Biz ölünce,insanlar balonlara binip uçacak, paltolarının modasını değiştirecek. Altıncı bir his keşfedip belki de onu geliştirecekler ama hayat yine aynı kalacak: Zorluk, gizemler ve mutlulukla dolu. Bundan bin yıl sonra, insanlar yine aynı şekilde çekecek: “Ah, hayat ne zor.” Yine de tıpkı şimdiki gibi, ölmekten korkacak ve kaçacaklar.
"Kalsan olmaz mı" Uyuyan kızı izlerken sesi yalvarır gibi çıkmıştı "Yeşil" dedi her gece yaptığı gibi onun adını zikredereken. Yüzüne baktı ve içi acıdı "Ölmesen olmaz mı?"
Karakoldan çıkıp Artuş'un merkezine doğru ilerledikçe kendimizi adeta bir distopyanın içinde bulduk. Artuş, kocaman askeri bir kışlayı andırıyordu: İnsanların ve araçların hareketini izleyen kameralar aşırı yoğunluktaydı. Her köşede polis kontrol noktaları vardı. Çinlilerin yerleştirildiği yüksek ve modern apartman blokları, Müslüman mahallelerinin içine doğru sokuluyordu.