arles kasabası, kanlı boğa güreşleri ile meşhurdu ve Van Gogh bu güreşleri sık sık izlemeye giderdi. Bu güreşlerin çok vahşi bir geleneği vardır: Matador boğayı öldürüp zafer kazandığında, boğanın kulağını keser ve arenadaki izleyiciler arasından seçtiği bir kadına ödül olarak sunardı. Gauguin ile yaşadığı kavgada kendini yenilmiş bir boğa gibi hisseden Van Gogh'un, kendi kulağını kesip bunu genelevdeki bir kadına sunması, bilinçaltında bu kanlı matador ritüelini canlandırdığı şeklinde yorumlanır. Kendisini hem kurban hem de matador yerine koymuştur. Van Gogh'un da kendini toplumdan dışlanmış, yaralı ve kusurlu gördüğü biliniyor. Kriz anındaki o karanlık mantığıyla; kendisi gibi acı çeken, bedeni parçalanmış bu kadına,(kadın köpek tarafından ısırıllmıştır) kendi bedeninden bir parça vererek sapkın bir empati kurduğu düşünülüyor. Sanki kendi kanlı etini, onun eksik veya yaralı etinin yerine koymak istemişti. # @lıntı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Bu gece biraz psikoloji çalıştım.
KARA KOYUN PSİKOLOJİSİ NEDİR? Psikolojide "ailenin kara koyunu" olarak adlandırılan kişi, çoğu zaman ailenin içinde diğerlerinden farklı düşünen, farklı hisseden, farklı seçimler yapan ve bu yüzden sürekli eleştirilen ya da yanlış anlaşılan kişidir. Bazı ailelerde herkesin sessiz kaldığı konuları dile getiren, sorgulayan, kendi doğrularının peşinden giden kişi zamanla "sorunlu", "uyumsuz" ya da "asi" olarak etiketlenebilir. Oysa çoğu zaman o kişi ailenin problemi değil, ailenin görmek istemediği gerçeklerin aynasıdır. Çünkü her ailede bazı kurallar, bazı alışkanlıklar ve yıllardır konuşulmayan bazı yaralar vardır; kara koyun olarak görülen kişi ise çoğu zaman bu döngüyü fark eden ve değiştirmeye çalışan kişidir. Bu yüzden aile içinde en çok eleştirilen, en çok yargılanan veya en az anlaşılan kişi her zaman en yanlış kişi değildir. Bazen sadece kendi kimliğini korumaya çalışan, başkalarının beklentilerine göre yaşamak istemeyen ve kendi hayatının sorumluluğunu almak isteyen kişidir. Ne yazık ki bazı aileler farklılığı bir zenginlik olarak görmek yerine bir tehdit olarak algılar ve bu da kişinin kendini yalnız, değersiz veya dışlanmış hissetmesine neden olabilir. Fakat unutulmaması gereken bir şey vardır: Bir ailede kara koyun olmak, kötü ya da eksik olmak anlamına gelmez. Bazen bu, nesiller boyunca süregelen yanlışları fark eden ilk kişi olmak demektir. Ve bazen en çok dışlanan kişi, aslında kendi benliğini kaybetmeyen, herkes gibi olmaya çalışırken kendinden vazgeçmeyen kişidir. Çünkü her aile aynı insanları sever, ama her aile farklı olanı anlamayı başaramaz. 🌿 Belki de bazı insanlar ailenin kara koyunu değildir; sadece aile içinde kendi rengini koruyabilen tek kişidir.
