Çocuklar büyümek için gerçekte neye gereksinme duyarlar? Kucaklanmaya ve kararlılığa. İçtenlikle kucak açan, koruyan ve ona sağlam bir korunak veren dişil/anneye; onu yönlendirecek, düzeltecek, yürüyeceği yolu gösterecek eril/babaya. Son yüzyıllarda ortaya çıkan sonsuz sayıdaki kültürel model, bize büyük bölümü doğa tarafından oluşturulmuş olan varoluşumuzu ve doğanın değişmez yasaları olduğunu unutturdu. Bu yasalar bize canlı olanın gelişmek için sağlam bir toprak zemine ve uzanacak bir yöne gereksinmesi olduğunu söyler. Günümüzün umutsuz yalnızlığı bu ebedi hareketten dışlanmış olmamızdan da kaynaklanır, çünkü insanın kaderi ve mutluluğunu belirleyenin kuramlar, düşünceler, günümüzde eklenen teknoloji olduğu sanılır. Ama varoluşumuzun evrimsel bütünlüğü içinde düşünceler pastanın üstündeki kremadır, onun altındaki her şey kesinlikle doğadır. Ve doğada kurulur yuvalar, açılır mağaralar ve hayat buralarda azami korunmayla karşılanır, dışarıda yaşamanın yasaları buralarda öğretilir, çünkü mağaranın dışında görülecektir başa neler gelebileceği, tepki verme ve günleri uzatma yeteneği. Modern aile ilişkilerinin paramparçalığı, bunların daimi akışkanlığı, ebeveynin zihninin çoğunlukla başka bir yerde olması bu yeni çaresiz isteksiz yalnızlıkları, en azından bir an için canlı olduğunu hissedebilmek için giderek artan dürtü arayışları peşinde dolaşmayı yaratıyor.
Sayfa 90·Kitabı okuyor
“Dünyadan dışlanmış kişiler için zaman farklı biçimde akar. Günün belli saatlerindeki trafik gibi akıp gider ya da toprağın üzerinde santim santim ilerleyen bir gölge gibi hareket eder veya canının çektiği şeyler konusunda size sinyaller gönderen bedeniniz gibi işler. Sanki yanınızdan yavaşça geçip gidiyor gibidir ama aslında günler hızla geçmektedir ve çok geçmeden yüzünüz değişecek, başka birinin yüzü hâline gelecektir. Aslında belki de eskisinden daha çok size benzeyecektir, o da mümkün.”
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Kabul etmek, kendisini dışlanmış hissetmekten daha az acı veriyordu.
Hayran olunası
Tüm bunlar olurken Frederick bir gizemdi. Gerçekte kimdi o? Prusya devletinden bir tarihçi şu şekilde cevap veriyor; "Kaba babasının 'dürüst bir adam ol, dürüst ol' emrine, ergen Frederick gerçeği gizleyen ahlaki olarak agnostik, dışlanmış bir adamın kurnaz, yılışık bir inceliğiyle cevap vermişti." Bu hilekar, kurnaz ve acımasız adam babasının eseriydi ama aynı zamanda babası tarafından mahvedilmişti. Klasikleri yeniden okuyor, insanlığın kaderini düşündükçe kahroluyor ve dişleri düşene kadar flüt alıştırmaları yapıyordu, "en son basılan felsefe eserlerini yalayıp yutuyor ve ölen arkadaşlarının veya ona ihanet edip evlenenlerin bıraktığı boşluğu doldurmak için yeni muhabbet partnerleri arıyordu.
Sayfa 360·Kitabı okuyor
1000Kitap
Burada, çok önemli olan bir noktayı da belirtmeli ve açıklamalıyım. Ulus ve ordu, padişah ve halifenin ihanetinden haberli olmadığı gibi, o makama ve o makamda bulunana karşı, yüzyılların kökleştirdiği dinsel ve geleneksel bağlarla içten gelerek boyun eğmekte ve sadık. Ulus ve ordu bir yandan kurtuluş yolu düşünürken bir yandan da yüzyıllardır süregelen bu alışkanlılığın güdüsüyle kendisinden önce, yüce hilafet ve saltanat makamının kurtarılmasını ve dokunulmazlığını düşünüyor. Halifesi ve padişahsız kurtuluşun anlamını kavramak yeteneğinde değil… Bu inanca karşıt fikir ve görüş ortaya koyacakların vay haline! Derhal dinsiz, vatansız ve, hain ve dışlanmış kişi olur… 
Yaşam dürüst müdür?
Yaşamın dürüstlüğünden kuşkuya düştü ;kendini yaşam şöleninden dışlanmış hissetti.
Sayfa 108