Aydınlar Üzerine

8,4/10  (5 Oy) · 
30 okunma  · 
3 beğeni  · 
781 gösterim
20. yüzyılın önde gelen aydınlarından Jean-Paul Sartre, romanları, oyunları ve düşünce yazılarıyla varoluşçuluğu olduğu kadar bütün bir yüzyılın gençlerini de etkilemiştir.

Aydın kimdir? Kendisini ilgilendirmeyen şeylere burnunu sokan, insan ve toplum adına kabullenilmiş gerçeklerin ve bundan kaynaklanan davranışların tümünü sorgulama iddiasında olan biri midir? İşlevi var mıdır? Bu işlevini yerine getirmek için kim görevlendirmiştir onu? Yoksa onun özelliği, hiç kimse tarafından görevlendirilmemiş olması, konumundan dolayı kimseye borçlu olmaması mıdır? Öyleyse bu özelliğiyle o, canavarlaşmış toplumların ürünü bir canavardır. Onu kimse istememekte, hiç kimse tanımamaktadır. Söyledikleri, yazdıkları karşısında duyarlı olunabilir, ama varoluşuna pek aldırılmaz.

20. yüzyılın en etkili düşünürlerinden Jean-Paul Sartre, Aydınlar Üzerine adlı kitabında "aydın" kavramını pek çok yönden inceliyor.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Ocak 2013
  • Sayfa Sayısı:
    111
  • ISBN:
    9789755107578
  • Orijinal Adı:
    Plaidoyer Pour Les Intellectuels
  • Çeviri:
    Aysel Bora
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
Ayse Huangru 
04 Ağu 02:29 · Kitabı okudu · 23 günde · Beğendi · 8/10 puan

"... o halde, içinde yaşadığı toplumu anlayabilmesi için aydının önünde tek bir yol var; o da, toplumu ezilenlerin bakış açısından ele almak." (syf.53)

Kitaptan 8 Alıntı

Mehmet Reşit 
14 Ağu 21:12 · Puan vermedi

Yazarların en nesnel olanı bile kitaplarında, görülmeyen ama hissedilen bir varlık olarak bulunmak ister.

Aydınlar Üzerine, Jean-Paul SartreAydınlar Üzerine, Jean-Paul Sartre
Mehmet Reşit 
14 Ağu 21:18 · Puan vermedi

İnsanın arkasında inkar edemeyeceği bir geçmişi vardır, inkar etseniz bile, büsbütün inkar edemezsiniz; çünkü o kendi iskeletiniz gibi sizin içinizdedir.

Aydınlar Üzerine, Jean-Paul SartreAydınlar Üzerine, Jean-Paul Sartre
Emre Doğan 
28 Ağu 19:19 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Parçalanmış toplumların ürünü olan aydın, bu toplumların varlığının kanıtıdır, çünkü onların parçalanmışlığını içselleştirmiştir. O halde, aydın tarihin bir ürünüdür. Bu bakımdan, hiçbir toplum kendini suçlamadan aydınlarından şikayet edemez, çünkü ne ektiyse onu biçmiştir.

Aydınlar Üzerine, Jean-Paul Sartre (Sayfa 37 - Can Yayınları)Aydınlar Üzerine, Jean-Paul Sartre (Sayfa 37 - Can Yayınları)
Emre Doğan 
29 Ağu 18:43 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Adlandırmak, gösterileni sunulur hale getirmek ve onu öldürmektir, onu bir söz kalabalığı içinde boğmaktır.

Aydınlar Üzerine, Jean-Paul Sartre (Sayfa 74 - Can Yayınları)Aydınlar Üzerine, Jean-Paul Sartre (Sayfa 74 - Can Yayınları)
Emre Doğan 
28 Ağu 18:48 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bilimsel ve teknik düşünce evrenselliğini ancak gözetim altında geliştirebiliyor, bu yüzden de, evrenselliğe sahip olmasına karşın, evrensel, özgür ve sağlam bir çekirdeğin varlığına karşın, belli bir grubun emrindeki bilim, bir ideolojiye dönüşüyor.

Aydınlar Üzerine, Jean-Paul Sartre (Sayfa 32 - Can Yayınları)Aydınlar Üzerine, Jean-Paul Sartre (Sayfa 32 - Can Yayınları)
Mehmet Reşit 
14 Ağu 21:15 · Puan vermedi

Çünkü yapıt, bizi ezen bir dünyada oluşun -bilgi yokluğu düzleminde- yeniden kurulması, öte yandan da yaşamın mutlak değer ve herkese seslenen bir özgürlüğün gereği olarak yaşanmış doğrulanışıdır.

Aydınlar Üzerine, Jean-Paul SartreAydınlar Üzerine, Jean-Paul Sartre
Mehmet Reşit 
09 Ağu 22:07 · Puan vermedi

Aydın?
... Yani kimse ona en küçük bir hak, en küçük bir statü tanımıyor. Dolayısıyla varlığı kabul edilemiyor. toplumlarımızda salt bir pratik bilgi teknisyeni olmak gerçek bir olanaksızlık olduğundan, varlığı da kendini kabullenemiyor çünkü. Bu tanım, aydını insanların en çaresiz yapıyor. Kuşkusuz o seçkin sınıfa dahil olamaz, çünkü yola çıktığında bilgiye sahip değildir, dolayısıyla güce de. Çoğu kez eğitimciler arasından çıksada, eğitme iddiasında değildir, çünkü cahilin tekidir. Eğer profesör ya da bilginse, gerçek ilkelerden türemese bile bazı şeyleri bilmektedir; aydın olarak araştırır. Evrensel ile özelin sınırları ve içinde asılı gibi durduğu mitlerin gerçekliğe koyduğu şiddet dolu ya da incelikli sınırlar onu araştırmacı yapmıştır. Öncelikle, kendisine yakıştırılan çelişkili varlığı uyumlu bir bütünlüğe çevirmek için kendi üstünde araştırma yapar...

Aydınlar Üzerine, Jean-Paul SartreAydınlar Üzerine, Jean-Paul Sartre
Emre Doğan 
29 Ağu 22:14 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Günlük dil içinde aynı şey söz konusu : Onu konuşuyorum ve aynı anda, başkası olarak onun tarafından konuşuluyorum. Elbette bu iki olgu eşzamanlı diyalektik açıdan birbirine bağlı. Daha, "Günaydın, Nasılsınız?" derken ben mi dili kullanıyorum, dil mi beni kullanıyor, bilemiyorum. Dili ben kullanıyorum :Yeniden görmekten haz duyduğum bir insanı tekilliği içinde selamlamak istedim ; dil beni kullanıyor : Ben, benim kanalımla kendini gösteren beylik bir söylemi - doğrusu çok özel tonlamalarla- yeniden gündeme getirmekten başka bir şey yapmadım ve o andan itibaren, bütün bir dil hazırdır ve bunu izleyen karşılıklı konuşmada söylemek istediklerimin eklemlenmiş yapım ekleri topluluğuyla saptırılmış, kısıtlanmış, çarpıtılmış, zenginleştirilmiş olduğunu göreceğim. Böylece, dil denen o tuhaf ilişki, başkasının bizi "benzerler " yani bilerek iletişim kuran özneler olarak birleştirmesiyle orantılı olarak, beni başkası olarak o başkasına bağlar.

Aydınlar Üzerine, Jean-Paul Sartre (Sayfa 86 - Can Yayınları)Aydınlar Üzerine, Jean-Paul Sartre (Sayfa 86 - Can Yayınları)