KARA KOYUN PSİKOLOJİSİ NEDİR? Psikolojide "ailenin kara koyunu" olarak adlandırılan kişi, çoğu zaman ailenin içinde diğerlerinden farklı düşünen, farklı hisseden, farklı seçimler yapan ve bu yüzden sürekli eleştirilen ya da yanlış anlaşılan kişidir. Bazı ailelerde herkesin sessiz kaldığı konuları dile getiren, sorgulayan, kendi doğrularının peşinden giden kişi zamanla "sorunlu", "uyumsuz" ya da "asi" olarak etiketlenebilir. Oysa çoğu zaman o kişi ailenin problemi değil, ailenin görmek istemediği gerçeklerin aynasıdır. Çünkü her ailede bazı kurallar, bazı alışkanlıklar ve yıllardır konuşulmayan bazı yaralar vardır; kara koyun olarak görülen kişi ise çoğu zaman bu döngüyü fark eden ve değiştirmeye çalışan kişidir. Bu yüzden aile içinde en çok eleştirilen, en çok yargılanan veya en az anlaşılan kişi her zaman en yanlış kişi değildir. Bazen sadece kendi kimliğini korumaya çalışan, başkalarının beklentilerine göre yaşamak istemeyen ve kendi hayatının sorumluluğunu almak isteyen kişidir. Ne yazık ki bazı aileler farklılığı bir zenginlik olarak görmek yerine bir tehdit olarak algılar ve bu da kişinin kendini yalnız, değersiz veya dışlanmış hissetmesine neden olabilir. Fakat unutulmaması gereken bir şey vardır: Bir ailede kara koyun olmak, kötü ya da eksik olmak anlamına gelmez. Bazen bu, nesiller boyunca süregelen yanlışları fark eden ilk kişi olmak demektir. Ve bazen en çok dışlanan kişi, aslında kendi benliğini kaybetmeyen, herkes gibi olmaya çalışırken kendinden vazgeçmeyen kişidir. Çünkü her aile aynı insanları sever, ama her aile farklı olanı anlamayı başaramaz. 🌿 Belki de bazı insanlar ailenin kara koyunu değildir; sadece aile içinde kendi rengini koruyabilen tek kişidir. Ve iyi geceler 💫
Sermayenin geleneksel amiral gemisi (Koç) ile devletin ideolojik ve siyasi direksiyonunu tutan ittifakın (Erdoğan-Bahçeli) o görünmez, pragmatik ortaklığını deşifre etmeden, salın üzerindeki kitlelere kurtuluş reçetesi sunulamaz. Çünkü kitleler, yukarıdaki sahte kavgaları gerçek zannedip aşağıda birbirini boğarken, geminin motor odasındaki çarklar kusursuz bir uyumla dönmektedir. Siyasi söylemler (üst yapı), ekonomik çıkarları (alt yapı) korumak için üretilen birer maskedir. Erdoğan ve Bahçeli; kitleleri konsolide edecek milliyetçi, muhafazakar ve güvenlikçi ideolojik anlatıyı ("Beka" söylemini) üretir. Toplumsal öfkeyi kültürel kutuplara kanalize ederek salın üzerindeki kavganın sürmesini sağlar. Koç ve geleneksel büyük sermaye ise bu istikrar ve baskı ikliminde çarkların dönmesini, fabrikaların çalışmasını, ihracat hatlarının açık kalmasını güvence altına alır. Kürsüde ne kadar sert nutuklar atılırsa atılsın, vergi rekortmenleri listeleri, teşvikler ve ihale dağılımları bu elitlerin "aynı odada" ne kadar rahat anlaştığını gösterir. Halkı birleştirecek doğru argümanın önündeki en büyük engel, sal sakinlerinin kendilerini "sınıfsal" olarak değil, "kültürel" olarak tanımlamalarıdır. Muhafazakar bir işçi, kendini sömüren sistemle bağ kurmak yerine, sırf "alnı secdeye değiyor" diye yukarıdaki siyasi elite aidiyet hisseder. Laik bir beyaz yakalı ise, kendi ekonomik çöküşünü sorgulamak yerine, karşı mahallenin cehaletine öfkelenerek kendini geleneksel sermaye elitinin yanına konumlandırır. İşte tam da bu yüzden, halka sadece "demokrasi, adalet, insan hakları" gibi soyut ya da kültürel argümanlarla giderseniz kitleleri birleştiremezsiniz. Çünkü o kavramlar da anında mahalle kavgasının mezesi haline getirilir. Halkı birleştirecek tek bir gerçek vardır. Müşterek sefalet ve
Sosyoloji
...içim, dışıma küsmüş dışım, dışlanmış içim dediğimden.. çiğ kalmış vuslat, hasret, pişmişte pişmiş şiirin yangınında.. birleşmiş hemoglobin oksijenle; kırmızı olmuş kan, birleşememişiz! kanrevan olmuş tüm renkler.. kaçmış huzur akıldan, kınından çıkmış; alfabeyi kılıçtan geçiren hüzün denen zât.. meşakkatli olmuş yaşamak, yaş eskisinden de kat be kat.. hiç açılmamış içim, acısını dindirecek olan uzaklara düşmüş yıldırımla ya da taşınmış bir bulutla.. sen söylesene kendine tek başınayken; beni senden başka seven olursa zahmet eder.
Şiir